Van'dan Tekirdağ’a zorunlu göçün hikâyesi: 70 haneli köyden 7 ev kaldı
Van’ın Başkale ilçesine bağlı Yukarı Darıca köyünde 70 haneden geriye sadece 7 hane kaldı. Köyden göç eden 54 hane ise Çerkezköy ilçesindeki Kızılpınar’da yaklaşık 500 kişilik yeni bir yaşam kurdu. Geçmişteki koruculuk dayatması, askeri operasyonlar ve geçim kaynaklarının ortadan kalkması bu zorunlu göçün temel nedenleri oldu.
RûpelNews - Başkale'nin Yukarı Darıca köyü (Qosna Jorîn), son yıllarda yaşadığı göç dalgasıyla neredeyse boşalma noktasına geldi. Van il merkezine 152 kilometre, ilçe merkezine ise 40 kilometre uzaklıkta bulunan köyde bir zamanlar 70 hane yaşarken, bugün bu sayı yalnızca 7’ye düştü.
Köyden ayrılanların büyük çoğunluğu, Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesine bağlı Kızılpınar mahallesine yerleşti. Toplamda 54 hanenin göç ettiği mahallede yaklaşık 500 kişilik bir nüfus oluştu.
Zorunlu göçün nedenleri
Köyden göçün arkasında birden fazla neden bulunuyor. Bölge halkına göre en önemli etkenler arasında geçmişteki koruculuk sisteminin dayatılması, askeri operasyonların yoğunluğu ve buna bağlı olarak yayla ile meraların kullanıma kapatılması yer alıyor. Geçimlerini büyük ölçüde hayvancılık ve tarımdan sağlayan köylüler için meraların kapatılması, yaşamın sürdürülemez hale gelmesine yol açtı. Bu süreçte birçok aile köylerini terk etmek zorunda kaldı. Buna ek olarak, sınır ticaretinin sona ermesi, ekonomik imkânsızlıkların derinleşmesi ve genç nüfusun iş bulma umuduyla batı illerine yönelmesi de göçü hızlandıran başlıca faktörler arasında gösteriliyor.
Zincirleme göç: Biri gitti, diğerleri peşi sıra gitti
Göçün yönü ise tesadüfi değil. Çerkezköy’ün bir sanayi bölgesi olması, iş imkanlarını beraberinde getirdi. Köyden ilk giden birkaç kişinin burada iş bulmasının ardından, diğer aileler de aynı güzergâhı izledi. Böylece Yukarı Darıca’dan Kızılpınar’a doğru zincirleme bir göç dalgası oluştu. Bu süreçte akrabalık bağları ve hemşerilik ilişkileri de belirleyici oldu; yeni gelenler, daha önce göç eden ailelerin yanına yerleşerek hem iş hem barınma açısından göçü hızlandırdı.
19 kardeşten sadece 2’si köyde kaldı
Rûpelnews’e konuşan İsmail Doğan, zorunlu göç yaşayan ailelerden biri olduklarını belirterek, yaşadıkları süreci anlattı. Mir Kasım ailesine mensup Doğan, “19 kardeşiz. Sadece 2 kardeşimiz köyde kaldı. Diğerleri ise farklı şehirlere savruldu; bir kısmı Kızılpınar’a yerleşti, geri kalanlar ise Türkiye’nin çeşitli illerine dağıldı. Aile tamamen parçalandı” dedi.
Doğan, yaşananların yalnızca bir göç hikâyesi olmadığını, aynı zamanda kuşaklar boyunca aynı köyde yaşamış ailelerin ekonomik ve sosyal nedenlerle birbirinden kopuşunu ifade ettiğini belirterek, “Artık aynı sofrada toplanamaz hale geldik” diye konuştu.
Çözüm süreci başarılı olursa…
Abdullah Öcalan ile devlet arasında devam eden çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Doğan, sürecin başarıya ulaşması halinde köylerine dönmek isteyen çok sayıda insan olduğunu söyledi.
