Kaderini tayin hakki destekleniyor ama Kürdistan için degil: Bu dengesizlik neden?

16 Şubat 2020 00:01
Kaderini tayin hakki destekleniyor ama Kürdistan için degil: Bu dengesizlik neden?

PeyamaKurd - Kürtler ihanet kavramı için tarihsel bir trajedi olarak söz etmedir. Kürtler için kullanılan, “Dağlarıdan başka dostları yok” sözü birçok defa işitilmiştir. 

The Jerusalem Post, J. Seth Frantzman, Kürt karşıtı lobi: Batılı politikacılar neden Kürtlere ihanet ediyor?” başlıklı analiz yayımladı. Söz konusu analizde, ABD’nin Kürtlerle olan teması, öncesi, sonrası ve yarını ele alınıyor. Ayrıca yazıda Kürtlere karşı neden bir hamle yok sorunun yanıtı aranıyor. 

‘Kürt karşıtı lobi veya faliyetlerinin amacı nedir?’

2014'den bu yana, neredeyse yarım milyon Kürt, kısmen de olsa ABD'de veya Avrupa'da hazırlanmış alaycı, manipülatif veya kaale alınmayan politikalar nedeniyle Irak ve Suriye'deki evlerinden kaçmak zorunda kaldı. Söz konusu bu politikaları yürürlüğe koyan ülkelerin öne sürdüğü değerler, Kürtlerin teröre karşı onlarla savaştığı ve ortak olduğu gerçeği iddiasına aykırı görünüyor.

Neden son yıllarda Kürt bölgeleri ve Kürt savaşçılar ihanete uğradı? Onların haklarını zayıflatmak için çalışan Kürt karşıtı lobi veya faliyetlerinin amacı nedir?

Kürtler ihanet kavramı için tarihsel bir trajedi olarak söz etmedir. Kürtler için kullanılan, “Dağlarıdan başka dostları yok” sözü birçok defa işitilmiştir. 

Bir diğer gerçek ise, Kürtlerin en büyük vatansız millet olmasıdır. Diğer ulus-devletler oluşturulurken, Kürtler genellikle sömürgeci güçler tarafından kenara itildiler.

Yapacağımız hiçbir açıklama sorunun temeline gitmez. Batılı politikacılar sadece Kürtlere ihanet etmiyorlar çünkü onlar, insanlara ihanet etmeyi seviyorlar. Sömürge manasında Kürtlerin karşılaştığı şu anki zorluk, onları hedefleyen ve Batı'nın görmezden gelme ya da işbirliği yapma eğiliminde olan Arap, Türk ve Fars milliyetçiliğinin (dini aşırılıkla birlikte) daha modern bir yapısıdır.

Bu dengesizlik neden? 

Bazı politikacılar için, Kürt meselesi rahatsız edici, hastalıklı bir bebek olarak görülüyor ya da Kürtlerin çok fazla şikayetçi olduğu, adil olan payından daha fazlasını aldığı düşünülüyor. Bu dengesizlik neden? 

Orta Doğu'daki dört ülkede dört Kürt bölgesi var. 10 milyondan fazla Kürt'ün yaşadığı Türkiye'de, devletin elinde neredeyse 100 yıldır ayrımcılığa maruz kaldılar. 

Batılı politikacıların neden diğer demokrasilerdeki azınlıklara yaklaşma konusunda bu kadar iyi oldukları, ancak Türkiye'deki Kürtlere daha az istekli oldukları merak edilebilir. Çünkü Türkiye, bu noktada Batı ülkelerini konuya müdahale etmemesi tehdidinde bulunuyor. Bunun modern versiyonu ise Türkiye’nin, milyonlarca mültecinin Avrupa'ya gitmesi için “kapıları açma” tehdidi. Türkiye, mültecileri Doğu ile Batı arasında bir geçit olarak kullanıyor. 

ABD için Türkiye, kuzey Suriye'de (Rojava) güvenliğin anahtarı ve İran'a karşı potansiyel bir güç olarak kullanılabilir. Türkiye Hamas'ı ağırlasa da ABD, Türkiye'yi Orta Doğu'nun bir anahtarı olarak görüyor. 

‘Hamas ziyareti ile neden ilgilenilmedi?

