AMEDSPOR: BİR HALKIN SESSİZLİĞE BIRAKILMAYAN SESİ
Bir halkın elinden tarihi, dili, kültürü ve hafızası alınmaya çalışılıyorsa; mezarları tahrip ediliyor, cenazeleri dahi onurlu bir biçimde kaldırmasına izin verilmiyorsa; köyleri yakılıyor, yıkılıyor, insanlar yerlerinden ediliyor ve milyonlarca insan ata yurdundan başka diyarlara savruluyorsa, o halk kendisini nasıl ifade edecektir?
Bu soru, Kürtlerin yakın tarihine bakıldığında yalnızca siyasal değil, aynı zamanda varoluşsal bir sorudur.
Kürtlerin kendi kimliğiyle var olma hakkı uzun yıllar boyunca inkâr, baskı ve yasaklarla karşı karşıya kaldı. Hala dili yasaklıdır, bu nedenle Kürtçe konuşmak, şarkı söylemek, kendi tarihini anlatmak, kendi kimliğini açıkça ifade etmek kimi dönemlerde suçlama ve cezalandırma konusu oldu. Devletin güvenlik politikalarının ağırlaştığı dönemlerde köy boşaltmaları, zorunlu göçler, yıkımlar ve kitlesel yer değiştirmeler Kürt toplumunun yalnızca yaşam alanlarını değil, toplumsal hafızasını da parçaladı.
Böyle bir tarihsel zeminde mesele yalnızca siyasal örgütlenme alanlarının daraltılması değildir. Asıl mesele, bir halkın kendisini topluca ifade edebileceği alanların giderek küçültülmesi ve yok sayılmasıdır
İşte Amedspor tam da bu noktada farklı bir anlam kazanmaktadır.
Spordan Kimliğe
Amedspor’un kökleri 1972’de Diyarbakır’da kurulan Melikahmet spor a kadar uzanıyor. Kulüp zaman içerisinde Melikahmetspor, Diyarbakır Belediyespor, Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor ve başka adlarla faaliyet gösterdikten sonra Amed Sportif Faaliyetler adıyla yeni bir döneme girdi. Kulübün kendi tarihçesinde de bu değişimin kente aidiyet ve kültürel bağlarla ilişkilendirildiği görülüyor.
Burada önemli olan yalnızca bir spor kulübünün isim değiştirmesi değildir. “Amed” adının kullanılması, Diyarbakır’ın tarihsel ve kültürel hafızasına gönderme yapan bir adlandırmanın kamusal alanda görünür hâle gelmesi anlamına gelmiştir.
Çünkü adlandırma, yalnızca bir isim meselesi değildir. İsim, hafızadır; aidiyettir; mekânla kurulan ilişkinin ifadesidir.
Bu nedenle Amedspor’un ortaya çıkışı, Kürtlerin kamusal alanda kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olarak okunabilir. Futbol burada yalnızca futbol değildir; aynı zamanda kimliğin görünürlük kazandığı bir toplumsal alandır.
Tribün: Yasaklanan Dilin Başka Bir Sesi
Amedspor’un anlamını yalnızca sahadaki sonuçlarla açıklamak bu nedenle eksik kalır.
Tribünlerde yükselen ses, sadece bir futbol takımını destekleyen taraftarın sesi değildir. O sesin içinde dil vardır, kültür vardır, hafıza vardır, aidiyet vardır. Yıllarca kamusal alanda kendisini özgürce ifade edemeyen insanların ortaklaşa bir araya gelme ve kendilerini görünür kılma ihtiyacı vardır.
Her gol sevinci elbette yalnızca siyasal bir mesaj değildir. Fakat Amedspor etrafında oluşan toplumsal aidiyet, futbolun sınırlarını aşan bir anlam üretmiştir.
Bu anlamı Amedspor’a yönelik çeşitli disiplin kararlarının tarihçesinde de görmek mümkündür. Örneğin Türkiye Futbol Federasyonu’nun 2015 tarihli kararlarında kulübe taraftarların “ideolojik propaganda” yaptığı gerekçesiyle cezalar verildiği görülmektedir. 2016’da Tahkim Kurulu da bir başka dosyada verilen puan silme ve para cezasını onamıştır.
Burada tartışılması gereken yalnızca verilen cezanın hukuki niteliği değildir. Daha önemli olan, futbol sahasının ve tribünün siyasal-kültürel kimliklerin görünür olduğu bir alana dönüşmüş olmasıdır.
Çünkü futbol, toplumun geniş kesimlerine ulaşabilen nadir ortak alanlardan biridir.
Bir toplantı salonuna giremeyen, bir siyasi etkinlikte kendisini ifade edemeyen, kamusal alanda kimliğini açıkça dile getirmekte zorlanan insanlar, tribünde on binlerce kişiyle birlikte aynı anda ses çıkarabilir.
