Rojavalı Dr. Davut: Kürtçe resmi veya eğitim dili değil, seçmeli ders olacak

28 Ağustos 2026 19:42

Rojava’nın Kamışlo kentinden olan ve İstanbul’daki özel bir hastanede görev yapan Dr. Mehdi Davut, Suriye’de yeni süreçle birlikte Kürtçenin statüsüne ilişkin gelişmeleri değerlendirdi.

Rojavalı Dr. Davut: Kürtçe resmi veya eğitim dili değil, seçmeli ders olacak

RûpelNews - Kürtçenin resmi dil veya eğitim dili olarak tanınması için bir grup aydın, yazar ve doktorla birlikte Suriye yönetimiyle görüşmeler yürüttüklerini belirten Dr. Mehdi Davut, mevcut durumda Kürtçenin resmi veya tam anlamıyla eğitim dili olmadığını, ancak okullarda seçmeli ders olarak okutulmasının gündemde olduğunu söyledi.

RûpelNews’ten Cesim İlhan’ın sorularını yanıtlayan Davut, Kürtçenin üniversitelerde geliştirilmesi için özellikle yurt dışında yaşayan Kürtlerin akademik destek vermesi gerektiğini vurgularken, DSG’nin Suriye’ye entegrasyon sürecinin de kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti.

İlhan: Kürtçenin Suriye’deki mevcut statüsü nedir? Resmi dil mi, eğitim dili mi olacak?

Davut: Şu an Kürtçe Suriye’de resmi dil değil. Resmi dil dediğimiz zaman bunun devletin bütün belgelerinde ve resmi evraklarında kullanılması gerekiyor. Kürtçe şu anda böyle bir konumda değil. Biz isterdik ki resmi dil olsun. Ancak mevcut durumda Kürtçe okullarda seçmeli ders olarak okutulacak. Özellikle Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde öğrenciler Kürtçeyi seçmeli ders olarak seçebilecek ve bu derslerin notları da öğrencilerin eğitimine yansıyacak. Ama bunun altını çizmek gerekiyor: Bu, Kürtçenin yüzde 100 resmi dil ya da ikinci resmi dil olduğu anlamına gelmiyor.

İlhan: Peki, Kürtçenin eğitim dili olmasıyla seçmeli ders olarak okutulması arasındaki fark nedir?

Davut: Eğitim dili dediğimiz zaman matematiğin, coğrafyanın, fiziğin Kürtçe olması gerekir. Anaokulundan ortaokula, liseden üniversiteye kadar eğitim müfredatının Kürtçe olması gerekir. Şu anda böyle bir aşamaya gelmedik. Kürtçe eğitim dili değil, seçmeli ders olacak. Biz bunun üzerine çalışacağız ve bu konuda taleplerimizi sürdüreceğiz.

İlhan: Suriye yönetimi Kürtçeyi “ulusal dil” olarak tanımlıyor. Peki “ulusal dil” ne anlama geliyor?

Davut: Ulusal dil aslında çok geniş bir kavram. Bir bölgede halk o dili kullanmak ve geliştirmek isterse tiyatro yapabilir, şarkı söyleyebilir, kitap yayımlayabilir, eğitimde seçmeli ders olarak kullanabilir. Üniversitelerde bölümler ve lisansüstü programlar açılabilir. Bence ulusal dil, devlete göre yasak olmayan ve devlet tarafından desteklenen dil anlamına geliyor. Örneğin ben Kürtçe Dili ve Edebiyatı Derneği kurdum ve eğitim vermek için desteğe ihtiyacım var. Devlet de bu çalışmaya sahip çıkacak. Dolayısıyla devletin bu dilin gelişmesi, eğitim verilmesi ve yayın yapılması için destek sunması ulusal dil kavramının önemli bir parçasıdır.

İlhan: Suriye’de Kürtçe eğitim konusunda üniversitelerde ne gibi gelişmeler var?