ABD’nin Orta Doğu politikası, Türkiye’yi PKK ile savaşmak, drone'lardan istihbarat sağlamak gibi yakın bir şekilde çalışmaya da yöneltti. ABD'nin bakış açısına göre, Türkiye terörizmle savaşıyor, ancak ABD'nin Hamas teröristlerinin Türkiye'de ağırlanmasıyla neden ilgilenmediği sorusunu da akla getiriyor. 

Suriye ve Irak'ta, Kürtler Arap milliyetçi rejimlerinin elinde vahşi bir ayrımcılığa maruz kaldı. Irak'ta kimyasal gazlar ile öldürüldü ve soykırımlara maruz kaldılar. Suriye'de, bazılarının vatandaşlığı reddedildi, bölgeleri ihmal edildi dilleri, isimleri reddedildi. 

Suriye ve Irak örneğinde, Arap milliyetçiliği Kürtleri hedeflemekteydi, ancak ABD genel olarak ya onları kullanacak ya da görmezden gelecekti. Bir istisna olarak, ABD, 2003 yılında Irak’ın, Kürdistan Bölgesi’nde uçuşa yasak bölge ilan ederek nihayetinde Irak’a girdi. ABD tam da bu noktada, Kürtlerle ortaklığın ne kadar başarılı olabileceğine dair bir sinyal aldı.

‘ABD, Kerkük için neden Bağdat ile çalıştı’ 

Farklı ABD yönetimleri, İran'a karşı güçlü bir Bağdat istiyordu. ABD’nin Kürdistan Bölgesini desteklemesi onlar açısından, Bağdat’ı güçlü tutmak için “Irak’ın birliği” adı altında daha başarılı bir politika kılıyordu.  Ancak İran'a “karşı” olmak için Nuri Maliki gibi İran yanlısı kişilere yatırım uyguladılar. Bu süreçte İran'ı güçlendirdiler. Kürdistan Bölgesi, İran'ın saldırılarına karşı bir tampon görevi üstlenecekti, ancak farklı politikalar ABD'nin Ekim 2017'de Bağdat'la çalışarak, Bağdat’ın, Kürtleri Kerkük’ten çıkarmaya yönelik saldırısına izin vermesine zemin hazırladı.

İranlı General Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi El-Muhendis Ekim 2017'de Kerkük’te, Kürdistan Bölgesi’ne karşı zaferi kutladılar. İki yıl sonra, Ocak 2020'de ABD her iki adamı da öldürdü. Geriye dönüp bakıldığında ise, ABD'nin Ekim 2017'de Kürdistan Bölgesini zayıf kılmak için Bağdat'la neden çalışmaya karar verdiği hala belirsizliğini koruyor. 100.000'den fazla Kürt, İran destekli milisler bölgeye gelirken Kerkük şehrinden ve çevresinden göç ettiler.

ABD’nin, Ekim 2017'de Bağdat'a yanaşmasının nedeni, Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlık referandumuna gitmesi idi. ABD'nin referandumları ve kendi kaderini tayin hakkını desteklemek için gücünü kullandığı dönemler vardı. Güney Sudan, Kosova… Ama Kürdistan için değil.

‘Irak’a paternalist mantık ile yaklaştılar’

Neden? Çünkü 2003 yılında Irak'ı işgal eden ABD, Irak'ı bir Amerikan imajıyla yeniden şekillendirmesi gerektiğini hissetti. “Yenersen, alırsın” konsepti buydu. Bu amaçla ABD Irak'a paternalist bir ilgi ile yaklaştı. Politikacılar ise kendilerine göre Kürt bölgesi için neyin en iyi olduğunu bildiklerini hissettiler. Kürtler, çok bağımsız olmamalı…

ABD'nin IŞİD'le Suriye’de savaşmaya başladığı Kürtleri büyük ölçüde  keşfetti. Kürtler Kobani'de kuşatma altındayken ABD onlara yardım etti ve Halkı Koruma Birlikleri (YPG) ile ortaklık başlattı. Kürtler, ABD’ye göre IŞİD’e karşı savaşacak şekilde sistematize edildi ve YPG savaşa liderlik etmek için ABD tarafından seçildi.

