"Türklerin müttefiki Rusya, SDG'yi terörist olarak görmüyor"
PeyamaKurd - Terör örgütü IŞİD, 2014 yılında Kürt bölgelerine saldırdığında birçok küresel güç koalisyon adı altında birleşerek bölgedeki IŞİD terörü varlığını bitirmek için kapsamlı ve ortak biçimde hareket ettiler. Koalisyon güçleri özellikle hava saldırısı ve ekipman konusunda ön plana çıkarken savaşın en kritik rolünü karada Kürtler yürütüyordu. IŞİD ile savaşta Kürtlerden sayısız kişi hayatını kaybetti. 2019’da Bağhoz’da IŞİD’in son kalesini yıkarak zafer ilan eden SDG güçleri daha sonra tekrar Türklerin hedef menziline girdi. Türkler, Rojava’ya operasyon yaparak ‘terör’ olarak gördüğü Kürtlere saldırılar düzenledi.
Oysaki Türkiye’nin birebir ittifakta olduğu ve müttefik kabul ettiği güçler ve özellikle Rusya, SDG güçlerini terör olarak görmüyordu. Çünkü Rusya, PKK'yi hiçbir zaman terörist bir örgüt olarak görmedi ve onların Soğuk Savaş'a kadar uzanan da bir ilişkisi bulunuyordu. Hatta PYD’nin Rusya’da ofisi dahi bulunuyor. İki ülke İdlib konusunda ve Soçi mutabakatı ile müttefik sinyali verdiler. Ama Rusya ve Türkiye yan yana görünse de mutlak olarak görüş ayrılığı yaşadıkları kesin bir nokta var. O da ‘Demokratik Suriye Güçlerinin’ konumu.
The Arab Weekly gazetesinden Nicholas Morgan imzasını taşıyan, “Moskova; Kürtleri ve Türkleri birbirine karşı kullanıyor” başlıklı bir makale yayımlandı. Makalede Rusya’nın PKK ile geçmiş ilişkileri, Rojava’daki politikası ve Kürtler ile Türkler arasındaki ilişkisi ele alınıyor.
‘DSG’ye ilişkin görüş ayrılığı’
Rusya ve Türkiye, kuzey Suriye'nin (Rojava) söz sahipleridir. Fakat İdlib eyaleti ve kuzeydoğu sınır bölgesi üzerinde anlaşmaya varmış olsalar da, aralarındaki bir boşluk hala devam etmektedir: “Kürt önderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) konusundaki zıt görüşler.”
Türkiye, Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) ve Halkı Koruma Birliklerini (YPG) PKK’nin bir uzantısı olarak görüyor. Türkiye’de Kürtlerin özgürlükleri için savaştıklarını deklare eden PKK, 1984 yılından bu yana Türkiye'nin doğusunda, Türk milli güvenliği için bir tehdit olarak kabul edilmektedir.
‘Rusya, SDG konusunda Türkiye ile aynı fikirde değil’
Ne yazık ki Türkiye için Rusya bu algıyı paylaşmıyor. Rusya, SDG'yi Türkiye'nin işgal ettiği bölgelerden geri çekmeyi kabul etti. Ancak Suriye hükümeti ile SDG arasında anlaşma imzalandıktan sonra Moskova, Kürtlerin diplomatik tartışmalara katılmasını ve sahada SDG güçleriyle konuşlandırılmasını istedi.
Bir SDG kaynağı, Rusya'nın Kürtlerle ortak operasyon merkezleri kurduğunu ve birlikte Türk bölgesi yakınlarında devriye gerçekleştirdiklerini ayrıca gözlem noktalarını yönettiklerini söyledi. Rusya'nın Menbic, Eyn İsa, Kobane ve Qamişlo gibi SDG bölgelerinde üsleri bulunuyor.