Davut: Bazı üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı fakülteleri açıldı. Örneğin El-Bab’da özel bir üniversitede Kürt Dili ve Edebiyatı Fakültesi açıldı ve buna engel olunmadı. Şu anda Kürtler kültürel faaliyetlerini ve Kürtçe eğitim çalışmalarını daha rahat bir şekilde yapabiliyorlar. Çok rahat kitap basılabiliyor, Kürtçe dil eğitimi verilebiliyor. Bunlar Esad döneminde mümkün değildi. Hatta o dönemde Kürtçe ile ilgili faaliyet yürüten insanlar sanki bir suç işlemiş gibi görülüyordu.

İlhan: Peki, kamu üniversitelerinde durum nasıl? Şam Üniversitesi’nin Kürtçe bölümü açma girişimi olmuştu. Neden gerçekleşmedi?

Davut: Şam Üniversitesi geçen yıl Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü açmaya çalıştı ama açamadı. Bunun temel nedeni sadece öğrenci başvurusu değil, akademik kadro eksikliğiydi. Kürtçe bilen, bu alanda yüksek lisans veya doktora yapmış Suriyeli akademisyenlerin sayısı sıfır denecek kadar az. Ne profesörün var, ne doktora öğrencin var ne de eğitim verecek akademik ekibin var. Milli Eğitim Bakanlığı hoca tayin etmek istiyor ama bu alanda yetişmiş insan sayısı çok az.

İlhan: Bu durumda Kürtlerin nasıl bir rolü olabilir?

Davut: Bence burada Kürtlerin özellikle yurt dışında yaşayan Kürtlerin üniversitelere ve Suriye’ye destek vermesi gerekiyor. Özellikle akademik ve edebiyat alanında ciddi bir desteğe ihtiyaç var. Kürtçe bilmek başka bir şey, Kürtçe eğitim verebilmek başka bir şey. Ben Kürtçe biliyorum ama Kürtçe eğitimi veremiyorum. Nasıl her Arapça bilen Arapça eğitimi veremiyorsa, Kürtler için de aynı şey geçerli. Bizim özellikle akademik ve edebiyat alanındaki eğitimli insan sayımız Araplara göre daha az. Benim okumam iyi ama yazarken hatalar yapıyorum. Dinlemem ve konuşmam iyi ama edebiyat konusunda zayıfım. Suriye’deki Kürtlerin genel durumu da buna benziyor. Dolayısıyla yurt dışındaki akademisyenlerin, yazarların ve aydınların bu sürece katkı sunması gerekiyor.

İlhan: Suriye yönetimiyle bu konularda doğrudan görüşüyor musunuz?

Davut: Evet. Biz yıllardır bunun üzerine çalışıyoruz ve Suriye’deki yetkililerle görüşüyoruz. Milli Eğitim Bakanı da bu konuda kararname yayımladı. Cumhurbaşkanı da görüşmelerimizde bunları söylüyordu. Bize açıkça, “Biz devlet olarak bir şey yaparız ama sizin de bir şeyler yapmanız lazım” denildi.

İlhan: Peki, sizin Suriye yönetimine ilettiğiniz temel talepler neler?

Davut: Talebimiz sadece dil meselesi değil. Kürtçenin resmi dil olması, eğitimde yer alması ve üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı fakülteleri ile bölümlerinin açılması bizim temel taleplerimiz. Biz bunun üzerine çalışmaya devam edeceğiz. Devlet şu anda bunların tamamını yapmayabilir veya buna gücü yetmeyebilir. Ama biz Kürt gençleri olarak bize düşeni yapmalıyız. Kendi dilimize sahip çıkmalıyız.

İlhan: Suriye yönetimiyle en son ne zaman görüştünüz ve size ne söylendi?

