Aktaş: Öcalan, Ortadoğu’da Kürdistan kurulması fikrini reddetti
Veysi Aktaş, Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’daki gelişmeleri “Proto İsrail” ve “Post İsrail” olarak değerlendirdiğini belirterek, İsrail’in varlığını sürdürmesi için bölgede bir Kürdistan’a ihtiyaç duyulduğu yönündeki yaklaşımı Öcalan’ın reddettiğini söyledi. Aktaş, Kürt meselesinin yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olmadığını, bölgesel ve küresel boyutları bulunduğunu savundu.
RûpelNews - DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan ve İmralı Heyeti üyesi ve Öcalan’ın avukatı Faik Özgür Erol ile Veysi Aktaş’la birlikte İstanbul Taksim’de gazetecilerle bir araya gelerek sürecin geldiği aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Üst kurul 24 Ağustos’ta toplanacak
Buldan’ın verdiği bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bir üst kurul oluşturulacak. Kurulda Adalet, İçişleri, Dışişleri ve Milli Savunma bakanları ile MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın yer alması planlanıyor.
Bu kurula bağlı olarak sivillerin yer almayacağı “Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu” oluşturulacak. Buldan, Öcalan’ın bu kurulun başında bulunacağını ve kurulda devlet yetkililerinin görev yapacağını söyledi.
Buldan, kurulun silahsızlanma ve “teyit-tespit” sürecinde görev yapacağını, silah bırakanların geri dönüşlerinin de bu mekanizma üzerinden koordine edileceğini belirtti. Üst kurulun ilk toplantısının 24 Ağustos’ta yapılacağını, alt kurulun toplantı tarihinin ise bu toplantıda belirlenebileceğini ifade etti.
Meclis’te izleme kurulu önerisi
Buldan ayrıca TBMM’de tüm siyasi partilerin temsil edileceği bir izleme kurulu oluşturulmasını istedi. Her partiden bir veya iki milletvekilinin yer alabileceği kurulun, sürecin daha şeffaf yürütülmesine katkı sağlayacağını savundu.
Buldan, Meclis’in kapalı olduğu dönemde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un bu kurulun oluşturulması için girişimde bulunabileceğini söyledi.
“Süreç Bahçeli’nin çağrısıyla başladı”
Sürecin nasıl başladığına ilişkin değerlendirmede bulunan Buldan, sürecin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrılarıyla başladığını belirtti.
Veysi Aktaş da Bahçeli’nin Ekim 2024’teki açıklamasından önce İmralı’da devlet ile Öcalan arasında herhangi bir görüşme gerçekleşmediğini savundu. Aktaş, 2023 yılında Öcalan’ın odasının değiştirilmesini ise devlet içinde süreci başlatmak isteyen bazı girişimlerin işareti olarak değerlendirdiğini aktardı.
Tahliyeler ve AİHM kararları
Buldan, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer siyasi tutukluların durumuna ilişkin AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptıkları görüşmede gündeme getirdiklerini söyledi.
Buldan, devlet yetkililerinin açıklamalarından, söz konusu kararların “teyit ve tespit” sürecinin ilerlemesinin ardından gündeme alınacağı yönünde bir değerlendirme yaptıklarını belirtti.
İmralı’ya gazetecilerin yanı sıra akademisyenler, kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının da gitmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirten Buldan, ancak ziyaretler için henüz kesinleşmiş bir takvim bulunmadığını ifade etti.
“Kürtlerin ve devletin birbirini tanıması gerekiyor”
Veysi Aktaş, sürecin Kürtlerin hukuk ve devlet mekanizmaları içerisindeki konumunun güçlendirilmesini de kapsaması gerektiğini savundu.
Aktaş, “Kürtlerin devleti tanıması lazım, devletin de Kürtleri tanıması lazım” diyerek demokratik entegrasyon vurgusu yaptı. Kürt meselesinin yalnızca Türkiye’nin iç siyasetiyle sınırlı olmadığını belirten Aktaş, sorunun bölgesel ve küresel boyutları bulunduğunu söyledi.
