Alman mahkemesinden Noel pazarı saldırısı failine en ağır ceza

26 Haziran 2026 19:15

Almanya'nın Magdeburg kentinde 20 Aralık 2024'te Noel pazarına düzenlenen ve altı kişinin hayatını kaybettiği saldırının faili Taleb Al Abdulmohsen hakkında karar açıklandı. Magdeburg Eyalet Mahkemesi, sanığı Almanya ceza hukukundaki en ağır yaptırım olan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.

Alman mahkemesinden Noel pazarı saldırısı failine en ağır ceza

RûpelNews - Mahkeme ayrıca "suçun özel ağırlığı" (besondere Schwere der Schuld) bulunduğuna hükmetti. Bu karar, ömür boyu hapis cezası alan hükümlüler için normal şartlarda 15 yıl sonra yapılabilen tahliye değerlendirmesinin sanık açısından fiilen ortadan kalkması anlamına geliyor.

Mahkeme ayrıca, sanığın gelecekte toplum açısından tehlike oluşturmaya devam etmesi ihtimaline karşı güvenlik gözetimi (Sicherungsverwahrung) uygulanabileceği yönünde de karar verdi.

"Önüne çıkan herkesi öldürmek istiyordu"

Mahkeme Başkanı Dirk Sternberg, karar gerekçesinde saldırının planlı ve kasıtlı olduğunu belirterek sanığın önüne çıkan herkesi öldürme niyetiyle hareket ettiğini söyledi.

Mahkemeye göre sanık, altı kişiyi öldürmenin yanı sıra yüzlerce kişiyi de öldürmeye teşebbüs etti. Kararda, cinayet suçunun üç temel unsurunun oluştuğu belirtildi. Bunlar; düşük saiklerle hareket edilmesi, mağdurların savunmasız durumundan yararlanılması ve toplum için son derece tehlikeli bir yöntem kullanılması olarak sıralandı.

Hakim ayrıca sanığın saldırıyla büyük bir kamuoyu ve medya ilgisi oluşturmayı hedeflediğini ifade etti.

Altı kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı

Saldırı, 20 Aralık 2024 akşamı Magdeburg kent merkezindeki Noel pazarında meydana geldi. Taleb Al Abdulmohsen kiraladığı BMW X3 marka araçla beton bariyerlerdeki açıklıktan geçerek kalabalığın arasına daldı.

Yaklaşık bir dakika süren saldırıda dokuz yaşındaki bir çocuk ile beş kadın yaşamını yitirirken yüzlerce kişi fiziksel ve psikolojik olarak yaralandı. Olay, Almanya'nın son yıllarda yaşadığı en ağır kitlesel saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.

Sanık duruşmada tepki vermedi

Kararın okunması sırasında mahkeme salonundaki teknik bir arıza nedeniyle sanık ilk anda verilen cezayı duyamadı. Sorunun giderilmesinin ardından karar yeniden okundu. Taleb Al Abdulmohsen'in karar boyunca herhangi bir tepki göstermediği, sakinliğini koruduğu aktarıldı.

Dava süresince ise sanığın sık sık komplo teorileri dile getirdiği, uzun ve anlaşılması güç açıklamalar yaptığı, zaman zaman mahkeme düzenini bozduğu ve kendisini ön plana çıkarmaya çalıştığı belirtildi.

Mahkeme: İdeolojik değil, kişisel motivasyon

Soruşturma ve yargılama sürecinde saldırının olası motivasyonu da ayrıntılı biçimde incelendi. Mahkeme ve savcılık, olayın İslamcı ya da başka bir terör örgütünün ideolojisi doğrultusunda gerçekleştirilmediği sonucuna vardı.

Yargı makamlarına göre saldırının temelinde sanığın kişisel öfkesi, çeşitli kurumlarla yaşadığı anlaşmazlıklar, başarısız hukuki girişimleri ve yoğun ilgi görme isteği bulunuyor. Psikiyatri uzmanlarının değerlendirmelerinde de sanığın kişilik bozukluğu belirtileri gösterdiği ancak işlediği suçtan cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak düzeyde bir akıl hastalığı bulunmadığı ifade edildi.

200'den fazla mağdur davaya katıldı

Davaya 204 mağdur ve hayatını kaybedenlerin yakını müdahil olarak katıldı. Karar duruşmasını 70'ten fazla saldırı mağduru da mahkeme salonunda takip etti.

Saldırıdan sağ kurtulan birçok kişi, duruşmalar boyunca yaşadıkları travmayı yeniden hatırlamak zorunda kaldıklarını ancak kararın kendileri açısından adalet duygusunu güçlendirdiğini dile getirdi.

Karar kesinleşmedi

Mahkemenin verdiği ömür boyu hapis kararı henüz kesinleşmiş değil. Sanığın kararı üst mahkemeye taşıma hakkı bulunuyor. Bununla birlikte verilen ceza, Alman ceza hukukunda uygulanabilecek en ağır yaptırım olarak değerlendiriliyor.

Saldırının ardından güvenlik kurumlarının olayı önceden önleyip önleyemeyeceği yönündeki tartışmalar ise sürüyor. Bazı hukukçular ve siyasetçiler, saldırı öncesinde yapılan uyarıların yeterince ciddiye alınıp alınmadığının ilerleyen dönemde de hem siyasi hem de hukuki açıdan tartışılmaya devam edeceğini belirtiyor. (Der Spiegel)