ÖZEL RÖPORTAJ - KDP-İ yöneticisi Qadiri: Türkiye için tehdit değiliz, Kürt birliği daha da güçlenecek
İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) Merkez Yürütme Komitesi Üyesi Mihemed Salih Qadiri, altı Kürt partisinden kurulan ittifakın Türkiye için tehdit olmadığını söyledi.
İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) Merkez Yürütme Komitesi Üyesi ve Hewlêr Temsilcisi Mihemed Salih Qadiri, Türkiye’de bazı çevrelerin İran’daki Kürtleri tehdit olarak göstermesine yanıt vererek, Kürt Ulusal ve Özgürlük Hareketi’nin hiçbir ülke veya millet için tehlike oluşturmadığını vurguladı.
ABD ve İsrail’in Kürtleri İran’a karşı savaşa hazırladığı yönündeki iddialara yanıt veren Qadiri, “Hakkımızda söylenenler tamamen asılsız ve içi boş iftiralardır” dedi.
KDP-İ’li Qadiri, 6 Kürt partisinden oluşan ittifaka değinerek, yapılan anlaşmanın İran’da Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı ve federatif sistem için yapıldığını, ittifakın Kürt birliğini güçlendirdiğini belirtti.
Mihemed Salih Qadiri RûpelNews muhabiri Cesim İlhani’nin sorularını yanıtladı:
İlhani: Türkiye için tehdit misiniz?
Qadiri: Hayır. Bizim kurduğumuz ittifak Türkiye için kesinlikle bir tehdit değildir. Aksine Türkiye ile dostane ilişkiler kurmak istiyoruz. Bu yaklaşım aynı zamanda Kürtlerle Azeriler arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesine katkı sağlayacaktır.
"Kendi bölgemizde iktidarınızın sahibi olmak istiyoruz"
İlhani: Ama Türkiye’de bazı çevreler İran’daki Kürtleri bölge ülkeleri için bir tehdit olarak gösteriyor. Türkiye’ye Türk kamuoyuna bu konuda ne söylemek istersiniz?
Qadiri: Türkiye devleti ve Türk kamuoyu bilmeli ki, Kürt Ulusal ve Özgürlük Hareketi, hiçbir millet için tehdit değildir. Biz fazla bir şey de istemiyoruz. Başka milletlerin haklarını da çiğnemek istemiyoruz. Biz eşitlik istiyoruz. Biz kimsenin topraklarını da işgal etmedik ve işgal etmek de istemiyoruz. Kendi atalarımızın topraklarında ki kaç bin yıllık tarihine sahiptir, kendi iktidarımıza sahip olmak istiyoruz. Biz kendi topraklarımızda kendi kaderimizi tayin etmek istiyoruz. Kendi iktidarınızın sahibi olmak istiyoruz. Biz, başka birinin liderliğini de elinden almak istemiyoruz. Dünyanın bütün coğrafyalarda Orta Doğu’da yaşayan tüm milletin kendi yönetimi, iktidarı var. Neden bizim kendi topraklarımızda iktidar olma hakkımız olmasın?
“Demokratik ve federal sistem amaçlıyoruz”
Bizi hedef göstermedeki amaçları Kürt Ulusal ve Özgürlük Hareketi’ni dağıtmak istiyorlar, lekelemek istiyorlar. Oysa kendi devletleri yokluk, yok etme üzerine kurulmuş. İnkârcıdır. Kendi iktidarlarını demokratik bir şekilde başka uluslarla paylaşmak istemiyorlar. Bunun için bizim çalışmalarımız Kürdistan’ın doğusundadır. Biz, İran sınırları içinde yaşayan tüm milletlerin; Kürt, Fars, Azeri, Türkmen, Arap, Beluç kendi kaderini tayin edebileceği demokratik ve federal sistemde bir hak sahip olmasını istiyoruz. Biz komşularımızla dostane ilişkilerimiz olsun istiyoruz. Hiçbir ülkeye tehdit değiliz ve olmayacağız da. Biz ekonomi, ticaret, siyasi, kültür ve her alanda istikrar ve dostane ilişkilerin kurulmasına vesile olacağız. Herkesin güvenliği ancak bu şekilde sağlanabilir. Biz Kürdistan Demokratik Partisi –İran olarak 80 yıldır bu doğrultuda çalışmalar yapıyoruz.
