AB'den iltica planı: Türkiye’den gelenlere sınırda ret önerisi
Avrupa Birliği’nde düzensiz göçü azaltmayı amaçlayan yeni Ortak Avrupa İltica Sistemi (GEAS) henüz yürürlüğe girmişken, Brüksel’de iltica politikasını daha da sertleştirecek yeni bir reform paketi tartışılmaya başlandı.
RûpelNews - Alman gazetesi BILD’in haberine göre, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e iletilen bir belgeyle, Türkiye gibi güvenli kabul edilen AB dışı ülkelerden gelen iltica başvurularının sınırda reddedilmesi, sığınmacıların ülkelerindeki koşullar uygun hâle gelir gelmez daha hızlı geri gönderilmesi ve güvenlik ile toplumun kaldırabileceği yük esas alınarak yıllık bir mülteci üst sınırı belirlenmesi talep ediliyor.
Avrupa Parlamentosu’nun en büyük siyasi grubu olan Avrupa Halk Partisi (EVP), Avrupa Komisyonu’na yeni yasal düzenlemeler hazırlaması için baskı yapıyor. Habere göre özellikle Almanya ve Avusturya, Komisyon üzerindeki baskıyı artırıyor.
“İkincil koruma” statüsünün kaldırılması isteniyor
EVP’nin en dikkat çekici taleplerinden biri, “ikincil koruma” statüsünün tamamen kaldırılması. Bu statü, mülteci olarak tanınmayan ya da klasik iltica hakkı elde edemeyen ancak ülkelerine döndüklerinde savaş veya ciddi zarar görme riski taşıyan kişilere tanınıyor.
Haberde yer alan bilgilere göre Almanya’da şu anda bu statüyle yaşayan yaklaşık 381 bin kişi bulunuyor. Bunların yaklaşık yüzde 80’ini Suriyeliler oluşturuyor.
EVP Genel Başkanı Manfred Weber, bu kişilerin ülkelerindeki koşullar normale döndüğünde geri dönerek ülkelerinin yeniden inşasına katkı sağlaması gerektiğini savunuyor. Ancak hazırlanan yeni planın esas olarak gelecekte yaşanabilecek savaşlar ve yeni iltica başvurularını hedef aldığı belirtiliyor.
“2015-2016’daki mülteci krizi tekrar yaşanmamalı”
CDU’lu siyasetçi Detlef Seif de önerilerin arkasındaki isimlerden biri. Seif, hedeflerinin “açık, adil ve toplumun kapasitesini aşmayacak bir iltica sistemi kurmak” olduğunu belirterek, “Saflık dönemi sona ermeli. En önemli hedefimiz, 2015-2016’daki mülteci krizinin bir daha yaşanmamasıdır” ifadelerini kullandı.
Haberde dikkat çekilen bir ayrıntıya göre, bugün Avrupa Komisyonu Başkanı olarak iltica politikasında yeni bir dönüşümü yürütmesi beklenen Ursula von der Leyen, 2015-2016 döneminde Angela Merkel hükümetinde Savunma Bakanı ve CDU Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu.
AB için yıllık 300 bin mülteci önerisi
Detlef Seif, AB genelinde yıllık kabul edilecek mülteci sayısına da üst sınır getirilmesini öneriyor. Kişisel görüşünün, Avrupa Birliği’nin yılda en fazla 300 bin mülteci kabul etmesi yönünde olduğunu belirten Seif, bu kişilerin yalnızca gerçekten korumaya ihtiyaç duyanlardan oluşması ve hiçbir güvenlik riski taşımaması gerektiğini söyledi.
Seif ayrıca mevcut iltica sisteminin ekonomik nedenlerle Avrupa’ya gelmek isteyen kişiler tarafından istismar edildiğini öne sürerek, “Tamamen engellememiz gereken şey, iltica sistemine yönelik refah amaçlı göçtür” dedi.
Özbekistan ve Ruanda’da geri gönderme merkezleri gündemde
Haberde, AB’nin Özbekistan ve Ruanda gibi ülkelerde geri gönderme merkezleri kurmayı planladığı da aktarıldı. Bu merkezlerde, kimlik belgeleri bulunmayan veya ülkelerine dönüş sürecinde iş birliği yapmayan kişilerin işlemlerinin daha hızlı yürütülmesinin hedeflendiği ifade edildi.
Seif, yıllardır dünyaya yanlış mesajlar verildiğini savunarak, bunun sonucunda kimliğini gizleyen ya da pasaportunu kaybettiğini söyleyen birçok kişinin iltica sistemini kötüye kullandığını iddia etti. Geri gönderme merkezlerinin bu sorunun çözümüne katkı sağlayacağını dile getirdi.
“Brüksel hâlâ durumun ciddiyetini kavrayamadı”
CDU’lu siyasetçi, önerilerin AB kurumlarında yoğun tartışmalara yol açacağını belirterek, Brüksel’de birçok kişinin “henüz durumun ciddiyetini kavrayamadığını” söyledi.
Göçten sorumlu AB Komiseri Magnus Brunner’in reformları hayata geçirebileceğini umduğunu ifade eden Seif, iyi yönetilen bir göç politikasının vatandaşların devlete duyduğu güveni yeniden güçlendireceğini savundu.
EVP’nin önerileri şu aşamada Avrupa Birliği tarafından kabul edilmiş yeni düzenlemeler niteliği taşımıyor. Söz konusu taleplerin yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Komisyonu’nun yasa teklifi hazırlaması ve ardından AB’nin yasama sürecinde gerekli onayı alması gerekiyor.