Göç edenlerin köy halkının büyük bölümünün ekonomik koşullarının iyi olmadığını söyleyen Doğan, “Tekirdağ’a, İstanbul’a ve diğer şehirlere göç eden insanların büyük çoğunluğunun ekonomik durumu iyi değil. Maddi imkânları yerinde olanlar çok az. Eğer çözüm süreci başarıyla sonuçlanır, operasyonlar sona erer ve koruculuk dayatması ortadan kalkarsa insanlar yeniden köylerine dönmek istiyor. Çünkü herkesin özlemi kendi toprağında, kendi köyünde yaşamaktır” dedi.
Okul var, eğitim yok
Köyde bir okul bulunmasına rağmen, öğrenci sayısının yetersizliği nedeniyle öğretmen ataması yapılmıyor. Bu durum, köyde kalan az sayıdaki ailenin çocuklarının eğitim hakkına erişimini de zorlaştırıyor.
Veliler, çocukların eğitim için her gün kilometrelerce uzaklıktaki merkezlere gitmek zorunda kaldığını ya da bazı ailelerin bu nedenle köyden ayrılmayı düşündüğünü ifade ediyor. Okul binasının fiziki olarak ayakta olmasına rağmen, fiilen işlevsiz hale gelmesi köydeki nüfus azalmasını daha da hızlandırıyor.
Sınır ticareti bitti, geçim kapısı kapandı
Yukarı Darıca köyünün ekonomik yapısı yıllarca tarım, hayvancılık ve sınır ticaretine dayanıyordu. Özellikle 2012 yılına kadar İran sınırı üzerinden yapılan ticaret, köylüler için önemli bir gelir kaynağıydı.
İran ve dolaylı olarak Rojhilat bölgesinden; mazot, sigara, çay, şeker, gıda ürünleri, telefon ve bilgisayar gibi teknolojik eşyalar ile giyim ürünleri, özellikle Kürt kıyafetleri getiriliyordu. Bunun yanı sıra sebze ve meyve ticareti de yapılıyordu.
Ancak 2012 sonrası sınır kontrollerinin sıkılaştırılmasıyla birlikte bu ticaret tamamen sona erdi. Böylece köylülerin bir diğer geçim kaynağı da ortadan kalktı.
Bölge halkı, bu sürecin sadece ekonomik bir değişim değil, aynı zamanda devletin güvenlik politikaları ve sınır hattında uygulanan yeni kontrol rejimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Sınırın kapanmasıyla birlikte köyün dışa açılan ekonomik damarının kesildiği ve bunun göçü hızlandırdığı ifade ediliyor.
Üretim vardı, yaşam vardı
Köyde bugün hâlâ elma, kayısı, erik, armut ve asma ağaçları bulunuyor. Ancak bu üretim potansiyeline rağmen, nüfusun büyük kısmının göç etmesi nedeniyle tarımsal faaliyetler de ciddi şekilde azalmış durumda.
Bir zamanlar ailelerin geçimini sağlayan bağ ve bahçeler, bugün büyük ölçüde bakımsız kalırken, üretimin yerini sessizlik almış durumda. Köyde kalan az sayıdaki hane ise hem toprağı hem de geçmişin hatırasını ayakta tutmaya çalışıyor.
Geriye kalan birkaç hane ve terk edilmiş bir hayat
Bugün Yukarı Darıca’da sadece 7 hane kalmış durumda. Bir zamanlar kalabalık olan köy, şimdi büyük ölçüde boşalmış; yaşam, başka bir coğrafyaya taşınmış durumda.
Başkale’den Kızılpınar’a uzanan bu hikâye, yalnızca bir köyün değil; güvenlik politikaları, ekonomik daralma ve zorunlu göçün iç içe geçtiği bir dönüşümün somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Göç edenler için ise mesele sadece bir yer değişimi değil; doğup büyüdükleri topraklardan kopuş anlamına geliyor. Birçok aile, yıllardır yaşadıkları coğrafyayı terk etmenin acısını “geri dönme umuduyla yaşanan bir ayrılık” olarak tarif ediyor.
