Koçyiğit: Bizi cami karşıtı gibi gösterdiler, itirazımız okulların dinselleştirilmesine

30 Temmuz 2026 13:31

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM'de "Her Okula Bir Mescit" projesine ilişkin yaptığı açıklamaların kamuoyunda bazı kesimler tarafından çarpıtıldığını belirterek, eleştirilerinin dine veya ibadete değil, eğitim kurumlarının dinselleştirilmesine yönelik olduğunu söyledi. Koçyiğit, "İnanç özgürlüğünü savunuyoruz. Herkes dinini özgürce yaşayabilmeli. Bizim itirazımız kamusal eğitim alanlarının dini referanslarla şekillendirilmesine" dedi.

Koçyiğit: Bizi cami karşıtı gibi gösterdiler, itirazımız okulların dinselleştirilmesine

RûpelNews - DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM'de "Her Okula Bir Mescit" projesine ilişkin yaptığı açıklamaların ardından oluşan tartışmalara ilişkin RûpelNews’e değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, kamuoyunda açıklamalarının sanki camilere veya namaza karşıymış gibi yansıtıldığını belirterek, bunun gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

RûpelNews Muhabiri Hasan Kösen'e değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, DEM Parti'nin inanç özgürlüğünü temel bir hak olarak gördüğünü belirterek, herkesin kendi inancını özgürce yaşayabilmesi gerektiğini söyledi.

"İnanç özgürlüğünden yanayız" diyen Koçyiğit, "İnsanlar tabii ki dinlerini özgürce yaşayabilir. Her aile kendi çocuklarına kendi dini inancını, öğretilerini ve itikadını aktarabilir. Bizim parti olarak bakış açımız nettir; herkesin inancını özgürce yaşayabilmesini savunuyoruz" ifadelerini kullandı.

"Sorun mescit değil, kamusal alanların dinselleştirilmesi"

Koçyiğit, eleştirilerinin camilere ya da ibadete değil, eğitim kurumlarının dini referanslarla şekillendirilmesine yönelik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
"Biz okul gibi kamusal mekanların, özellikle de farklı inançlardan çocukların bir arada eğitim gördüğü alanların dinselleştirilmesine karşıyız. Aynı şekilde müfredatın dinselleştirilmesine ve eğitim alanının tarikatlar ile cemaatlerin etki alanına açılmasını doğru bulmuyoruz."

ÇEDES uygulamasını eleştirdi

Koçyiğit, Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yürütülen ÇEDES programına da değinerek, imamların pedagojik eğitim almadan okullarda ders vermesinin eğitim açısından sorun oluşturduğunu savundu. Koçyiğit, "İmamlar pedagojik formasyona sahip eğitimciler değildir. Küçük yaştaki çocuklara eğitim vermelerinin önü açıldı. Bunun çocuk psikolojisi, eğitimin niteliği ve bilimselliği açısından ciddi sakıncalar taşıdığını düşünüyoruz" dedi.

"Okulların daha acil sorunları var"

Koçyiğit, eğitim sisteminde çözüm bekleyen temel sorunlara dikkat çekerek, "Bugün birçok okulda derslik yetersizliği var, laboratuvar eksikliği var, eğitim materyali sorunu yaşanıyor. Çok sayıda çocuk okula aç gidiyor ve aç dönüyor. Öncelikle bu sorunların çözülmesi gerekirken 'Her Okula Bir Mescit' projesinin gündeme getirilmesini doğru bulmuyoruz." ifadelerini kullandı.

Bu nedenle projeyi eleştirdiklerini belirten Koçyiğit, "Buradan hareketle sanki dine ya da namaza karşıymışız gibi bir algı oluşturuluyor. Kesinlikle böyle bir yaklaşımımız yok" dedi.

"Çocukların gelişimi gözetilmeli"

Koçyiğit, "Soyut düşünme becerisi henüz gelişmemiş çocuklara dini eğitim verilmesi onların gelişim süreçleri açısından sakıncalar doğurabilir. Elbette her aile kendi çocuğuna kendi inancını öğretme hakkına sahiptir. Ancak bunun çok küçük yaşlarda tarikatlar ve cemaatler eliyle yürütülmesini doğru bulmuyoruz" diye konuştu.

Tarikat ve cemaatlere ilişkin değerlendirme

Tarikat ve cemaat yapılarının denetimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, son dönemde kamuoyuna yansıyan bazı olayları hatırlatarak, çocukların bu yapılara denetimsiz şekilde bırakılmasının ciddi riskler taşıdığını savundu.
Koçyiğit, "Yakın zamanda bir tarikat şeyhinin küçük yaştaki bir çocuğu kendisinden çok daha büyük biriyle evlendirdiğine ilişkin haberler gündeme geldi. Bu tür örnekler, denetimsiz yapıların çocuklar açısından ne kadar ciddi sakıncalar oluşturabileceğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.

"Özgürlükçü laiklikten yanayız"

Koçyiğit, devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gerektiğini belirterek, "Biz özgürlükçü laiklikten yanayız. Devletin din alanını düzenleyen ya da yönlendiren bir aktör olmaktan çıkması gerekiyor. Sünni de, Alevi de, Hristiyan da, inanmayan da kendi yaşam biçimini özgürce sürdürebilmeli" dedi.

Devletin ya da devlet destekli yapıların toplumun inanç alanını şekillendirmeye çalışmasının doğru olmadığını savunan Koçyiğit, herkesin inancını özgürce yaşayabileceği çoğulcu bir sistemin oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.