Aktaş: “Kürt meselesi bölgesel ve küresel bir mesele”
Kürt meselesinin çözümünün yalnızca Türkiye’nin atacağı adımlarla mümkün olamayacağını savunan Aktaş, Ortadoğu’daki gelişmelerde çok sayıda aktörün rol oynadığını ifade etti.
Aktaş, Türkiye’nin sorunu çözememesi durumunda farklı güçlerin devreye girebileceğini ve son dönemdeki bölgesel gelişmelerin yeni çözüm sürecinin başlamasında etkili olduğunu öne sürdü.
“İsrail’in varlığı için Kürdistan’a ihtiyaç olduğu” iddiası
Aktaş, Öcalan’ın Ortadoğu’daki gelişmeleri “Proto İsrail” ve “Post İsrail” şeklinde iki aşamalı bir çerçevede değerlendirdiğini aktardı.
Aktaş’ın anlatımına göre, “Proto İsrail” döneminde İsrail’in Ortadoğu’da kurulması ve kabul edilmesi açısından Türkiye’nin önemli bir rol üstlendiği düşünülüyor. Aktaş, İngiltere’nin bölgedeki politikaları kapsamında Kürtlerin de çeşitli hesapların parçası haline getirildiğini savundu.
“Post İsrail” olarak tanımladığı dönemde ise Aktaş, İsrail’in bölgedeki varlığını sürdürebilmesi için bir Kürdistan’a ihtiyaç duyulduğunun Öcalan tarafından değerlendirildiğini söyledi.
Ancak Aktaş, Öcalan ve PKK’nin milliyetçi bir ulus devlet anlayışını kabul etmediğini ve bu nedenle söz konusu yaklaşımı reddettiğini belirtti.
Aktaş, Kürt meselesinin yalnızca Türkiye-İsrail ilişkileri üzerinden okunamayacağını, İngiltere, İsrail, Türkiye ve diğer bölgesel aktörlerin politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Mazlum Abdi’nin İmralı ziyareti
Aktaş, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Öcalan’la görüşmek üzere Türkiye’ye gelmesi ihtimaline ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Tarafların karşılıklı olarak böyle bir talebinin bulunduğunu belirten Aktaş, bunun Türkiye’deki sürecin gelişimine bağlı olduğunu söyledi. Aktaş, sürecin olumlu ilerlemesi halinde Abdi’nin Türkiye’ye gelmesinin de kolaylaşabileceğini ifade etti.
Erol: Öcalan’ın rolü silahsızlanma sürecinin yönetimi olacak
Öcalan’ın avukatı Faik Özgür Erol ise kurulun görevlerine ilişkin değerlendirmesinde, Öcalan’ın temel rolünün silahsızlanma sürecinin taahhüt boyutunu üstlenmek ve sürecin yönetimine katkı sunmak olduğunu söyledi.
Erol, sürecin yalnızca yasal düzenlemelerle ilerlemeyeceğini, taraflar arasında güven ve güvencenin oluşturulmasının da önemli olduğunu belirtti.
Silahlı mücadelenin sona ermesinin siyasi mücadelenin sona ermesi anlamına gelmeyeceğini savunan Erol, siyasi mücadelenin demokratik zeminde devam edeceğini ifade etti.
“Yasa bir atıf yasasına dönüşebilir”
Erol, yeni yasal düzenlemenin kayyım uygulamaları ve çeşitli nedenlerle kamu görevlerinden ihraç edilenlerin durumları gibi konular açısından da kullanılabileceğini savundu.
Barış Akademisyenleri, öğretmenler ve kamu görevlileriyle ilgili dosyaların da bu kapsamda değerlendirilebileceğini belirten Erol, yasanın ilerleyen dönemde bu konulara ilişkin düzenlemelere dayanak oluşturabileceğini söyledi.
Erol ayrıca, sürecin başarıya ulaşmasında siyasi ve idari iradenin belirleyici olduğunu vurgulayarak, yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.
