Ahmet Türk’ün ‘ulusal kongre’ iddialari gerçegi yansitmiyor!

01 Mayıs 2022 23:41
Ahmet Türk’ün ‘ulusal kongre’ iddialari gerçegi yansitmiyor!

PeyamaKurd - Bölgelerinde yerleşik bir millet olan Kürtlerin, yurtları her zaman işgal ve talan edilmiştir. Medlerden, Eyyubilere dek Kürtler tarafından yönetilen pek çok devlet bulunmaktadır. Buna karşı ‘Kürdistan birliğini’ sağlayan ve bağımsız bir Kürt ulusal devleti henüz yoktur.

Kürtlerin bir kanadı ‘bağımsızlığı’ isterken öteki kanadı ise birçok ideoloji ile harmanlanmış grift politikalar üzerinde med cezir yapmaktadır. Tarihte devletleri ve özerk yapıları bulunan Kürtlerin yurtlarının emperyalistlerin onayı ve himayesiyle dört parça sömürge haline getirilmesi sonucu yeni bir dönem başladı. Böylece ‘sömürgecilik kavramı’ dört parçaya bölünen Kürtlerin her bir parçasında kendine özgü formlar yarattı.

Böylece, her parçada farklı da olsa, ulusal ve kültürel asimilasyon ‘Kürtlerin ulusal bilincinin’ gelişmesinin önüne engel oldu ve pazara çıkan her örgüt veya yapılanma kendi misyonuna göre Kürt siyaseti üretti. Hatta ötekini düşmanlaştırma eylemleri normalleşti ve halkın içinde ‘sorgulama’ yetisinin kaybolmasına zemin hazırladı.  

**

Nasıl mı?

Bunu durumu ‘Kürt Ulusal Kongresi’ üzerinden Kürtler, KDP ve PKK üzerinden inceleyebiliriz.

Bölgede yaşanan siyasal kriz faktörler ile yüzyıl önce çizilen sınırlar geçerliliğini kaybetmiş durumda. Artık Kürt yurtlarındaki toprak birliği için koşullar elverişli hale geldi.

Koşulların değerlendirilmesi için eksik olan yegâne şey ise ulusal anlamda siyasal birliktir. Söz konusu birlik siyasal birlik sağlanamazsa, bölünmüşlük durumu saldırıları göğüslemekte yetersizliğe sebep olacak ve bu durum kazanımların da kaybedilmesine yol açacaktır.

İşte tam bu noktada ‘Ulusal kongre’ böyle bir birliğin en elverişli aracıdır. Kongre, Kürt ulusal birliğinin ve Kürdistan’ın geleceği için olmazsa olmazdır.

**

Geçmişte birçok gündeme gelen hatta bir araya gelinmesine rağmen randıman alınmaya kongreye yönelik birçok dezenformasyon ortada dolaşmakta ve yıllarca Kürt siyasetine emek veren kişiler aracılığı ile kirli bir sisteme yeniden zemin hazırlanmaktadır.

Son günlerde üst üste röportajlar veren ve ‘KDP ile Barzani’ kanadına olmadık biçimde yüklenerek ‘onları’ PKK tarafından ‘sorgulama yetisini kaybetmiş’ Kürtlerin kucağına atması için Ahmet Türk özenle seçilmiş gibi duruyor.

Ahmet Türk son günlerde yaptığı çıkışlar ile yanlı/yansız birçok Kürt’ten tepki topladı ve son olarak PKK medyasına yeni bir mülakatta bulundu. Türk, eleştirilerin farkında olacak ki; ‘KDP’ye dokunmayayım derken KDP hakkında daha büyük iddiaları imza atmış.’

Ahmet Türk son olarak, “Kürt halkı, KDP’nin siyasetinden rahatsız. Mesut Barzani rolünü oynamalı” eleştirisinde bulunurken Kürtlerin Ulusal Kongresi için de “Birçok siyasi parti ile görüşmeler ve toplantılar yaptık. KDP, hemen her gün birlik oluşmasın diye yeni bir şey çıkardı ortaya çıkardı. Burada Türkiye’nin etkisi büyük oldu iddiasında bulundu.