“Hakkımızda söylenenler ise tamamen asılsız, içi boş iftiralardır”
İlhani: ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaş başlatmasından bu yana Türk medyasında, söz konusu ülkelerin, Kürtleri İran’a karşı savaşa hazırladığı yönünde iddialar yer alıyor ve hedef gösterme söz konusu. Siz ne düşünüyorsunuz?
Qadiri: Çalışmalarımıza başladığımız dönemde Rıza Şah Pehlevi iktidardaydı; o zaman Amerika’nın İran ile ilişkileri ve anlaşmaları vardı, İsrail’in de İran ile ilişkileri bulunuyordu. Hakkımızda söylenenler ise tamamen asılsız, içi boş iftiralardır. Kabul edilmelidir ki Sykes-Picot ve Lozan anlaşmalarıyla şekillendirilen Orta Doğu’daki durum artık değişmiştir.
Kürtler, İran’ın mevcut rejimini kabul etmedikleri için Humeyni, Kürtlere karşı cihat fetvası vermişti. Bu fetva sonrası 47 yıldır, kadın ve çocuk ayırt edilmeksizin 50 binden fazla Kürt katledilmiştir. Liderimiz Dr. Abdurrhman Qasimlo, 1989’da Viyana’da masada anlaşma yaparken katledildi; Dr. Sadık Şerefkendi ise 1992’de Almanya’da İran rejimi tarafından öldürüldü.
Yine yakın tarihte Jina Amini protestolarında binlerce insan öldürüldü; birkaç ay önceki eylemlerde ise 30 bin kişi yaşamını yitirdi. Bu rejim, tüm dünyada terörist örgütlere sponsorluk yapmakta; Orta Doğu’da Yemen’den Suriye, Irak, Gazze, Lübnan ve hatta Afrika’ya kadar savaş çıkartan bir güç hâline gelmiş, bölgedeki tüm devletlerin güvenliğini tehdit etmektedir. Bu rejim, bu savaşın çıkmasına bizzat sebep olmuştur. Meşruiyetimiz ise, bu rejime karşı uluslararası hukuka göre de tamamen geçerlidir ve meşrudur.
Bizim umudumuz, Türkiye kamuoyunun tutucu ve Kürt fobik yaklaşımlardan uzak durmasıdır.
İlhani: Peki, İsrail ile ilişkileriniz var mı?
Qadiri: Elbette, birçok siyasi tarafla olduğu gibi onlarla da ilişkilerimiz var.
“Azerilerle dostane ve güçlü ilişkilerimiz var”
İlhani: Türkiye’de bazı çevrelerde Azerilerin Kürtlere karşı olduğu iddia ediliyor. İran’da bir Kürt-Azeri çatışması çıkar mı?
Qadiri: Bunun bir ihtimali ve imkânı yoktur. Azerilerle dostane ve güçlü ilişkilerimiz var. Yakın zamanda Kürt partilerinin ittifakı tarafından Azerilerle ilgili de bir açıklama yapılacaktır. Türkiye’de bazı çevreler Kürtler ile Azerilerin çatışabileceğini konuşuyor ancak Türkiye bunu kendisine bir gerekçe yapmamalıdır. Bundan Türkiye’nin herhangi bir çıkarı da yoktur. PJAK’ı da kendilerine gerekçe göstermemelidirler.
Partimiz 80 yıldır varlığını sürdürüyor. Peşmerge kadrolarımız arasında Azeriler de vardır ve arkadaşlarımızla birlikte şehit olan Azeriler de bulunmaktadır. Siyasi çalışmalarımızda da Azeriler yer almaktadır. Aynı şekilde Farslar ve Beluçlar da aramızda yer aldı ve mücadelede şehit düştüler.
