Bonn’da Diaspora günü: 'Ulusötesi Güç ve Gelecek Perspektifleri' tartışılıyor
Almanya’nın Bonn kentinde, bugün Kürt diasporasının geleceği ve stratejik konumu adına tarihi bir gün yaşanıyor. Diakurd tarafından düzenlenen “Kürt Diasporası – Ulusötesi Güç ve Gelecek Perspektifleri” başlıklı akademik konferans, sabah saatlerinde Bonn Bilim Merkezi’nde (Wissenschaftszentrum Bonn) kapılarını açtı.
RûpelNews - Siyasetçilerden akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerinden diaspora kanaat önderlerine kadar çok sayıda ismin katıldığı konferans, Kürt diasporasının uluslararası alandaki etkinliğini ve gelecek vizyonunu tartışmak üzere geniş kapsamlı bir platform sunuyor.
Konferans programı ve öne çıkan başlıklar
Güne kayıt ve karşılama ile başlayan katılımcılar, açılış konuşmalarıyla birlikte diasporanın rolüne dair derinlemesine bir inceleme sürecine girdi. Gün boyunca takip edilecek program akışı şu şekilde:
09:45 – Açılış Konuşmaları: Mehmet Tanrıverdi (Kürt Toplumu Başkan Yardımcısı) ve Adnan Axacan (Diakurd Başkanı).
Belediye ve Sosyal Etki Oturumu: Şifa Barzani, Şeyh Mürşid el-Khaznawi, Sahhanim Görg-Philipp, Hakar Mirza, Ali Ertan Toprak, Ali Mazoudji ve Keya Izol tarafından yapılan sunumlar.
13:00 – Akademik Panel: “Kürt Sorununda Kürt Diasporasının Rolü” (Moderatör: Prof. Dr. Cinur Ghaderi / Panelistler: Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Prof. Dr. Bahar Baser, Asst. Prof. Yaşar Abdülselamoğlu).
16:00 – Değerlendirme: Öneri ve tartışmaların ardından sonuç bildirgesi (Konferans-Deklarasyonu).
Sahneden ilk mesajlar
Konferansın açılış oturumunda kürsüye çıkan isimler, diasporanın potansiyeline vurgu yaptı.

Mehmet Tanrıverdi: Bonn, Kürt Diasporasının merkezidir
Almanya Kürt Toplumu Başkan Yardımcısı ve DIAKURD yönetim kurulu üyesi Mehmet Tanrıverdi, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
"Bonn şehri tesadüfen seçilmedi; bu şehir Kürt diasporasının merkezini oluşturuyor. 20 binden fazla Kürt bu şehirde yaşıyor ve özellikle yoğun bir Afrinli nüfusu bulunuyor. Kürtler, Almanya toplumunun her kategorisinde yer alıyorlar. Bizler ise burada bir köprü vazifesi görüyoruz. Bu köprüyü özellikle Kürdistan ile diaspora arasında oluşturmaya çalışıyoruz. Diaspora burada sadece bir gerçeklik olarak önümüzde durmuyor; aynı zamanda dünya ile iyi ve güçlü ilişkiler kurmak için büyük imkanlar oluşturuyor. Diğer milletlerin sesimizi duyması ve bizi görmesi için bütün potansiyelimizi kullanmaya çalışıyoruz. Burada genç nesle de çok büyük bir önem atfediliyor. İleride yapacakları çalışmalar ve görevler, gelecekteki 10 yılımızı şekillendirecek. Ayrıca halihazırdaki Kürt kazanımlarının korunması ve güçlendirilmesi için sorumluluk bilinciyle hareket edilmeli."
Adnan Axacan: Diasporanın stratejik önceliği birlik ve entegrasyondur
DiaKurd Başkanı Adnan Axacan, öğleden sonraki oturumlarda diasporanın önümüzdeki dönemdeki stratejik önceliklerine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Kürtler büyük emekler sarf ederek çok önemli kurumlara öncülük ettiler. Kürtler birbirine yaklaştıklarında ve tek ses olduklarında, kazanımları da o derece büyük ve etkili oluyor. Onca zahmete ve engellemelere rağmen güzel bir yol katettik ve önemli kazanımlar elde ettik. Bugün yaklaşık 4 milyon Kürt diasporada yaşıyor ve çok canlı bir yapıya sahip. Kürt birliği ve tek sesliliği DiaKurd'ün en önemli amaçlarından biridir. Özellikle Kürtlerin bulundukları devletlerle iyi entegre olmaları ve asimile olmalarının önüne geçilmesi büyük önem taşıyor. PKK ile Türkiye devleti arasında sözde bir barış süreci başlatıldı. Burada devlet istediklerini yaptırdı; Rojava'daki onca kazanım bu sürece kurban edildi. Suriye topraklarının yüzde 30'unu kontrol eden bir güç varken, kaybedilen onca şeyden sonra şu an Rojava'da haftada kaç saatlik Kürtçe dersi alınabileceği üzerine tartışılıyor. Maalesef onca şehit verildikten sonra durum artık eskisi gibi değil."
