Öcalan: Kürtler artık bazı devletlerin askerleri olmak istemiyor
DEM Parti Urfa Milletvekili ve PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeğeni Ömer Öcalan, Kürt siyasetçi Salih Müslim’in vefatı ve ‘yeni barış süreci’ hakkında değerlendirmelerde bulunarak Öcalan, Kürtlerin artık kendileri için savaşması gerektiğini vurguladı. Öcalan, “Salih Müslim her zaman Rojava Kürdistanı’nın ve Rojava Kürtlerinin varlığının Türkiye için bir tehdit olmadığını söylerdi. Ancak ne yazık ki bu gerçek anlaşılmadı” dedi.
RûpelNews - DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan, RûpelNews muhabiri Hasan Kösen’e Sahil Müslim’in vefatı ve amcası Abdullah Ocalan ile yaptığı son görüşmeye dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
‘Salih Müslim Kürdistan’ın dört parçası için ortak bir değerdi’
Öcalan, Kürt halkının Salih Müslim’in vefatını büyük bir üzüntüyle karşıladığını belirterek, “Salih Müslim bilge, yetenekli ve barışsever bir siyasetçiydi. Kürdistan’ın dört parçası için ortak bir değerdi. Büyük emekler vermiş bir aktivistti. Bize bıraktığı mirasa sahip çıkmalıyız. Bu miras tüm Kürtleri birleştirebilecek bir mirastır” dedi.
Salih Müslim’in her zaman halkın içinde olduğunu ifade eden Öcalan, ailesinin de büyük fedakârlıklar yaptığını söyledi. Öcalan, Müslim’in oğlu Welat’ın Rojava’daki savaşta şehid düştüğünü hatırlattı.
‘Türkiye, Salih Müslim’i anlamadı’
Ömer Öcalan, Suriye savaşının başladığı dönemde Salih Müslim’in Türkiye’yi birçok kez ziyaret ettiğini ve barışçıl ilişkiler kurmak amacıyla yoğun diplomatik temaslarda bulunduğunu belirtti.
Öcalan, “Ne yazık ki Salih Müslim’in yaklaşımı ve gerçekliği Türkiye tarafından anlaşılmadı” ifadelerini kullandı.
‘Rojava’nın varlığı Türkiye için tehdit değildir’
Salih Müslim’in komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurulması için çaba gösterdiğini söyleyen Öcalan, şunları kaydetti: “Salih Müslim, Kürtlerin komşu ülkelerle iyi ilişkiler geliştirmesi için yoğun diplomatik çalışmalar yürütüyordu. Vefat etmeden önce sık sık ‘Rojava Kürdistanı’nın ve Rojava Kürtlerinin varlığı Türkiye için bir tehdit değildir’ derdi. Ancak buna rağmen Rojava’ya yönelik tepkiler ve saldırılar devam etti.”
‘Kürdistan dört parçaya bölündü, ancak Kürtler birdir’
Bölgedeki gelişmelere de değinen Öcalan, yalnızca Rojava’daki Kürtlerin değil, Kürdistan’ın diğer bölgelerindeki Kürtlerin de komşu ülkelere tehdit oluşturmadığını söyleyerek şunları ifade etti: “Kürdistan Batılı devletler tarafından bölündü. Kürtler arasındaki sınırlar bizim için anlamsızdır. Yüz yıl önce Kürdistan bölündü, ancak Kürtler duyguları, kimlikleri ve bilinçleri bakımından birdir. Ne yazık ki bu gerçek çoğu zaman görülmüyor.”
‘Kürtler kendilerini savunmak istiyor’
Ömer Öcalan, Salih Müslim ile yaptığı bir konuşmayı da aktararak şöyle dedi:
“Rojava savaşının başında bana ‘Kürtler artık bazı devletlerin askerleri olmak istemiyor’ demişti. Kürtler kendilerini savunmak, kendi güçleriyle varlıklarını ve kimliklerini korumak istiyor. Yıllarca Kürtler Ortadoğu’daki farklı rejimlere hizmet etti, ancak kendileri için mücadele edemediler. Rojava’daki gelişmelerle birlikte ulusal birlik duygusu daha da güçlendi. Merhum Salih Müslim’in çabaları da bu sürecin önemli bir parçası oldu.”
‘Kürtler Anayasa’da tanınmalıdır’
Ömer Öcalan, yeni barış sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise Kürt kimliğinin Anayasa’da tanınması gerektiğini söyledi.
Öcalan, yaklaşık on gün önce Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, Öcalan’ın devletin yasal ve anayasal adımlar atması gerektiğini ifade ettiğini aktardı.
‘Başkan Öcalan da somut adımlar istiyor’
Ömer Öcalan, sürecin yavaş ilerlediğini belirterek şunları söyledi:
“Bu sürecin yavaş ilerlemesinin nedeni ne özgürlük hareketi ne de Başkan Öcalan’dır. Ne yazık ki süreç devlet tarafından yavaşlatılıyor. Devlet bürokrasisi içinde bir irade olduğunu görüyoruz, ancak ilerleme çok sınırlı. Son görüşmemizde Başkan Öcalan da ‘Şimdi somut ve pratik adımların atılması gerekiyor. Bazı yasal düzenlemeler yapılmalı ve bu aşama artık geçilmeli’ dedi.”
‘Kürtler yasal adımlar bekliyor’
Ömer Öcalan, Kürt halkının somut adımlar beklediğini belirterek, “Yasal ve anayasal adımlar atıldığında Kürtler kendilerini güvende hissedecek. Kürt kimliği Anayasa’da tanındığında, Kürtlerin varlığı ve hakları da güvence altına alınmış olacaktır. Hükümet artık somut adımlar atmalıdır” dedi.
