Makale

Toplumsal Mafyatikleşme

Aziz Yağan
Aziz Yağan 31 Mart 2026

Bu yazıda ‘toplumsal mafyatikleşme’ kavramı, birey ve grupların anlaşmazlık çözümünde tehdit, şiddet ve şantajı sistematik ve meşru araçlar olarak görmeye başlaması süreci olarak ele alınmıştır.

Toplumsal Mafyatikleşme

Mafya sayısı mı artıyor, toplumda mafyatik davranış mı yayılıyor?

Birkaç gün önce İstanbul’da gerçekleşen bir olayda, video kaydına göre biri, bir futbolcu gence tartışmaksızın doğrudan ateş edip öldürüyor ve iddialara göre başka bir ülkeye kaçırılma hazırlığı yapılırken tutuklanıyor.

Bu tekil bir suç değil de daha büyük bir dönüşümün işaretlerinden biri olabilir mi? Yani mesele mafya değil de mafya yöntemlerinin toplumun geneline yayılması olabilir mi?

Meşru yollarla dikey tırmanışın zorlaştığı ya da meşru yöntemin zor, imkansız geldiği ortamlar ile kayıt dışı ekonomi ve gelir eşitsizliği artışı da kesiştiğinde oluşan ve devinen gerilimle yaşayan kişiler gayri meşru yöntemleri cazip görebilir, denemek isteyebilir.

Bölgede bir zamanlar istisnai bir seçenekken son birkaç on yılda kolay erişilebilir, dahil olunabilir bir örneği tekrar vermek yerinde olabilir. Lice bölgesinde on yıllardır yasa dışı kenevir yetiştirilmektedir. Bu; üretimi, bakımı, toplanması, işlenmesi, transferi, dağıtımı ile geniş bir organizasyon gerektiren suçtur. Dahası, suça bulaşan sayısının çokluğu ve suçtan, gelirinden dolaylı ve dolaysız etkilenen geniş kesimlerin varlığı demektir [1].

Türkiye’de başlangıçta legal olarak 20 ilde (Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat, Zonguldak) tıbbi kenevir yetiştirilmesine izin verilmiştir. 
Ancak Lice bölgesi, Türkiye’de başlanan devlet kontrolünde yasal kenevir ekim bölgesine halen dahil edilmemiştir [2]. Bölge orijinli bu gibi kriminal olguların azaltılması için de bölgede federe yönetim modeli yerinde olabilir. 

Türkiye, 2025 Global Organize Suç Endeksi’nde 193 ülke arasında 10. sıradadır, küresel ortalamanın 10 üzerinden 5.08 puan olduğu sıralamada 7.20 puana sahiptir [3]. 2021’den beri değişmeyen yani kurumların güçlenmediğini işaret eden bu tabloda küresel ortalama 4.78 iken, Türkiye 3.96’lık kurumsal direnç puanına sahip. Devlet bağlantılı suç aktörleri ve insan ticareti kategorilerinde Türkiye 9 puan alırken, silah kaçakçılığı, eroin trafiği ve mafya tipi yapılanmalar 8.5 puan aldı. Finansal suçlar kategorisinde Türkiye 10 üzerinden 8.0 puanla, dolandırıcılık merkezi olarak bilinen Filipinler ile aynı seviyede.

Bir başka araştırma olan İstanbul Kültür Üniversitesi Adalet ve Suç Psikolojisi Laboratuvarı'nın 2025 "Türkiye Şiddet Haritası" raporuna göre, 
kişilerarası şiddet vakaları bir yılda yüzde 75 artarak 2.289’a ulaştı [4].

Bu veriler yalnızca suç arttışını değil, şiddetin ve organize yöntemlerin gündelik hayata sinsice sızdığını göstermektedir.

Mafyaya gerek bile duyulmaksızın, anlaşmazlıklarda uygulanan mafyatik yöntemlerin toplumsal davranış biçimine dönüşümünü izliyor olabiliriz.

‘Organize suç’ ve ‘şiddet kültürü’ kavramlarının dışında bir çerçeve, mafyatik olana bir uyumlanma biçimi olarak olarak ‘toplumsal mafyatikleşme’ kavramı, birey ve grupların anlaşmazlık çözümünde sistematik biçimde tehdit, şiddet, şantajı kültürel olarak normalleştirmesidir.

Toplumsal mafyatikleşme, şiddet ve tehdidin istisna değil de, anlaşmazlık çözümünde rasyonel ve meşru araçlar olarak görülmeye başlamasıdır. 

Kişiye odaklı yasal caydırıcılık tek başına yeterli olmasa gerek; bu, mafyatikleşme için de geçerli. Örneğin, caydırıcılık eşiğini bir hayli yükselten yeni trafik cezaları, ihlali yapmış bireyle ilgileniyor ancak kurallara gönüllüce uyan birey sayısının artışına dair çalışma henüz başlamadı.

Hızlı ve etkili adalete, güvenliğe güvenin zayıflaması, gündüz kuşağı tv programlarında sergilenen çekişmeli sorunlu insan ilişkiler sadece yetişkinlerin değil çocuk ve gençlerin de takibinde. 