Davut: Şubat ayında görüştük. Bize verilen cevap özetle şuydu: “Biz devlet olarak hiçbir şeye karşı değiliz ama biz de her şeyi veremiyoruz.” Bir üniversite veya fakülte açmak istiyorsanız açabileceğiniz söylendi. Ancak devletin şu anda kendi imkânlarıyla yeni bir şey açmasının kolay olmadığı ifade edildi. Buna rağmen destek vermeye hazır olduklarını söylediler.

İlhan: Siz de bu süreçte Kürtçenin medya ve kültür alanında görünür olması için çalışmalar yürütüyorsunuz. Neler yapıyorsunuz?

Davut: SANA’nın Kürtçe bölümü açıldı. Biliyorsunuz, SANA Suriye’nin resmi haber ajansı. Biz SANA’ya destek verdik, oradaki arkadaşlarımızı destekledik ve Kürtçe biriminin oluşmasına katkı sunduk. Şu anda Uluslararası Şam Fuarı da var. Milyonlarca insanın ziyaret ettiği bu fuarda Kürtçe bölümünü ya da Kürt bölümünü açtık. İnsanların bizi görmesini istiyoruz. Biz evimizde oturduğumuz zaman kimse bizi tanımaz. Gidip kendimizi, dilimizi ve kültürümüzü Suriye toplumuna ve yeni Suriye yönetimine anlatmamız gerekiyor.

İlhan: Kürtçenin resmi dil olması talebiniz devam ediyor mu?

Davut: Tabii ki devam ediyor. Şu an devlet bunu yapmayabilir. Belki gücü yetmeyebilir. Ama bizim görevimiz bu talebi sürdürmek ve dilimize sahip çıkmak. Çünkü dilimiz dünyamızdır, dilimiz varlığımızdır.

İlhan: Biraz da Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Suriye devletine entegrasyon sürecini konuşalım. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Davut: Aslında entegrasyonun önündeki en büyük sorunlardan biri güvensizlikti. DSG, daha önceki rejimle ve Suriye sistemiyle yaşanan deneyimlerden dolayı Şam’a güvenmiyordu. Bunun yanında bazı Avrupa ülkelerinin de farklı yönlendirmeleri oldu. Sürekli “Paris’e gelin, Şam’a gitmeyin” gibi yaklaşımlar sergilendi. Ama sonunda tek çarenin Şam olduğu ve sorunların masada çözülmesi gerektiği görüldü. Bu nedenle şu anda entegrasyon yavaş yavaş tamamlanıyor.

İlhan: DSG’nin kontrolündeki yapı yaklaşık 11-12 yıl boyunca farklı bir yönetim modeliyle varlığını sürdürdü. Bu yapının bir gün Suriye’ye entegre olacağını öngörüyor muydunuz?

Davut: Maalesef bunun olacağı belliydi. Çünkü uzun vadeli projeler üzerine çalışılmıyordu. Uluslararası güçler de uzun vadeli projeleri desteklemiyordu. Günübirlik projeler ve günübirlik desteklerle bu yıllar geçti. Şimdi geriye baktığımız zaman, 11-12 yıl boyunca Amerika ya da Avrupa için Kürt gençleri canlarını feda etti.

İlhan: Yani Kürt gençlerinin verdiği mücadele ve ödediği bedelin karşılığının alınamadığını mı düşünüyorsunuz?

Davut: Maalesef bugün geldiğimiz noktada bunu sorgulamak gerekiyor. Kürt gençleri yıllarca savaştı, hayatlarını kaybetti. Ancak uzun vadeli siyasi bir proje oluşturulmadığı için bugün o dönemin kazanımları ciddi bir belirsizlik içerisinde. Uluslararası güçler kısa vadeli çıkarlar üzerinden hareket etti. Kürtler ise bunun bedelini canlarıyla ödedi. Bundan sonra yapılması gereken, sadece askeri veya günlük gelişmelere göre hareket etmek değil; Kürtlerin dili, kültürü, eğitimi ve siyasi hakları konusunda uzun vadeli ve kalıcı bir proje ortaya koymaktır.