“Türkiye, İranlı Kürtlerle siyasi ilişkiler kurmalı”
Ancak uzun yıllar İran rejimi içinde yer alan bazı Azeri çevrelerin, Türkiye’yi bize karşı kışkırtmak için girişimlerde bulunması mümkündür. Türkiye buna kanmamalıdır. Türkiye devleti yetkilileri İranlı Kürtlerle siyasi ilişkiler kurmalı ve diyalog geliştirmelidir.
Pehlevi rejimi de, İslami rejim de yaklaşık yüz yıldır Kürtlere karşı düşmanca politikalar yürüttü. Türkiye böyle bir yaklaşım izlememelidir. Çünkü bu tür politikaların hiçbir sonucu olmamıştır. Türkiye, Kürdistan Bölgesi ile kurduğu ilişkilerin benzerini bizimle de kurabilir.
İlhani: ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaş bir yerde durur mu, yoksa devam edecek mi?
Qadiri: Bence bu savaş, rejim devrilene kadar devam eder. İran rejimi devrildikten sonra ise biz umut ediyoruz ki, Türkiye’de insanları tahrik eden fikirler ortaya çıkmasın. Çünkü Türkiye’de tahrik edici yaklaşımlar olursa bu durum, iç savaşa bile yol açabilir.
İlhani: 6 Kürt partisi bir ittifak kurdu. Bu ittifak nasıl ve hangi prensipler üzerine yapıldı? İran rejiminin saldırıları ve ABD-İsrail’in yürüttüğü savaş, bu ittifak için nasıl bir fırsat veya zorluk yaratıyor? Önümüzdeki süreçte bu ittifakın hedefleri ve planları nelerdir?
“İttifakın temel amacı kendi kaderini tayin hakkıdır”
Qadiri: Biz 6 Kürt partisi 2 konu üzerine anlaştık ve çalışmalarımızı o şekilde yürütüyoruz.
Birincisi; siyasi ve diplomatik açıdan olup, aynı zamanda Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkıyla ilgilidir. Bu hak, uluslararası yasalara uygun olarak ele alınmıştır. Çünkü söz konusu yasalar, devleti olmayan ulusların statü sahibi olmasını ve kendi kaderini tayin etme hakkını meşru şekilde tanıyor. Eğer bu haklar kabul edilmezse, bağımsız olma yolu da açıktır. Biz, 6 Kürt partisi siyasi olarak Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkı üzerinde çalışıyoruz ve İran’da demokratik bir federal sistem inşa etmeyi hedefliyoruz; tüm uluslar bu hakka sahip olmalıdır.
“Alanda da büyük bir Peşmerge gücüne sahibiz”
İkincisi, alanda da büyük bir Peşmerge gücüne sahibiz. Bu gücün meşruiyeti Kürdistan Devleti’nden kaynaklanmaktadır. Kürdistan Devleti’nden bu güne kadar Peşmerge güçlerinin faaliyetleri, demokrasi, insan hakları, eşitlik ve barış talebi üzerine kurulmuştur. Peşmergenin bu onurlu duruşu, Kürdistan Bölgesi ve Rojava’da teröristlere karşı yürütülen mücadelede de ortaya çıkmıştır. Bu kadar barış için mücadele eden bir gücün ‘terörist’ olarak tanımlanması düşmanca bir yaklaşımdır. Önümüzdeki süreçte İran’da rejim çöktüğünde, Peşmerge burada da barış, demokrasi ve eşitlik için rol alacaktır.
İlhani: İran rejiminin saldırıları ve anlaşmalara uymaması karşısında Peşmerge güçlerinizin ve partinizin stratejisi nedir?
