Koç Grubu'na silahlı saldırılar ile yeni bir oyun mu kurgulanıyor?

11 Haziran 2026 11:49

Koç Grubu iş yerlerine yönelik saldırıların, provokatif ve organize eylem olduğunu savunan kimi uzmanlar, Kürtlerin demokratik tepkilerinin kriminalize edilerek meşru taleplerin de baltalanmaya çalışıldığı ve bir oyunun kurgulandığı görüşünde.

Koç Grubu'na silahlı saldırılar ile yeni bir oyun mu kurgulanıyor?

RûpelNews - Rahmi Koç’un Kürt kadınını hedef alan cinsiyetçi ve ırkçı söylemlerine hem siyaset camiasından hem toplumdan büyük tepkiler geldi.

“Halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılan Rahmi Koç’un sözleri ve bunun beraberinde getirdiği tepkiler tartışılırken, Koç Grubu'na yönelik peş peşe silahlı saldırılar yapıldı.

İstanbul ve Antalya’nın ardından Diyarbakır’da Koç Grubu’na ait üç farklı iş yerlerine düzenlenen silahlı saldırıların demokratik tepkilere gölge düşürdüğünü dile getiren uzmanlar, silahlı eylemlerin karanlık organize bir planın parçası olduğunu savundu.

Prof. Kıran: Birileri Kürtler üzerinden bir hesap görmeye çalışıyor

Yapılan saldırıları 'planlı ve terör eylemi' olarak nitelendiren Muş Alparslan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Kıran, “Kürtler demokratik zeminde haklı tepkilerini ortaya koydu, ancak tasvip edilmeyecek bu saldırılar ki Kürtlerin ve kimsenin tasvip etmediği olaylar bunlar. Bu eylemler üzerinden Kürtler demokratik zeminden şiddet alanına çekilmeye çalışıldığı ve Kürtler üzerinden bir siyasi hesap görüldüğü kanaatindeyim. Yani birileri Kürtler üzerinden bir şeyler tezgahlamaya çalışıyor. Geçmişte Ahmet Türk’e ve birçok Kürt siyasetçiye saldırılar oldu ancak böyle planlı organize şiddet dalgası ortaya çıkmadı. O yüzden bu karanlık, provatif eylemlere itibar etmemek ve uzak durmak gerekir.”

“Saldırılar süreci de baltalamaya yönelik”

Kıran, yapılan saldırıların Kürt meselesi için başlatılan sürece etkisine dair şunları kaydetti:

“Türkiye'nin Kürt meselesinin barışçıl bir eksenle çözme anlamda son 1-2 yıldır başlattığı bir girişim var. Böyle bir süreçte Kürtler üzerinden planlanan bu tarz provakatif ve şiddet olayları sürecin de ruhuna aykırı bir durum, hatta bu süreci de baltalama girişimi çerçevesinde değerlendirilebilir. Çünkü bu tarz eylemler Kürtlerin demokratik taleplerine, demokratik hak arayışına zarar veren saldırılar.  Ben bunun açıkçası ne Kürtlere ne de Türkiye toplumuna bir faydası olduğunu düşünmüyorum.”

Ümit Fırat: Modası geçmiş provakatif eylemler, alıcısı yok

Araştırmacı yazar Ümit Fırat ise Kürt toplumun hassasiyetleri üzerinden bir planın kurgulanabileceği vurgusu yaptı.

Fırat saldırıya ilişkin, “Orada bir provokasyon görüyorum. Tabii ki en azından belli odaklar, buradan bir bahane çıkararak, ki her zaman bunlar yapılagelmiştir. Ancak bunların artık modası geçmiş davranışlar, eylemler. Yani bu tip provokasyonlar geçmişte Türkiye'de muhtemel bazı reformist gelişmelerin, ya da iyiye doğru giden gelişmelerin önünü kesip toplumu onlara yönetip, böyle bir tehdit algısını geliştirmek üzere yapılırdı. Bu devletin içinden bazı odakların rutin faaliyetleriydi. Bu tür provokatif eylemlerin daha önce yıllardır Türkiye'de denenip, bazı dönemlerde başarıya da ulaşan bu tip eylemlerin artık alıcısı yok, tutmuyor. Yani toplumda bir infiale, bir kuşkuya, bir paniğe yol açmıyor. Bunu kavramış olmaları lazım” dedi.

“Kürt kadını aşağılanmaya çalışıldı ancak ters tepti”

Rahmi Koç’un sözlerini ‘ayrımcılık ve aşağılama’ olarak niteleyen Fırat, bunun toplumda ters teptiğini belirterek şunları söyledi:

"Türkiye eski Türkiye değil, toplum eski toplum değil. Burada bazı konularda eskisi kadar pervasızca, ölçüsüzce, saygısızca davranmak artık öyle eskiden olduğu gibi gülünüp geçiren şeyler değil. Yani bu o anlamda önemli bir şey oldu. Toplumda bir takım çevreler harekete geçerek bu ayrımcılık karşısında tepkilerini ifade ettiler. Yerinde tepkiydi.  Böylece şunu görmek lazım, Koç'un alacağı dersler vardır, Rahmi Koç'un. Toplumdaki o uyanışı ve hassasiyeti görmesi gerekir.  Yani o Kürt kadınını aşağılamadı. Tersine Kürt kadınını, Kürtleri aşağılayan bir söylem tarzının en azından karşısında hangi tepkilerin gelebileceği yönüyle bir anlam kazandı. Bundan sonra da haklı demokratik zeminde verilen tepkiler ile başka insanlar bu konuda ileri geri konuşmakta, Kürtleri aşağılayan, başka toplumları aşağılayan, inciten, ayrımcılık kokan esprilerden, fıkralardan, sözlerden uzak durma ihtiyacı duyarlar ya da uyarıldılar bir kısmı.”