Nizamettin Ariç’ten Mem Ararat’a destek, Kürt sanatçılarına çağrı
Nizamettin Ariç, Mem Ararat’ın “son dönemlerde kendisine yönelik yürütülen linç kampanyaları, yıllardır Kürt müzik piyasasında ve bazı Kürt kurumları içerisinde emeğinin karşılığını alamadığı, haksızlıklara uğradığı ve verilen sözlerin tutulmadığı” yönündeki açıklamalarına destek verdi.
RûpelNews - Sosyal medya hesabından açıklama yapan ünlü Kürt sanatçı Nizamettin Ariç, meslektaşı Mem Ararat’ın gündeme taşıdığı telif hakları ihlalleri ve emek sömürüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Mem Ararat’a destek veren Ariç, Kürt sanatçılarına yönelik telif hakkı ihlalleri ve eser gaspının münferit olmadığını, yıllardır süren sistematik bir sömürü ve hegemonya düzeninin parçası olduğunu vurguladı.
Ariç, Türkiye’de Kom Müzik, Avrupa’da ise Mîr Müzik adıyla faaliyet gösteren yapıların sanatçıların eser ve telif haklarını ellerinden aldığı, birçok müzisyenin ekonomik ve hukuki mağduriyet yaşadığı ifade edildi.
Ariç, açıklamasında, sanatçılara sessiz kalmamaları çağrısı yapılarak ortak bir hukuk mücadelesi yürütülmesi gerektiği belirterek, Mem Ararat’a yönelik yaşanan haksızlığı kınandı.
Ariç’in açıklaması şöyle:
Kürt Sanatını Hedef Alan Hegemonya ve Sömürü Sistemi
Kürt sanatçılarının eserlerine ve emeğine yönelik gasp, sömürü ve korsanlaştırma; yalnızca değerli sanatçımız Mem Ararat’ın yaşadığı münferit bir olaydan ibaret değildir. Aksine bu durum, yıllardır Kürt müziği ve sanat üretimi üzerinde kurulan sistematik bir sömürü düzeninin parçasıdır. Bu sömürü düzeni sadece ticari bir nitelik taşımamakta; aynı zamanda Kürt sanatı ve siyaseti üzerinde hegemonya kuran ideolojik bir yapının parçası olarak işlev görmektedir.
“Ben de mağdur edildim”
Türkiye ve Kürdistan’da Kom Müzik, Avrupa’da ise Mîr Müzik adı altında faaliyet yürüten yapılar; sanatçıların eserlerini ve tüm telif haklarını ellerinden alarak birçok müzisyeni mağdur etmiştir. Ben de farklı bir boyutta olsa dahi bu mağduriyeti bizzat deneyimlemek zorunda kalan sanatçılardan biriyim.
Geçmişte Mîr ve Kom ile bağlantılı çevreler, çeşitli etkinliklerde satmak üzere benden belirli miktarlarda CD talep etti ve ben de kendilerine bu ürünleri sağladım. Ancak sattıkları bu CD’lerin ödemelerini şahsıma yapmayarak emeğimi gasp ettiler. Bu konuyu, PKK’nın etki alanında sanatçı olarak aktif olan çok sayıda isimle görüşmüş olmama rağmen maalesef hiçbir çözüm üretilmedi. Bu sorumsuz yaklaşımın bir sonucu olarak müziğimi bir daha asla bu yapılara teslim etmedim.
“Bu hırsızlık ve korsanlık düzeni hâlâ sürüyor”
Uğradığım haksızlığı ve bu konudaki temel şikayetimi, özellikle SES Plak özelinde de kısaca dile getirmek istiyorum:
1990’lı yıllarda, Etem Güner ve Hasan Güner’e ait bir şirket olan SES Plak ile imzaladığım anlaşma, toplamda beş albümü kapsıyordu. Bu anlaşma; karşılıklı imzalanmış, usulüne uygun, şahitli ve tasdikli bir sözleşmeye dayanmaktaydı. Ancak üzerinde mutabık kalınan ödemeler belirlenen süre zarfında yapılmadığı ve bu ödemelerin tarafıma ulaşmayacağı kesinleştiği için, avukatım aracılığıyla sözleşmeyi hukuki olarak feshettim ve eserlerime ait tüm dağıtım haklarını geri aldım.
Buna rağmen söz konusu beş albüm; SES Medya, SES Müzik ve SES Plak gibi çeşitli yeni isimler altında, bugüne dek yasa dışı bir biçimde dolaşımda tutulmaya devam etmiştir. Bilinmesini isterim ki; bugün piyasada gördüğünüz ve üzerinde SES logosu bulunan eserlerimin pek çoğu iznim olmaksızın dağıtılmaktadır; bu hırsızlık ve korsanlık düzeni hâlâ sürmektedir. Aydın Plak ve Koçer Plak (Müzik) gibi albümlerimden bir veya ikisini yasa dışı yollarla kopyalayıp dağıtan diğer şirketlerin adını ise şimdilik sadece zikrederek geçiyorum.
Tüm Kürt sanatçılarına çağrı
Bu sorun yalnızca birkaç sanatçıyı etkilemekle kalmayıp, tüm Kürt sanat ve kültür camiasını yakından ilgilendirmektedir. Bizler sesimizi yükseltmediğimiz müddetçe bu sömürü düzeni varlığını sürdürmeye devam edecektir.
Bu nedenle; tüm Kürt sanatçılarına, müzisyenlerine ve bestecilerine sesleniyor; onları maruz kaldıkları haksızlıkları dile getirmeye ve yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşmaya çağırıyorum. Sessizlik, yalnızca bu adaletsiz düzeni ayakta tutmaya ve kalıcı kılmaya hizmet eder.
Şayet bu konuda hukuki destek sunmaya istekli avukatlar veya hukuk profesyonelleri olursa, sanatçıların güçlerini birleştirerek ortak bir hukuk mücadelesi yürütmelerini tüm kalbimle desteklediğimi özellikle vurgulamak isterim. Kürt sanatının, dilinin, kültürünün ve kültürel üretiminin korunması hepimizin ortak ve tarihsel sorumluluğudur.
42 yıldır Kürt sanatçıları bastırmaya, terörize etmeye ve silmeye çalışıyorlar.
Bu sistemi ortadan kaldırmalıyız.
Değerli Mem Ararat’a yapılan bu haksızlığı bir kez daha şiddetle kınıyorum.
Kürt Sanatını Hedef Alan Hegemonya ve Sömürü Sistemi
— Nizamettin Ariç (@aricnizamettin) May 16, 2026
Kürt sanatçılarının eserlerine ve emeğine yönelik gasp, sömürü ve korsanlaştırma; yalnızca değerli sanatçımız Mem Ararat’ın yaşadığı münferit bir olaydan ibaret değildir. Aksine bu durum, yıllardır Kürt müziği ve sanat üretimi… pic.twitter.com/g50S12FP4V