Bu nedenle tribün, bazen yalnızca tribün değildir.
Bir Halkın Ortak Sevinci
Amedspor’un toplumsal karşılığını büyüten şey yalnızca kimliği değil, bu kimlik adına sportif başarılarıdır.
Bu başarıların ardından Amedspor’un etkisi yalnızca Diyarbakır’la sınırlı kalmadı. Özelikle Kürtlerin farklı parçalar ki Kürtleri ve Türkiye’nin farklı kentlerinde ve dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış Kürt toplulukları içinde takım etrafında ortak bir aidiyet oluştu.
Bu noktada Amedspor’un başarısının anlamını sadece “futbol başarısı” olarak değerlendirmek yeterli değildir.
Çünkü bazı toplumlar için futbol takımı yalnızca bir spor kulübüdür; bazı toplumlar içinse spor kulübü, toplumsal hafızanın ve aidiyetin taşıyıcısına dönüşebilir.
Amedspor’un yaşadığı süreç ikinci duruma daha yakındır.
Kürtlerin Elinde Kalan Meydan
Kürt meselesinin en önemli boyutlarından biri, yalnızca insanların ne düşündüğü değil, düşündüklerini ve kimliklerini hangi alanlarda ifade edebildikleridir.
Dil üzerindeki baskı, kültürel kurumların zayıflatılması, siyasal alanın daraltılması ve geçmişte yaşanan ağır devlet politikaları, Kürt toplumunun kendisini ifade edebileceği alanları uzun süre sınırladı.
Bu nedenle bugün bir futbol kulübünün etrafında milyonlarca insanın aynı anda heyecanlanması, sevinmesi, üzülmesi ve ortak bir aidiyet hissetmesi küçümsenecek bir toplumsal olgu değildir.
Amedspor’un önemi biraz da buradan gelir.
O, Kürtlerin bütün sorunlarını çözen bir siyasi araç değildir. Kürt meselesinin yerine geçebilecek bir kurum da değildir. Fakat kamusal görünürlük bakımından önemli bir toplumsal alan yaratmaktadır.
Futbolun dili evrenseldir. Golün sevincini tercüme etmeye gerek yoktur. Sahadaki mücadeleyi herkes anlayabilir. Bu nedenle spor, siyasal yasakların ve kültürel sınırların dışında yeni bir ifade alanı yaratabilir.
Tam da bu nedenle Amedspor’un yükselişi yalnızca sportif bir başarı olarak görülmemelidir.
“Buradayız” Demenin Bir Biçimi
Amedspor’un hikâyesi, bir halkın bütün tarihsel sorunlarını futbol sahasına taşıması değildir.
Daha temel bir şeydir:
Görünür olma hakkı.
Bir halk uzun süre kendisine “yoksun”, “yok” veya “tanımsız” muamelesi yapıldığını düşündüğünde, varlığını gösterebildiği her alan önem kazanır.
Bir isimle.
Bir dille.
Bir türküyle.
Bir bayramla.
Bir tribünle.
Bir formayla.
Bir gol sevinciyle…
Bunların her biri tek başına siyaseti değiştirmez. Fakat birlikte düşünüldüğünde toplumsal hafızanın canlı kalmasına katkıda bulunabilir.
Amedspor’un bugün taşıdığı anlam da buradadır.
Bu nedenle Amedspor’a yalnızca “bir futbol kulübü” olarak bakmak, onun toplumda yarattığı karşılığı anlamaya yetmez. Aynı şekilde onu yalnızca siyasi bir sembole indirgemek de kulübün sportif ve toplumsal gerçekliğini eksik bırakır.
Amedspor, bu iki alanın kesiştiği yerde durmaktadır:
Spor ile kimlik, futbol ile hafıza, tribün ile toplumsal aidiyet arasında.
Ve belki de onun en önemli anlamı şudur:
Bir halkın sesi ne kadar kısılırsa kısılsın, kendisini ifade edeceği yeni yollar bulur.
Kimi zaman bir dilde,
kimi zaman bir türküde,
kimi zaman bir kitapta,
kimi zaman bir meydanda,
kimi zaman da bir futbol sahasında…
Amedspor bugün bu seslerden biridir.
Bu nedenle Amedspor’un hikâyesi yalnızca bir kulübün şampiyonluklarının hikâyesi değildir.
Bir halkın, bütün baskılara ve tarihsel hafıza kayıplarına rağmen “buradayım” deme iradesinin, futbol sahasındaki görünür biçimlerinden biridir.
Bu yazıdaki görüşler tamamen yazarın şahsına münhasırdır; RûpelNews'in yayın politikasıyla bağdaşabilir veya farklılık gösterebilir. Kurumumuz içerikten sorumluluk kabul etmez.