**

Söz konusu iddiaları biraz da kendi mecramızdan yorumlayalım:

Aslında söz konusu iddiaların yanıtını ‘KDP’nin finanse ettiği ne idüğü belirsiz basın kuruluşları ve fildişi kulesinde oturan ‘analistler’ yapmalıydı ama neyse!

Biz, burada Kürt milletinin geleceği açısından ortaya atılan dezenformasyonları düzeltmeyi esas aldığımız ve 30 milyonluk Kürdün yaşadığı Türkiye’de KDP hakkında bilgisi olmayanları aydınlatmak adına, Ahmet Türk’ün öne sürdüğü yanlış iddialara yanıt vermeyi tarafımızca borç bildik.

Ulusal kongreye, Kürt parti ve örgütlerinin yüzde 90’ından fazlası davet edilmişti. Kongrenin, kararları, tüzük ve programı hakkında detaylara girmeye gerek yok. Burada önemli olan sanki “KDP, Türkiye’nin talebi üzerine ulusal kongrenin oluşmasını engellemiş gibi kasti bir algı oluşturuluyor.”

Bu iddia kesinlikle doğru değil ve ömrünü bu yolda harcamış Güney Kürtlerine de hakarettir. 

Ama ne yazık ki, Türkiye’deki Kürtler de enformasyon eksikliğinden son zamanlarda ‘PKK medyasının esiri haline gelen’ Ahmet Türk gibilerinin iddialarına kanıyorlar.

Bir başka tarafa bakalım. Ahmet Türk, KDP’nin delege dağılımında daha fazla sayıya sahip olmak istediğini bu gerçekleşmeyince de KDP’nin istemi üzerine kongrenin dağıldığı algısını yaratıyor.

Bu iddialar da kesinlikle doğru değil. Bunu en iyi kendisi biliyor. Çünkü PKK, güneybatı Kürdistan’da (Rojava) olan etkisini bile ulusal kongrede dayatmak istedi.

**

Örneğin, Rojava’nın 3 milyonluk nüfusu olmasına rağmen delege sayısı, 13 milyonluk nüfusa sahip Rojhilat’in delege sayısının iki katı idi.

Zaten Başûr’daki dağılımda seçimlerdeki oy potansiyeli dikkate alınmış ve partiler üzerindeki oy dağılımı tespit edilerek delegeler oluşturulmuştu.

Burada dayatmanın KDP’den mi ya PKK tarafından geldiği açıkça bellidir. 

Rojhilat’taki Kürt partilerinin PKK ile ilişkileri yok. PKK bunu çok iyi biliyor. Kongre olur ve herhangi bir oylama yapılırsa Rojava delegelerinin tamamen kendilerinden yana olacaklarını biliyorlar.

Diğer ilginç bağlam ise, Bakur’da 150 civarında delege dağılımı vardı. Başka örgütlerin yapısı 4 ya da 5 idi. PKK orada da çoğunluk sayısını %99 ile egale etmişti.

**

“Türk sendikalarının, Kürt ulusal kongresinde ne işi var?”

Kürtlerin ulusal mücadelesine katılan tüm yapılar kongrede temsil edilmelidir. Buna kimsenin sözü yok ama absürt olan ise Kürt ulusal kongresinde, ‘Türk sendikaları, STK’ları, kuruluşlarının’ ne işi olduğu? Fakat PKK ve taraftarları onları da istiyordu.

Kongrenin devam edememesinin sebebi KDP değil, PKK’nin ‘hegemon ve baskın’ gücünü halk üzerinde devam ettirmesinden kaynaklıydı.

PKK medyasına her gün çıkıp ‘dezenformasyon’ yaymak, ‘KDP ve Barzanileri’ farklı tandansta servis etmek kimseye bir şey kazandırmaz. Çok çok 5-10 bilgisizi daha etkiler. Fakat global siyaset buna bakmaz.

“Akarsuda küçük balık peşinde koşanlar, okyanusun bereketinden mahrum kalırlar.”

Bir soru da bizden:

PKK hiç mi yanlış yapmadı? Neden her zaman, her yaptıklarını‘doğru’ gösteriyorlar