MAHALLE BAKKALINDAN SİYASETE YÖN VERMEK
Sayın Altan Tan’ı üç kez can kulağıyla dinledikten sonra, onun politik geçmişine bakıldığında, bugün kullandığı dilin yalnızca bir üslup meselesi olmadığı çok net görülecektir. Farklı dönemlerde farklı siyasi merkezlerle kurduğu yakınlıklar ve söylemindeki belirgin gelgitler, onun siyasetini zaman zaman ilkesel bir çizgiden ziyade konjonktürel bir pozisyon alış görüntüsüne sokmuştur.
Devlet ile PKK arasında varılan mutabakat sonrasında kullandığı devlet merkezli jargon ve mahalle siyasetini andıran sert, hükmedici üslup da bu nedenle eleştiriye açıktır. Elbette şiddete hayır, silaha hayır, siyasetin adresi mutlaka sivil, demokratik ve meşru zemin olmalıdır. Fakat burada asıl mesele, silahı bırakırken Kürt realitesini de masadan kaldırmamaktır.
Çünkü Kürd meselesinin özü yalnızca güvenlik, terör veya silah sorunu değildir. Tarihi, dili, kültürü ve kolektif hafızasıyla Kürt realitesinin tanınması meselesidir. Şiddetten arınmış bir siyaset, eğer Kürt kimliğini yeniden görünmezleştiren bir asimilasyon zeminine dönüşürse, ortada çözüm değil, sadece sorunun palyatif biçim değiştirmesi olur.
Kürtler demokratik siyasete evet demelidir, fakat bunun karşılığında kendi varlığından, kimliğinden ve tarihsel hafızasından vazgeçmesi beklenmemelidir.
Altan Tan’ın geçmişteki politik savrulmaları düşünüldüğünde bugün daha fazla ihtiyaç duyulan şey, devletin dilini tekrar etmek değil, Kürtlerin hakikatini açık ve tutarlı biçimde savunmaktır. Devletle konuşmak başka, devletin söylemini benimsemek, benimsetmek başka bir şeydir.
Yine Altan Beyin mantığına bakıldığında KürT siyasetini " alanla verenin alışveriş yaptığı ve de memnun oldukları bir pazarlık gibi görüyor dolaysıyla bizlere söz düşmediğini açıkça söylemektedir. Öyle ya KürT siyaseti birilerinin babasının tapulu tarlası haddimize ağzımızı açmak!
Oysaki bu onurlu dava uğruna yaşamlarını feda etmiş, bedel ödemiş, yerinden yurdundan olmuş, hayalleri çalınmış binlerce yüzbinlerce insanımızın vebalinin omuzlarımızda olduğunu unutmamalı.
Kürd meselesi günübirlik siyasi hesaplara sığmayacak kadar derindir. Ne PKK’nin silahı Kürt realitesinin yerine konulabilir ne de devletin güvenlik jargonu Kürt realitesini ortadan kaldırabilir.
Asıl sınav tam da budur. Silahlı mücadeleyi terk ederken kimliği terk etmemek, demokratik siyasete geçerken Kürd realitesini asimilasyonun insafına bırakmamak olmalıdır. Siyaset değişebilir, ittifaklar değişebilir, aktörler değişebilir. Ama bir halkın hafızası, günübirlik politik hesaplara göre yeniden yazılamaz.
BÜYÜK HARFLERLE YAZMAKTA FAYDA GÖRÜYORUM KÜRD REALİTESİNİ HAKKANİYETLE ÇÖZMEK, ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALMAK, DEVLET AKLININ POLİTİK MANEVRALARINA VE SİYASETİ TÜCCAR HESABIYLA YAPMAK İSTEYENLERE ON BEDEN BÜYÜK GELİR.
Lütfen biraz samimiyet,
Lütfen biraz itina,
Kürd siyasetine mahalle bakalından yön verme dönemi biteli yıllar oldu, unutmuşlara hatırlatmak isterim.
Bu yazıdaki görüşler tamamen yazarın şahsına münhasırdır; RûpelNews'in yayın politikasıyla bağdaşabilir veya farklılık gösterebilir. Kurumumuz içerikten sorumluluk kabul etmez.