Uçum'dan 'süreç' mesajları: 'Kürtlere statü' kavramına tepki

30 Mart 2026 14:37

Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye’de yürütülen süreçte kritik bir eşiğin aşıldığını belirterek komisyon raporunun ardından Meclis’in rolünün artacağını söyledi.

Uçum'dan 'süreç' mesajları: 'Kürtlere statü' kavramına tepki

RûpelNews - Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında yürütülen sürecin planlandığı şekilde ilerlediğini belirterek, TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarını tamamladığını ve yeni yasal adımların gündeme gelebileceğini ifade etti.

Uçum, “sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin desteği ve Cumhur İttifakı’nın iradesiyle kararlılıkla sürdürüldüğünü” söyledi.

Uçum’a göre, komisyonda kabul edilen rapor doğrultusunda geçiş sürecine ilişkin hukuki düzenlemeler ve demokrasiyi güçlendirmeye yönelik yeni adımlar Meclis gündemine gelebilir.

Sürecin devam ederken çeşitli çevrelerin bunu sabote etmeye çalıştığını savunan Uçum, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın da geçmişte benzer girişimlere dikkat çektiğini belirtti.

Uçum'un "Terörsüz Türkiye Hedefi Adım Adım Hayata Geçiyor" yazısında öne çıkan kısımlar şöyle:

Kürt milliyetçiliği eleştirisi

“Süreç güvenli bir şekilde devam ederken süreci istismar eden yaklaşımlar da hız kesmiyor. Bazı hususları bir kez daha ifade etmekte fayda var: Bir yandan Öcalan’ın deyimiyle süreci “baltalama girişimleri” zayıflasa bile halen devam ediyor. Öte yandan ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini körüklemek için tüm bölgede uygun ortam oluştuğunu düşünen dış ve iç odaklar yeni hamleler peşinde koşuyor.

Özellikle Suriye’deki gelişmeler üzerinden Kürtlerin geleceğine ilişkin karamsarlık yaymaya çalışan bir tartışma açılmıştı. Ancak Suriye’nin birliği üzerinden atılan adımlarla, bu tip fikri sabotajlardan medet umanların bekledikleri etki olmadı.

“Duygusal kopuş” tartışması

Çeşitli niyetlerle sanki bir felaket tablosu oluşmuş gibi Kürtlerin geleceği için ağıt yakanlar çıktı. Kürtlerin içindeki etnikçi kimi unsurlar bölücülüğün dilini; kah liberalizmle kah ümmetçilikle kah ayrılıkçı milliyetçiliğe sığınarak ve  “bağımsız egemen millet” diyerek ihya etmeye çalışıyor. “Duygusal kopuş” aldatmasıyla vatandaş ulusçuluğu yerine etnik ulusçuluk yaklaşımına alan açma çabasına giriliyor.

Kürtlerin siyasi temsil ve eşitlik sorunu olduğunu, statü haklarının tanınması gerektiğini, egemen millet olduklarının kabul edilmesini iddia edenler konuyu kasten etnik kimlik siyasetine indirgiyor. Bunların derdi Kürtlerin varoluşlarını güvence altına almak değildir. Tam tersine Kürt etnik kimliğini istismar ederek ve Kürtleri riske atarak pro İsrail bir uydu devlet kurulması veya o yolda özerk bölgeler oluşturulması arayışı içindeler. Kürtleri bölgedeki güç savaşlarının malzemesi haline getirmek isteyen Siyonist ve emperyalist projelerin daimi hizmetkarları bir kez daha Kürtleri istismar etmeye çalışıyor.

“Süreç Kürtlerin bütünleşmesini öngörüyor”

Oysa Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefi ve bu hedeflere yönelik Devlet politikaları Kürtlerin geleceğinin ayrılıkçı milliyetçi yaklaşımlar üzerinden değil içinde bulundukları Milli Devletlerle bütünleşme üzerinden güvence altına alacağını çok net ortaya koydu.

Elbette bölgeyi etkileyen İran’a yönelik Siyonist-emperyalist saldırganlık terörsüz bölge hedefi açısından riskler oluşturdu. Bununla birlikte ABD-İsrail vahşetine dayanan saldırganlıkta bölge Kürtlerinin gösterdiği anti-emperyalist ve anti-Siyonist yaklaşımlar tarihsel bir öneme sahiptir. Bu durum bölgenin geleceğine son derece olumlu etkiler yapacaktır. Bu nedenle bölgede halen daha risk olsa da terörsüz bölge hedefini akamete uğratacak bir sonuç doğmadı.

Daha önce de belirttiğimiz gibi bölgedeki tüm Kürtler açısından geleceklerini güvence altına alacak imkanlar ilk kez bu kadar güçlü hale geldi. Bu imkanların doğru kullanılması halinde Kürtlerin gelecek kaygısı olmaz. Bunun sağlanmasında Türkiye temel dayanaktır. Türkiye bölgedeki tüm Kürtlerin en büyük dostu ve en güçlü destekçisidir ve bu devam edecektir. Çünkü Türkiye’nin geleceği bölgedeki Kürtlerin geleceğiyle iç içedir. Türkiye bölge Kürtlerinden asla vazgeçmez. Hal böyleyken özellikle Türkiye içinde ayrılıkçı Kürt milliyetçiliği ateşini yakmaya çalışanların yaptığı tam bir fiili ve fikri sabotajdır. Bunun karşısında başta Milli Devletlerine sahip çıkan Kürtler durur. Devlet de Millet de bu tip yeni bölücülük mecralarına asla göz yummaz. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.”