Alzheimer neden kadınlarda daha yaygın? Bilim insanları yeni bulguları açıkladı
RûpelNews - ABD’deki UC San Diego School of Medicine araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, 17 binden fazla orta yaşlı ve yaşlı bireyin sağlık verileri incelendi. Bulgular, bazı demans risk faktörlerinin kadınların bilişsel işlevleri üzerinde neden daha güçlü etkiler yarattığını gösterdi.
Araştırma, Biology of Sex Differences dergisinde yayımlandı.
Çalışmanın ilk yazarı olan sinirbilim yardımcı doçenti Megan Fitzhugh, “Bazı risk faktörlerinin kadınların bilişsel işlevleri üzerinde orantısız derecede daha büyük etkisi olduğunu gördük” dedi.
Araştırmacılar, bu durumun ABD’deki Alzheimer vakalarının yaklaşık üçte ikisinin neden kadınlarda görüldüğünü açıklayabileceğini belirtti.
Yüksek tansiyon ve depresyon etkisi
Araştırmada yüksek tansiyon, depresyon, fiziksel hareketsizlik, uyku sorunları, obezite, diyabet ve işitme kaybı dahil olmak üzere 13 farklı demans risk faktörü değerlendirildi.
Elde edilen verilere göre depresyon, hareketsizlik ve uyku problemleri kadınlarda erkeklere göre daha yaygın görüldü. Ayrıca yüksek tansiyon ve yüksek vücut kitle indeksinin kadınların bilişsel performansıyla daha güçlü bağlantılı olduğu tespit edildi.
Araştırmada dikkat çeken bulgulardan biri de erkeklerde daha sık görülen işitme kaybı ve diyabetin, kadınlarda daha ağır bilişsel etkiler oluşturması oldu.
‘Cinsiyet farklılıkları göz ardı ediliyor’
Çalışmanın kıdemli yazarı ve UC San Diego School of Medicine bünyesinde görev yapan sinirbilim profesörü Judy Pa, Alzheimer araştırmalarında cinsiyet farklılıklarının uzun süredir yeterince dikkate alınmadığını söyledi.
Pa, “Alzheimer, kalp hastalıkları ve kanser gibi ölümcül hastalıklarda cinsiyet farklılıkları büyük ölçüde göz ardı ediliyor” ifadelerini kullandı.
Araştırmacılar, özellikle kadınlarda depresyonun kontrol altına alınması, fiziksel aktivitenin artırılması ve yüksek tansiyonun tedavi edilmesi gibi adımların Alzheimer riskini azaltmada kritik rol oynayabileceğini belirtti.
Bilim insanları ayrıca, hormonlar, genetik yapı ve sağlık hizmetlerine erişim gibi unsurların kadınlarda neden daha yüksek risk oluşturduğunu anlamak için çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor.