Halepçe… Gökyüzünden elma kokulu ölüm yağdığında
Bugün, 20. yüzyılın en büyük soykırım suçunun üzerinden 38 yıl geçti. 16 Mart 1988 sabahında Halepçe şehri; "elma" ve "sarımsağı" andıran tuhaf bir kokuya sahip kara bir bulutun, birkaç dakika içinde binlerce canı yok eden zehirli bir kokunun altında kaldı.
RûpelNews - 1988 baharının böyle bir gününde, Irak-İran savaşı sırasında, dönemin Irak Baas rejimi uçakları şehre ağır saldırılar düzenledi. Şehri saatlerce hardal gazı ve sarin gazından oluşan ölümcül bir karışımla bombaladı.
Bu saldırı, "Enfal" operasyonlarının bir parçasıydı. Görgü tanıklarına ve uluslararası raporlara göre, çoğu kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere en az 5.000 kişi olay yerinde şehit oldu. Ayrıca 10.000'den fazla kişi; körlük, kanser hastalıkları ve etkileri hâlâ şehir halkı üzerinde devam eden derin yaralarla hayatta kaldı.
Unutulmayan görüntüler
Ölümcül gazdan korumak için beşiğine sarılan ve her ikisi de evlerinin kapısının önünde şehit düşen o adamın yani "Omer Hawar"in fotoğrafı, bu felaketin en acı sembolü oldu. Bu fotoğraf, savunmasız sivillere karşı kimyasal silah kullanılmasının vahşetine dair canlı bir şahittir.
O gün tüm ailesini kaybeden ve yaralı olarak kurtulabilen Ahmed şöyle diyor: "Ne olduğunu anlamadık, insanların sonbaharda ağaçlardan düşen yapraklar gibi yere serildiğini gördük. Gökyüzü sessiz bir ölüm yağdırıyordu. On yıllar geçti ama o günün kokusu hâlâ burnumda ve Halepçe sokaklarının sessiz çığlığı hâlâ rüyalarımda."
İyileşmeyen yara
Aradan 38 yıl geçmesine rağmen Halepçe felaketi sona ermiş değil. Tıbbi araştırmalar, kimyasal gazların izlerinin hâlâ toprakta ve yer altı sularında kaldığını, bunun da kanser oranlarının artmasına ve çocuklarda engellilik durumlarına yol açtığını doğruluyor.
Şehir halkı her yıl dönümünde, Halepçe kimyasal saldırısı kurbanları için özel bir tıbbi çözüm bulunmasını ve uğradıkları zararlar için adil bir tazminat ödenmesini talep ediyor.
Hukuki süreç ve uluslararası tanınma
Hukuki açıdan, Irak Yüksek Ceza Mahkemesi 2010 yılında bu saldırıyı "soykırım" (jenosid) olarak tanıdı. Ayrıca, "Kimyasal Ali" olarak bilinen ve bu suçun başında bulunan Ali Hasan El-Mecid idam edildi. Ancak hayatta kalanlar ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti, hâlâ uluslararası toplumdan bu suçu dünya çapında bir soykırım olarak tanımasını ve devrik rejime kimyasal maddeler sağlayan yabancı şirketlere karşı dava açılmasını talep ediyor.
Bugünkü Halepçe: Küllerinden yaşama
Bugün Halepçe, yıkılmış bir şehirden dirençli bir şehre (vilayete) dönüştü. Şehirdeki "Şehitler Anıtı"nda her yıl yetkililerin ve diplomatların katılımıyla anma törenleri düzenleniyor. Mezarlara çiçekler bırakılıyor ve "kimyasal silahlara bir kez daha hayır" sözü yenileniyor.
Halepçe kimyasal saldırısını anmak sadece bir yas günü değil, aynı zamanda kitle imha silahlarının tamamen yasaklanması için dünyaya bir hatırlatmadır. Bu, adaletin ve barışın çığlığıdır; dünyadaki hiçbir çocuk bir daha o ölümcül "elma" kokusunu duymasın diyedir.
Halepçe, insanlığın vicdanında derin bir yara olarak kalmaya devam ediyor. Bu, yok olmayı kabul etmeyen ve yaşamı seçen, şehirlerini mazlumiyetin ve güçlü iradenin sembolü haline getiren bir halkın hikayesidir.
