Ezidi Kürt kızın adalet mücadelesi Almanya'yı sarstı
RûpelNews - Iraklı eski karı-koca Twana H. ve Asia R., iki Ezidi Kürt kız çocuğunu köle olarak satın almak, cinsel istismarda bulunmak, savaş suçu işlemek ve soykırıma iştirak etmekle yargılanıyor.
Mahkemenin kararını 13 Temmuz'da açıklaması bekleniyor.
"Bana Leila adını verdiler"
Davada en dikkat çekici ifadeyi bugün 21 yaşında olan ve güvenlik gerekçesiyle "Alya" takma adıyla dinlenen Ezidi kadın verdi. Gizli bir ülkede tanık koruma programı kapsamında yaşayan Alya, duruşmada sanıklarla ilk kez yıllar sonra yüz yüze geldi.
Alya, IŞİD'in 2014 yılında Ezidilere yönelik saldırıları sırasında henüz 9 yaşında olduğunu, babasının gözleri önünde öldürüldüğünü ve annesi ile kardeşlerinden koparıldığını anlattı. Ardından Suriye-Irak sınırındaki köle pazarlarında defalarca satıldığını söyledi.
Kendi ifadesine göre 2017 yılında sanık Twana H. tarafından satın alındı. Mahkemede, köle pazarında kendisinin "Henüz tecavüze uğramadı, satın al" sözleriyle pazarlanarak sanığa satıldığını anlattı. Twana H.'nin ise kendisini, düğün hediyesi olarak köle isteyen eşi Asia R.'ye verdiği anlattı.
Ev ve seks kölesi olarak tutulduğunu anlattı
Alya, sanıkların evinde "Leila" ismini kullanmaya zorlandığını, Ezidi kimliğinin reddedildiğini ve İslam'ı kabul etmeye mecbur bırakıldığını söyledi.
Kur'an okumaya, başörtüsü takmaya, oruç tutmaya ve günde beş vakit namaz kılmaya zorlandığını belirten Alya, evden çıkmasının yasak olduğunu, temizlik yaptığını, çocuk baktığını ve misafirlerle ilgilendiğini ifade etti.
Mahkemede verdiği ifadeye göre, sanık Twana H. ilk akşam eşi evde yokken kendisine tecavüz etti. Öncesinde ayak tabanlarına sopayla vurduğunu anlatan Alya, evde kendisinden daha küçük yaşta başka bir Ezidi kız çocuğunun da köle olarak tutulduğunu söyledi.
Alya ayrıca sanığın kendisine, "Ne kadar Kur'an okursan oku, ne kadar dua edersen et, sen kâfirsin. Seni ve halkını öldürmek ya da sana tecavüz etmek meşrudur" dediğini aktardı.
Ailesi binlerce dolar ödeyerek kurtardı
Alya, Kasım 2017'de sanık tarafından Suudi Arabistanlı bir IŞİD mensubuna satıldığını, burada da cinsel saldırıya uğradığını ve daha sonra yeniden başka bir örgüt üyesine devredildiğini anlattı.
Yaklaşık üç ay sonra ailesinin son sahibine binlerce dolar ödeyerek kendisini kurtardığını söyleyen Alya, özgürlüğüne kavuştuğu 3 Ocak 2018 tarihini hiç unutmadığını belirtti. Savunma avukatının "Bu tarihi neden bu kadar iyi hatırlıyorsun?" sorusuna ise "Çünkü hayatımın en güzel günüydü." yanıtını verdi.
Savcılık: Bu suçlar insanlığın tamamına karşı işlendi
Federal Savcılık, sanıkları;
* soykırım,
* insanlığa karşı suç,
* savaş suçu,
* yurt dışında terör örgütü üyeliği,
* ağır insan ticareti,
* çocuklara yönelik ağır cinsel istismar
suçlarından sorumlu tutuyor.
Savcılık, her iki sanık için de müebbet hapis cezası ve Alman hukukundaki "suçun özellikle ağır olduğu" yönünde karar verilmesini talep etti. Savunma ise sanıkların soykırım kastıyla hareket ettiğinin kanıtlanamadığını öne sürerek daha düşük cezalar istedi.
Sanığın Almanya geçmişi dikkat çekti
Dosyaya göre Twana H., 20 yaşındayken Almanya'ya geldi ancak iltica başvurusu reddedildi. Daha sonra Münih'te kuaför olarak çalıştı ve Alman vatandaşı bir çocuğun babası olması nedeniyle oturma izni aldı.
2015 yılında Almanya'daki yaşamını geride bırakarak Irak'a döndüğü ve IŞİD'e katıldığı belirtilen sanığın burada Asia R. ile evlendiği ve iki Ezidi kız çocuğunu köle olarak satın aldığı öne sürülüyor.
2018 yılında sahte pasaportla Almanya'ya dönmeye çalışırken yakalanan Twana H., daha önce IŞİD üyeliğinden hapis cezasına çarptırılmıştı. Daha sonra yürütülen soruşturma kapsamında Ezidi soykırımına iştirak ettiği iddiasıyla yeniden yargılanmaya başlandı. Asia R. ise 2024 yılında Regensburg'daki bir sığınmacı yurdunda gözaltına alındı.
Dava Almanya'nın evrensel yargı yetkisi kapsamında görülüyor
Dava, Almanya'nın "evrensel yargı" ilkesi sayesinde yürütülüyor. Bu ilkeye göre savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi uluslararası suçlar, suçun işlendiği ülke ya da faillerin vatandaşlığına bakılmaksızın Almanya'da da yargılanabiliyor. Hukukçular, bu tür davaların yalnızca mağdurlar için değil, uluslararası cezasızlıkla mücadele açısından da büyük önem taşıdığını vurguluyor.
Mahkeme salonundaki son sözler
Duruşmanın en duygusal anı ise Alya'nın ifadesinin ardından yaşandı.
Mahkeme salonundan ayrılmak üzere ayağa kalkan Alya'ya sanıklardan Asia R. Kürtçe, "Beni affet." diye seslendi. Gözyaşlarına hakim olamayan Alya ise kısa bir sessizliğin ardından şu yanıtı verdi:
"Bana yapılan normal bir şey olsaydı affedebilirdim."
Bu sözlerin ardından salonu terk etti. (Der Spiegel)