Şifa Barzani: Diasporanın gücü birliğimizden gelir
Kürt Diaspora Konfederasyonu Genel Koordinatörü (Revenda Kurdistanî) Şifa Barzani şunları ifade etti:
"Halkımızın içinde bulunduğu sorunların çözümü için çalışmaya devam ediyoruz. Ölümsüz Barzani, Kürdistan'ın yekpare olduğunu söyler ve çizilen bu sınırların Kürdistan düşmanları tarafından yapıldığını ifade ederdi. Bu bilinçle belirtmek isterim ki; Kürdistan diasporası yekvücuttur ve tektir; bizi birbirimize düşürmek isteyen ideolojilerden uzak duruyoruz, gücümüz birliğimizden geliyor. Birliğimiz kurtuluşumuzun anahtarıdır. Bütün tarafları gelin birlikte, diyalog içinde hareket etmeye çağırdık; ancak bazı tarafların Kürdistan bayrağı ile sorunlarını gördük. Biz kimseyi inkar etmiyoruz ama kimsenin bizi inkar etmesine de izin vermeyiz. Değişim rüzgarlarının estiği bölgede, özellikle Kürdistan Bölgesi'nde yeni süreçlerden geçiyoruz. Teslim olmak ve barış arasında ince bir çizgide yürüyoruz. Özellikle Rojava'da bu durum kendini gösteriyor; maalesef oradaki durum kritik ve halen Kürtlerin Rojava'da tam olarak ne istediklerinin bilinmediği tartışılıyor. Şimdi ise Rojhilat (Doğu) Kürdistanı yeni değişimlere gebe. İşte bu gelişmeleri olumlu yöne çekmek ve Kürdistan dışında Kürtlerin sesini gerçek bir şekilde duyurmak için diasporanın gücünden faydalanmamız gerekiyor. Başkan Mesud Barzani'nin şu sözünü hatırlatarak sözlerimi bitiriyorum: 'Diasporada sizden istenen Kürtlük yapmaktır, particilik değil.'"
Murşid Xeznewî: "Particiliği bırakıp ortak paydada buluşmalıyız"
Kürt din alimi Murşid Xeznewî ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"Hepimizin üzerinde mutabık kaldığımız şey şudur ki; bugün Kürdistan diasporası, bütün alanlarda güçlü bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Yüzlerce oluşumdan ve yaklaşık 4 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. Bu çok büyük bir güç. Elimizi vicdanımıza koyalım, kendimizi eleştirelim ve şunu kabul edelim: Diaspora hedeflenen etkiyi göstermiyor. Bunun en büyük sebebi Kürt birliğinin oluşmamasıdır. Atalarımız ve dedelerimiz on yıllar önce de bu durumdan bahsetmişlerdir; bu gerçekten vicdanları yaralıyor. Elimizden kaçan kazanımlar, bastırılan devrimlerimiz ve ayaklanmalarımızın önündeki en büyük engel Kürt birliğinin sağlanamamasıdır. Düşünün ki 400 yıl önce Ahmedê Xanî bundan bahsetmiş. Mîr Miqdat Bedirxan'a sormuşlar: 'Kürtler kimdir, nasıldır?' O da cevap vermiş: 'Kürtler yağmur taneleri gibidir. Bir araya gelmedikleri sürece fırtınaya sebep olmazlar. Eğer bir araya gelip fırtına koparabilirlerse, bütün dünyaya güçlerini kanıtlayabilirler.'
Birincisi; ortak bir paydada buluşmuyoruz, birlik olmuyoruz. Maalesef Avrupa'da bir olamıyoruz. Kürtçülük değil, particilik yapıyoruz. Dolayısıyla diaspora hareketlerimiz bütün tarafları bir araya getirebilmeli. Particilik meselelerinin diasporaya sokulmasına izin verilmemeli. Diaspora, kendisinden istenen güce ulaşması için gerekli rolü almalıdır.
Maalesef diaspora, buradaki güçlü oluşumu gerekli şekilde kullanamıyor. Kriz ve felaketler vaktinde dağılmak yerine, bir araya gelip sorunların çözümüne katkı sağlamalıyız. Hint diasporasından örnek vermek istiyorum; öyle bir şey yaptılar ki teknolojinin dünyadaki önemli temsilcisi haline geldiler. Yahudi diasporasını da örnek alırsak dünyada neleri değiştirebilecek güce sahip olduklarını görürüz. Arnavutların diasporası, bağımsızlıklarını almalarında çok büyük bir etkiye sahipti. Sadece çağrılarla diasporanın birliği elde edilemez; herkesin çağrısına saygı duyuyorum ancak sadece çağrı yetmiyor. Harekete geçilmeli, pratikte uygulanmalıdır. Gençlerimizin sesimizi yükseltmeleri ve bize yeni kapılar açmaları için Avrupa'daki kurumların içine girmelerine yardımcı olun, onlara destek olun."
Konferansın sonunda deklarasyon yayımlanacak
Gün boyu süren yoğun tartışmaların ardından, konferansın sonunda yayımlanacak olan deklarasyon ile Kürt diasporasının önümüzdeki dönem yol haritasının kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.
