Rojhat Amedi: Devletin yeni ajandası Öcalan’ı 'tekel' hale getirmek
RûpelNews - Amedi, özellikle "Apocu Hareket Yönetimi" ismine dönüşün arka planını, devletin Öcalan’a biçtiği yeni rolü ve "Kürdistan" isminin siyasi dilden silinme çabalarını geniş bir perspektifle değerlendirdi.
"Apocu Hareket Yönetimi ismi bir dönüş değil, bir tasfiye operasyonudur"
Rojhat Amedi, kendini fes eden PKK'nin yeni adı olan "Apocu Hareket Yönetimi" isminin aslında örgütün 1970’lerdeki kuruluş dönemine ait çok eski bir isim olduğunu hatırlattı. Amedi, hareketin o dönemde sadece Abdullah Öcalan’ın etrafındaki dar bir grup olması nedeniyle bu ismi taşıdığını, ancak daha sonra kitleselleşmek ve diğer Kürt örgütleriyle rekabet edebilmek amacıyla "Kürdistan" ve "İşçi" kavramlarını içeren PKK ismine geçildiğini belirtti.
Bugün yeniden "Apocu" ismine dönülmesini "geçmişteki otoriter yapıya rücu etmek" olarak nitelendiren Amedi, bu hamlenin örgüt içindeki farklı kanatları tasfiye etme ve lider kültünü mutlak kılma amacı taşıdığını savundu. 1979 yılında "tek adamlığa" itiraz edenlerin nasıl tasfiye edildiğini anlatan Amedi, bugün de benzer bir sürecin, devletin bilgisi ve stratejik desteğiyle yürütüldüğünü iddia etti.
"Devlet, Öcalan’ı Kürtlerin tek temsilcisi olarak kurguluyor"
Amedi’nin en dikkat çekici analizlerinden biri de devletin Öcalan ile olan yeni ilişkisi üzerineydi. Devletin, Öcalan’ı bilinçli ve "bilimsel" bir plan çerçevesinde "tek muhatap" olarak öne çıkardığını belirten Amedi, "Devlet, Öcalan’ı Kürtlerin tek büyüğü, tek karar vericisi haline getirmek istiyor" dedi. Bu konseptin temel amacının PKK’nin kurumsal yapısını bile devre dışı bırakmak olduğunu savunan Amedi, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin "Abdullah Öcalan'a Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlğü'' statüsü verilmesini önermesi şeklindeki çıkışlarının bu devlet stratejisinin bir parçası olduğunu ifade etti. Amedi’ye göre Ankara, tüm Kürt siyasi iradesini tek bir şahıs üzerinden kontrol altında tutmayı ve diğer tüm aktörleri etkisizleştirmeyi hedefliyor.
"Kürdistansız siyaset: Rojava’daki model Bakur’a taşınıyor"
Amedi, PKK ve bağlı yapılarının siyasi dilinden "Kürdistan" kelimesini çıkarmasını "ulusal davadan kopuş" olarak nitelendirdi. Bu durumu Rojava (Suriye Kürdistanı) örneğiyle açıklayan Amedi, "Rojava’da yönetimlerden ve resmi belgelerden Kürdistan ismini nasıl sildilerse ve bunda kısmen de olsa nasıl başarılı oldularsa, şimdi aynısını Bakur' yapmak istiyorlar. Karşımızda 'Kürdistansız ve Kürtlük vurgusu olmayan' bir siyaset mühendisliği var" dedi. Amedi, bu durumun Kürt toplumunun ulusal bilincini zayıflatacağını ve devletin de bu "isimsizleşme" sürecini desteklediğini vurguladı.
"İran Rejimi ve silahlı mücadele denklemi"
Örgütün silah bırakma tartışmalarına da değinen Amedi, PKK’nin şu an için yeni bir silahlı çatışma peşinde olmadığını ancak tamamen silah bırakmak için de Orta Doğu’daki dengeleri, özellikle de İran’ın geleceğini beklediğini söyledi. Amedi, "Eğer İran’daki mevcut rejim ayakta kalmaya devam ederse, PKK de silahlı bir güç olarak varlığını sürdürecektir" diyerek, örgütün bölgesel ittifaklarına dikkat çekti.
Devletin ise somut yasal adımlar (örneğin Kürtçenin eğitim dili olması veya yasal statü) atmak yerine, örgüt üyelerine sadece "gelin teslim olun" dediğini, bunun ise dünyadaki hiçbir çatışma çözüm modelinde karşılığı olmadığını belirtti. Amedi, 2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinin başarısızlığından ders çıkarılmadığı takdirde, bu yeni girişimin de her iki tarafa büyük zararlar vererek sonuçlanacağı uyarısında bulundu.