"PKK medyasi 'teslim edildiler' diyor oysa 'kendileri' geri dönüyor "
PeyamaKurd - Geçtiğimiz günlerde PKK medyasında, "Hewler’de çalıştığı inşaattan düşüp yaşamını yitiren eski PKK’li Atilla K.'nin cenazesi, 8 aylık hamile eşinin MİT’e teslim olması karşılığında ailesine verildi” şeklinde bir haber cereyan etti.
“2014 yılında PKK'ye katıldıktan 3 yıl sonra ayrılarak Pêşmerge güçlerine teslim oldu. Atilla K., Serbest kaldıktan sonra kendisi gibi PKK'den ayrılan D.D. ile evlendi ve Hewler'de (Erbil) yaşamaya devam ettiler” denilen haberin devamında ise yaşanan hadise Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) üzerine yığıldı. Ama PKK medyasının 3 yıl sonra Peşmerge güçlerine ‘teslim oldular’ söylemleri kesinlikle doğruyu yansıtmıyor.
“2017 değil, 2020’nin dokuzuncu ayında teslim oldular”
Kürdistan Bölgesi Asayiş Birimlerinden güvenilir kaynakların PeyamaKurd’e aktardığı bilgilere göre, söz konusu iki isim dağ kadrosu arasındayken aralarında gelişen duygusal bağ sonucu PKK’den ayrılarak yeni bir hayat kurmak istediği ve bu bağlamda PKK’den ayrılarak Kürdistan Bölgesi Asayiş Birimlerine teslim oldukları ifade edildi.
Ayrıca Atilla K ve eşi D.D’nin 2017 yılında değil, 2020’nin 9’uncu ayında yani bundan yaklaşık 7 ay önce PKK’den ayrılarak, Kürdistan Bölgesi Hükümeti Asayiş Güçlerine teslim olduğu belirtildi.
Bu süreçten sonra rutin işlemleri yapılmış olup (bu işlemler 2 hafta ile 3 ay arası sürüyor) ikametgahları veriliyor ve Duhok’tan, Erbil’e yerleşiyorlar. Atilla K, burada inşaat işçisi olarak çalışmaya başlıyor.
Olaylar böyle gelişirken PKK medyası söz konusu olayı Kürdistan Demokrat Partisi’nin üzerine yığarak ‘olayın içinden çıkmaya’ çalışıyor.
Hatırlancağı üzere PYD yöneticilerinden Salih Müslim’in yeğeni geçtiğiniz Temmuz ayına Mersin’de teslim olmuş ve bu olay da KDP’nin üzerine yığılmıştı. Fakat daha sonra olayın böyle olmadığı kendi isteği ile teslim olduğu ortaya çıkmıştı. PKK medyası kusurunu kapatmak yerine verilen ifadeye rağmen yine KDP’yi suçlamaya devam etmişti. Bugün de yaşanan bu olay, geçmiş olayla benzerlik göstermektedir.
“Eşinin de cenaze ile beraber gitme isteği doğrudur”
Diğer yandan ‘Cenaze pazarlığı’ konusuna gelince, adı geçen Atilla K’nin ölümünden sonra, eşinin de cenaze ile birlikte gitme isteği doğrudur ve burada KDP’nin ya da Asayiş birimlerinin hiçbir etkisi yoktur.
Güney Kürdistan’da yaşayan eski Kuzeyli PKK kadroları çok iyi biliyorlar ki, şu ana kadar PKK kanadından, Kürdistan Asayiş Birimlerine teslim olan en az 5 bin eski kadro bulunmaktadır.
Bunların önemli bir bölümü Kürdistan’da normal hayata devam ederken (hatta birçoğunun Irak vatandaşlığı da bulunuyor) küçük bir bölümü ise Avrupa’ya yerleşmeyi tercih etmişlerdir. Yüzlercesi de şu ya da bu sebeple Türkiye’ye dönmeyi tercih etmiştir. Fakat Türkiye’ye dönme işlemleri de asayiş işlemleri ve Birleşmiş Milletlerin (BM) denetimi ile gerçekleşmektedir.
Dönmek isteyen kişi dönme nedenlerini izah eer ardından, Kürdistan Hükümetinin bu kararda bir etkisinin olmadığını imza ve video kayıt ile teyit eder. Daha sonra, Türkiye tarafındaki güvenlik birimleri bu konuda bilgilendirilir. Söz konusu işlem bittikten sonra dönmek isteyen kişi, Zaho-Silopi gümrük kapısında teslim edilir.
“PKK medyası bu ve benzeri olayları KDP’ye bilinçli olarak yığıyor”
Şu ana kadar Türkiyeye teslim olanların çoğu kendi arzuları ve pişman olduklarını dile getirdikleri için tutuklu bulunmuyorlar.
Ama PKK medyası bu veya buna benzer olayları, KDP’nin bilinçli olarak yaptığını ve söz konusu şahısı MİT’e KDP’nin teslim ettiği algısı yaratıyor.
Bu algı ile beraber PKK’den koparak farklı hayatları seçen insanların PKK’nin halk nezdindeki itibarını sarsmamasının önüne geçmeyi hedefliyor. Ama en önemlisi Türkiye’de yaşayan Kürtlerin gözünden düşürmemeye gayret ederek her türlü manipülasyonu yapmaktan geri durmuyor.
Bu ve buna benzer birçok olay PKK tarafından KDP’ye mal edildi ama doğrular er ya da geç ortaya çıktı. Tıpkı Salih Müslim’in yeğenini KDP’nin, MİT’e teslim ettiği iddialarının asılsız çıktığı gibi.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yazın