Okulda, sokakta, kurumlarda, işletmelerde, sağlıkta, ticarette, kişisel ilişkilerde herhangi bir sorunu çözmek için mafyatik düşünce ve yöntemler uygulanıyorsa; bu, toplumun mafyatikleşmesi anlamına gelir. Anlaşmazlıklarda hakarete uğrama, sindirme, şantaj, tehdit, dövülme, silah ve bıçak çekip kullanmaya çok sık rastlanıyorsa sorgulanması gereken sistemdir, sistem kendini sorgulamalıdır.

Bazı kişilerin başlangıcı ve ilerlemesi açıklanamayan geometrik zenginleşmesi, resmi çevrelerde tanınır ve iş bitirir hale gelmesi olağan sayılabilir mi? Eğer bu olağansa çocuk ve gençlerimizi böyle ilişkilerden ve hayatlardan korumak gerekmiyor mu? Bu bir alarm durumu değil mi?

Terörsüz Türkiye nasıl toplumun tüm kesimlerini ilgilendiriyorsa ve bir zorunluluksa, ‘Mafyasız ve Mafyatiksiz Türkiye’ riskine yoğunlaşmak da geç kalınmış zorunluluktur; ortak ihtiyaçtır, toplumsal güvenlik sorunudur. 

TBMM’de “Terörsüz Türkiye” için kurulan komisyona benzer şekilde, mafya ve organize suçun özellikle kaynaklarına  odaklanan bağımsız ve yetkili bir komisyon kurulabilir. Böyle bir komisyon için siyasi irade, yargı bağımsızlığı, tanık koruma mekanizmaları kritiktir..

Böyle bir TBMM komisyonu Adalet, Milli Eğitim, Dış ve İçişleri Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı ve ilgili diğer bakanlıklar ile bu konuda birikimli ilgili sivil toplum örgütleri ve aktivistlerden oluşabilir. 

Siyasi çekişmelerden uzak bir komisyon yasa, görevli, donanım gibi devlet olanaklarını araçsallaştıran, istismar eden sistemi gözden geçirebilir; yargının ve kolluğun güvenilirliğinin artırılması ile kültürel ve kurumsal dönüşüm için düzenlemeler yapabilir. 

‘Güçlü olan haklıdır, yasalar güçlü olanın yanındadır!’ kabulü mafya ve mafyatik yöntemlerin meşrulaştığını ve özendirici olduğunu işaret eder.

Mafyayı koruyan, varlığını ve işlerini kolaylaştıran, işbirliği yapan, bundan çıkar sağlayan siyasetçi ve bürokratlar belirlenebilir..

Toplumun mafyatik olmayı bir başarı, üstünlük, hak arama, koruma ve korunma mekanizması olarak olağanlaştırması riski yerine hukukun üstünlüğü ve eşitliği ilkesine güveninin artması ve pekişmesi sağlanabilir. 

Komisyon, gerekiyorsa yasaları ve uygulamaları mafya gereksinimini ve mafyatik yöntemleri engelleyecek biçimde yeniden ele alıp yapılandırılabilir.. Sosyal medyada linç, dijital şantaj, kripto ile aklanma, influencer ile mafyanın olası ilişkisi dijital mafyatikleşme olarak irdelenebilir.. Kayıt dışılığa ve kara paraya sıfır tolerans ile ekonomik mafyatikleşme azaltılabilir.. Bireyleri değil sistemi sorgulayan bir komisyonla sonuç alınabilir.. 

eğitim, medya okuryazarlığı, alternatif çatışma çözümü mekanizmaları gibi araçlar da zincire eklenebilir.

Mafya bir sorundur ve başarı modeli değildir evet; mafya yöntemlerinin her alanda normalleşmesi yani ‘toplumsal mafyatikleşme’ mafyadan daha ağır bir sorundur.. Mafyatikleşme toplumun düşünüş ve davranış kültürü haline gelmemelidir.  

‘Mafya sayısı mı artıyor, yoksa mafya gibi davranmak mı yayılıyor? Kültür haline mi geliyor yani mafyatikleşme toplumsallaşıyor mu?’ sorusu kritiktir. Eğer toplum mafyatikleşiyorsa ya da mafyatikleşen birey sayısı artıyorsa sorun sadece bir suç örgütüyle değil, toplumun kendi refleksleriyle ilgilenmeye dönüşebilir. Komisyon bu hesaplaşmanın sadece başlangıç noktası olabilir.

 [1] https://amidahaber.com/yazarlar/aziz-yagan/kenevir-yasaklsa-kurdun-torbacilik-yapabilme-ihtimali-15 

[2] Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

[3] https://gazeteoksijen.com/dunya/organize-suc-endeksinde-turkiye-10-sirada-avrupanin-en-kotu-performans-gosteren-ulkesi-257087). 

[4] https://t24.com.tr/gundem/arastirma-turkiyede-siddet-vakalari-bir-yilda-yuzde-75-artti-faillerin-yuzde-95i-erkek,1309555

 

Bu yazıdaki görüşler tamamen yazarın şahsına münhasırdır; RûpelNews'in yayın politikasıyla bağdaşabilir veya farklılık gösterebilir. Kurumumuz içerikten sorumluluk kabul etmez.