‘DSG, yeniden şekillendi ve markalaştı’

ABD YPG’nin, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak yeniden markalaşmasına ve uluslararası koalisyondan destek almasına yardımcı oldu. Türkiye ABD’yi, YPG konusunda uyararak PKK'nın bir olarak gördüğünü söyledi. 

Türkiye-PKK arasında yaşanan ateşkes 2015 yılında sona erdiğinde, Ankara giderek ABD'yi “teröristleri” güçlendirmek ve desteklemek ike suçladı. ABD ise, SDG'nin DNA'sını dikkatlice değiştirdi, böylece Türkiye'ye saldırmayacak ve IŞİD'e karşı bir güç haline gelecektiler.

Bu yöntem, “terörist” olarak kabul edilen bir grubu, sorumlu ortaklar haline gelecek şekilde başka bir şeye dönüştürmek adına başarılı bir modeldi. Yine de ABD'li karar vericiler Rojava’daki zaferi bir mucize olarak değil bir yük olarak gördüler. Kürtlere ortaklığın geçici, taktiksel ve işlevsel olduğunu söylediler.

Ocak 2018'de Türkiye Kürt bölgesinde yer alan Afrin’i işgal etti ve 170.000 kişi kaçmak zorunda kaldı. ABD, IŞİD’e karşı savaşan müttefiklerine yardım etmek göstermek yerine SDG'ye bunu kabul etmesini ve dikkatinin dağılmamasını söyledi. ABD kıdemli bir diplomat o günlerde yaptığı açıklamada, başka bir saldırıda ABD'nin Suriye'nin doğusunda “yeni bir Afrin” olmayacağı konusunda engelleyeceklerini söylüyordu.

‘Yardım sözüne rağmen, Rojava’dan ayrıldılar’

Ancak Aralık 2018'de ABD, bölgeyi yeniden inşa etmek istikrara kavuşturmaya yardım edeceği sözüne rağmen Rojava’dan ayrılacağını açıkladı. 

Washington’un politika üreticileri, Türk saldırıları karşısında Rojava’da bulunan Kürtleri, Suriye rejimine ya da Rusya'ya gitme arasında bir seçim yapmaya zorladı. 

Amerika Kürtleri, Rakka’yı IŞİD'ten almaya, fedakarlık, daha fazla Arap'ı saflarına dahil etmeye ve on binlerce IŞİD’li esiri hapiste tutmaya teşvik etti. Daha sonra Türkiye'nin Rojava’ya saldırabilmesi ve 200.000 insanı evlerinden çıkarabilmesi için artık orada olmayacaklarını açıkladılar. 

ABD, NATO müttefiki Türkiye bölgeye girerken sessizce geri çekildi. Amerikalı politika üreticileri için SDG Washington'da barındırılabilecek veya müzakere edilebilecek bir şey değil, küçük bir varlıktı. ABD bir ulus inşa etmiyordu. Çünkü onlar için Kosova ya da Doğu Timur yoktu.

‘Şu an Kürdistan Bölgesi tercih ediliyor’

ABD bu hamleleri ile Kürtlerle neden çalışmadıklarına yönelik çeşitli bahaneler ortaya koymuştur. Çünkü Kürtleri desteklemek, ABD’nin birlikte çalıştığı diğer ülkeleri rahatsız edebilir. Bu, 1940'larda ve 1950'lerde İsrail'i neden desteklemeyeceklerine dair aynı mantıktı. Bir de Kürtlere yardım eden ülkelerin egemenliklerini ihlal edebileceği kavramı da bulunuyor.

Kürdistan Bölgesi ve Suriye'nin Kürt bölgeleri aşırılıktan yoksundur. Hem mevcut hem de önceki ABD yönetimlerinin birçok ihtiyacını karşılıyor gibi görünüyorlar. ADB’nin bölgedeki farklı yönetim kadroları kendi lehine olan bölge ile sıcak ilişki kurma eğilimine sahip idi. Obama yönetimi Rojava’yı tercih ederken, şu anki yönetim çoğunlukla Kürdistan Bölgesi’ni tercih ediyor. ABD ve Batı'dan destek arayan İran Kürtlerine gelirsek, onlar için bir karar hala yok.

Çeviri | PeyamaKurd