‘Rusya, Kürt hareketine karışık bir yaklaşım sergiledi’
Türkiye, ABD'nin SDG’ye verdiği yardım konusundaki tutumunun aksine, Rusya'nın SDG konusundaki görüşlerinden sessiz kaldı. Ancak, “Kan ve İnanç: PKK ve Kürt Hareketi” kitabı yazarı Aliza Marcus, Rusya ve YPG'nin her zaman belirsiz bir ilişkisi olduğunu belirtiyor.
Marcus, “YPG, 2011'den sonra Suriye'de faaliyete geçtiği zaman Rusya, Kürt hareketine bölgedeki dengeden dolayı karışık bir yaklaşım sergiledi” dedi ve şöyle devam etti: “YPG, Esad'ı açıkça tehdit etmedi ve Rusya'nın, YPG'yi aşağı yukarı iyi huylu bir oyuncu olarak görmesini kolaylaştırdı.”
Rusya, PKK'yi hiçbir zaman terörist bir örgüt olarak görmedi. Hatta Sovyetler Birliği bölgedeki Batı yanlısı hükümetlere karşı Kürt milliyetçiliğini de kullandı. Rusya ve PKK’nin Soğuk Savaş'a kadar giden bir ilişkisi bulunuyor.
‘Rusya ve Kürtler arasındaki ilişki’
Moskova, PKK de dahil olmak üzere Kürt gruplarını destekliyordu, ancak Rusya ve Türkiye 1995 protokol anlaşması ile uzlaştı. Rusya kendi topraklarında PKK'ye desteği kesti ve Türkiye de Çeçenlerle aynı şeyi yaptı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve o zamanki Türkiye'nin Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan, Temmuz 2005'te birbirlerinin terörizm ve ayrılıkçılık konusundaki tutumlarına karşılıklı desteği ifade etmek için benzer bir anlaşma imzaladılar.
Rusya ve Kürtler arasındaki ilişkinin çok az tutarlı teması var. Çünkü bu temas Rusya'nın Türkiye ile ilişkilerine bağlı olarak yükseliyor ve düşüyor. Türkiye'nin Kasım 2015'te bir Rus savaş uçağını düşürmesinden sonra ilişkiler gerildiğinde, Türkiye, YPG'den Rusya'nın “işe aldığı askerleri” olarak bahsetti. Savaştaki diğer çekişmeli noktalarda Rusya, Kürtlere doğrudan destek verdi.
Marcus, Rusya'nın Suriyeli Kürtleri gerçek biçimde desteklemediğini, ancak çıkarlarına uygun olduğu zaman onları kurban etmeye hazır olduğunu belirtti.
‘Rusya, Kürtleri ve Türkleri birbirine karşı kullanıyor’
Suriye'de, IŞİD’e karşı Suriye Demokratik Güçlerini destekleyen ABD, bölgedeki varlığını büyük ölçüde azalttı. Rusya ise bu noktada Kürtler ve Türkiye'yle olan pragmatik ilişkilerini dengelemek istiyor.
Rusya ve Şam için en büyük öncelik, Suriye'yi bölmeden savaşı bitirmek. Suriye'de uzun vadeli bir Türk varlığı, SDG'nin istediği Kürt özerkliğine karşı yıkıcı bir güç olacaktır. Bu amaçla Rusya, ikisi arasında konumlanıyor ve her birini diğerine karşı kullanıyor.
“Rusya, Suriye'deki Kürt meselesinde yeni bir aracı olarak ortaya çıktı. Ankara'nın, kendini bu yeni gerçekliğe adapte etmesi oldukça dikenli bir yol olacak. Türkiye ve Rusya konusunda Moskova merkezli bir uzman olan Kerim Has ise Moskova'nın Kürtlere karşı havuç ve sopa politikası kullandığını dile getirdi. Has, “Türk ordusunun Rojava’daki yeni bir saldırısı sopa rolünü oynarken, havuç ise yeni bir Suriye'deki Kürtler için dar kapsamlı bir kültürel özerklik gibi görünüyor” dedi.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yazın