Prof. Dr. Ahmet Kılıç: Savaş ekosistemi tehdit ediyor

11 Mart 2026 11:35

İran ve bölge ülkelerinde devam eden savaşın çevresel etkileri giderek ağırlaşıyor. Patlamalar sonrası atmosfere yayılan zehirli maddeler bazı bölgelerde ‘petrol karışımlı zehirli yağmur’a yol açıyor. Biyoçeşitlilik ve Çevre Koruma Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, bunun yalnızca insanları değil tüm canlıları tehdit ettiğini belirterek, ‘savaş doğayı ve yaşam zincirini kökten tahrip eder’ dedi.

Prof. Dr. Ahmet Kılıç: Savaş ekosistemi tehdit ediyor
Prof. Dr. Ahmet Kılıç

RûpelNews - İran ve bölge ülkelerinde yaşanan saldırılar ve patlamaların ardından çevresel etkiler daha görünür hale geldi. Çevre örgütleri, patlamalar sonucu atmosfere büyük miktarda toksik hidrokarbon, kükürt ve azot oksit yayıldığını açıkladı. Yetkililer, bu maddelerin yağışlarla birlikte yere inerek yüksek derecede asidik ve tehlikeli olabilecek ‘petrol karışımlı zehirli yağmur’a yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

‘Karada, havada ve sularda ciddi tahribatlar meydana geliyor’

Biyoçeşitlilik ve Çevre Koruma Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, İran’da devam eden savaşın çevre ve canlı yaşamı üzerindeki etkilerini RûpelNews muhabiri Hasan Kösen’e değerlendirdi.

Kılıç, savaşlarda kullanılan bombalar, kimyasal maddeler ve bu maddelerin yol açtığı yeni zararlı bileşiklerin yalnızca insanları değil, diğer tüm canlıları da etkileyen bir yıkım sürecini başlattığını belirtti. Bu tür saldırıların doğrudan yaşam alanlarını hedef aldığını vurgulayan Kılıç, karada, havada ve sularda ciddi tahribatlar meydana geldiğini ifade etti.

 

Nesli tehdit altındaki türler risk altında

Kılıç’a göre savaş bölgelerinde oluşan yıkım yalnızca anlık bir etki yaratmıyor. Bombaların ve kimyasalların etkisi uzun süre devam ederek ekosistem üzerinde kalıcı zararlar bırakıyor. Bu süreçte nadir ve nesli tehdit altında olan birçok hayvan ve bitki türü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

‘Bazı bitkiler ve omurgasız canlılar tamamen yok oluyor’

Kılış, ‘Karada yaşayan bitkiler ve birçok hayvan türü bombardıman ve kimyasal etkiler nedeniyle doğrudan yok olurken, yaşam alanlarının tahrip edilmesi türlerin sayısında ciddi azalmaya yol açıyor. Yer değiştirme imkânı bulunmayan bitkiler ve omurgasız canlılar tamamen ortadan kalkabiliyor. Göç edebilen kuşlar ve memeliler ise beslenme, barınma ve üreme koşullarının ortadan kalkması nedeniyle varlığını sürdürmekte zorlanıyor’ dedi.

‘Su ekosistemleri de ağır zarar görüyor’

Kılıç, savaşın su sistemlerinde de ciddi tahribat yarattığını belirtti. Denizler, göller ve nehirlerde meydana gelen kirliliğin, bombalar ve kimyasallar nedeniyle daha da arttığını söyledi.
Bu durumun balıklar, diğer su canlıları ve mikroskobik organizmalar olan fitoplankton ve zooplanktonlar üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ifade eden Kılıç, besin zincirinin bozulmasının su ekosistemlerinde açlığa ve kitlesel ölümlere yol açabileceğini dile getirdi.

Tatlı su kaynakları da risk altında

Tatlı su kaynaklarının kirlenmesi halinde insanların da susuzluk riskiyle karşı karşıya kalacağını belirten Kılıç, aynı durumun hayvanlar için de geçerli olduğunu vurguladı.

Hava kirliliği geniş alanlara yayılıyor

Kılıç’a göre savaşın yarattığı çevresel tahribat yalnızca kara ve suyla sınırlı kalmıyor. Bombalamalar ve yangınlar sonucunda atmosfere yayılan toz ve kimyasal maddeler hava kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.

‘Yalnızca savaş alanları değil uzak bölgeler de etkileniyor’

Özellikle rafineriler ve petrol sahalarının bombalanması sonucu atmosfere yayılan zararlı maddelerin, hava akımlarıyla geniş bölgelere taşınabildiğini belirten Kılıç, bunun yalnızca savaş alanını değil uzak bölgeleri de etkileyebileceğini ifade etti.
Havadaki kirliliğin bitkilerin fotosentez yapmasını zorlaştırdığını ve bunun da oksijen üretimini azaltabileceğini söyleyen Kılıç, ekosistemde zincirleme etkiler ortaya çıkabileceğini belirtti.

‘Savaş tüm canlılar için yok edicidir’

Prof. Dr. Ahmet Kılıç, savaşlarda kullanılan bombalar ve kimyasal maddelerin kara, su ve havadaki biyoçeşitliliği ve biyolojik zenginliği yok ettiğini vurgulayarak, savaşların yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar için yok edici sonuçlar doğurduğunu sözlerine ekledi.