Qadiri: En büyük güçlerimiz Doğu Kürdistan’dadır (İran Kürdistanı). Çalışmalarımız hiç durmadı. Ancak silahlı eylemlerimizi bir süreliğine askıya aldık. Bu durum, Kürdistan Bölgesi’ndeki şartlardan kaynaklanıyor. İran’ın Irak’a ve Kürdistan Bölgesi’ne baskı yapmasını istemediğimiz için, yasal çerçevede silahlı eylemlerimizi askıya aldık. Üç yıl önce Irak ile İran arasında bize karşı bir anlaşma yapıldı. Kürdistan Bölgesi’nin çıkarları doğrultusunda silahlı güçlerimizi sınıra çektik ve herhangi bir eylemde bulunmadık. Buna rağmen İran rejimi anlaşmaya uymadı. Karargâhlarımıza saldırılar düzenlediler, arkadaşlarımızı şehit ettiler ve halkımıza saldırdılar. Binlerce insanımız yerinden edildi. Son bir haftadır İran, bize yönelik saldırılarını yeniden başlatmış. Bu durum bize, kendi haklarımızı korumak için meşru müdafaa hakkı veriyor. Kendimizi savunma hakkımız doğuyor.
“Önümüzdeki süreçte daha büyük değişimler olacak”
İlhani: ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşının sizin için ne gibi fırsatlar veya riskler yarattığını düşünüyorsunuz? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ve önümüzdeki süreçte ne tür hazırlıklar yapmayı planlıyorsunuz?
Qadiri: ABD ile İsrail’in İran’a yönelik savaşı, bizim için de bir imkân oluşturuyor. Ortak bir fırsat doğdu ve bu bizim açımızdan tarihî bir fırsattır; diğer milletlerle birlikte hareket etme imkânı var. Bu rejimin ne içeride ne de dışarıda artık bir meşruiyeti kalmadı. Biz de buna göre hazırlık yapıyoruz. Önümüzdeki süreçte daha büyük değişimler olacağını düşünüyoruz.
İlhani: Dünyanın sizleri muhatap alması için ittifak yapan 6 Kürt partisinin, rejimin yıkılması durumunda bölgede bir meclis kurma fikri var mı? Buna hazır mısınız?
Qadiri: Kesinlikle. Buna hazırız bu bizim planlarımızda var.
İlhani: İran’da rejim yıkılırsa sizin gibi federatif yapı isteyen kaç millet var?
Qadiri: Hukuki olarak ulus statüsünde tanınması gereken, Farslardan ayrı olarak İran’da birden fazla halk bulunmaktadır. Bunlar Kürtler, Türkmenler, Azeriler, Beluçlar ve Araplardır. Yani İran’da Farslarla birlikte toplamda altı ulus vardır. Bu halkların her birinin kimliği, dili ve kültürü vardır. Bizim savunduğumuz federatif sistem de bu farklı ulusların haklarının anayasal güvence altına alınmasını ve kendi bölgelerinde demokratik bir yönetime sahip olmasını öngörmektedir.
“Bu ittifaka karşı çıkanların meşruiyeti kalmaz”
İlhani: İran’da rejimin çöktüğü ya da ciddi biçimde zayıfladığı bir senaryoda, özellikle Kürt bölgelerinde devlet otoritesinin geri çekildiğini düşünelim. Böyle bir durumda ittifak yapan Kürt partileri ve silahlı güçler arasında bir kriz ya da iç gerilim yaşanma ihtimali görüyor musunuz?
Qadiri: Çıkmaz. Çünkü bu ittifak belirli prensipler üzerine kurulmuştur. İmzalanan bu anlaşmaya karşı çıkanların meşruiyeti kalmaz; halkımız da bunu kabul etmez. Yapılan anlaşma İranlı Kürtlerin çıkarlarını esas alan bir anlaşmadır ve imzalar da bu temelde atılmıştır. Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı üzerine bir mutabakat sağlanmıştır. Aynı zamanda İran’da federatif bir sistemin kurulması hedefiyle bu ittifak yapılmış ve anlaşma imzalanmıştır. Bu nedenle ittifak içindeki taraflar arasında bir gerginlik çıkma ihtimali oldukça düşüktür. Demokratik toplum, entegrasyon ya da halkların kardeşliği gibi genel söylemler bu ittifakın temel konusu değildir. Asıl mesele Kürdistan’ın kendi varlığını ve himayesini korumasıdır. Kürdistan’ın kendine ait bir tarihi, stratejisi ve siyasi vizyonu vardır. Bu süreç Kürt partileri arasındaki ittifakı ve Kürt birliğini daha da güçlendirecektir.
