11 Mart Anlaşması: Kürdistan özerkliğinin dönüm noktası
RûpelNews - 1970 yılında, Irak halkı ülkenin kuzeyinde yıllardır süren silahlı çatışmaların seyrini değiştirecek tarihi bir bildiriyi heyecanla bekliyordu. Bu bildiri, Irak hükümeti (o dönemde Baas Partisi yönetiminde) ile Kürt liderliği (Molla Mustafa Barzani önderliğinde) arasında imzalanan ‘11 Mart Anlaşması’ydı. Anlaşma, Irak devlet tarihinde Kürt halkının ulusal haklarının ilk resmi tanınması olarak kabul edildi.
Anlaşma, Eylül 1961’de başlayan ve on yıl süren yoğun çatışmaların ardından imzalandı. Savaş, hem devlet bütçesini hem de Irak ordusunu tüketmiş, Kürdistan Bölgesi ise yıkım ve göçlerle boğuşuyordu. 1968’de Baas Partisi iktidara geldikten sonra, Bağdat yönetimi, Kürdistan Bölgesi’ne yönelik askeri bir çözümün artık “imkânsız” olduğuna inanıyordu. Aynı dönemde Kürt liderliği de halkının haklarını yasal ve anayasal bir çerçevede güvence altına almaya çalışıyordu.
Görüşmelerde hükümet tarafını Saddam Hüseyin (o dönemde Devrim Konseyi başkan yardımcısı), Kürt tarafını ise Kürdistan Demokrat Partisi’nden (KDP) üst düzey bir heyet temsil ediyordu. Bu müzakereler, sonunda ‘Mart Bildirisi’nin imzalanmasıyla sonuçlandı.
Anlaşmanın en önemli noktaları
Bildirge, o dönemde Orta Doğu’daki azınlık sorunlarını çözmeye yönelik önemli bir adım olarak görülen 15 temel noktadan oluşuyordu. En önemlileri şunlardı:
Özerklik: Nüfusun çoğunluğunun Kürt olduğu bölgelerde, Irak Cumhuriyeti çerçevesinde Kürtlerin kendi kendini yönetme hakkı tanınacaktı.
Resmi Dil: Kürtçe, Arapça ile birlikte Kürt bölgelerinde resmi dil olarak kabul edilmeli ve okullarda öğretilmeliydi.
Siyasi Katılım: Bir başkan yardımcısının (Kürt olması gereken) atanması ve devlet kurumları, ordu ve parlamentoda Kürt temsilinin sağlanması öngörülüyordu.
Ekonomik Kalkınma: Kürdistan Bölgesi’nin yeniden inşası ve ekonomik ile sosyal kalkınmanın desteklenmesi için kapsamlı bir plan hazırlanacaktı.
Anayasa Değişikliği: Irak Anayasası’nda “Irak halkı iki ana milletten oluşur: Arap milleti ve Kürt milleti” ifadesi yer alacaktı.
Sevinç sesi: Bağdat ve Erbil birlikte kutladı
Anlaşmanın duyurulmasının ardından Bağdat, Erbil ve Süleymaniye sokakları adeta bir kutlama alanına dönüştü. Binlerce insan zeytin dalları ve liderlerinin resimleriyle sokaklara çıkarak, kan dökülmesinin sona ermesini ve yeni bir barış çağının başlamasını umut etti. Anlaşma, dönemin basınında ve halk arasında “ulusal bir zafer” olarak nitelendirildi.
Engeller ve düşmanlar: Kerkük krizi ve yabancıların müdahalesi
Büyük iyimserliğe rağmen, kutlama uzun sürmedi. Özerkliğin uygulanması için öngörülen dört yıl boyunca anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Başlıca anlaşmazlık noktası Kerkük şehriydi. Kürtler, kentin tarihi kimliği ve Kürtlük vasfında ısrar ederken, Bağdat yönetimi şehrin petrol zenginliği nedeniyle bu talebi reddetti.
Buna ek olarak, bölgesel ve uluslararası müdahaleler de çatışmanın yeniden tırmanmasına katkı sağladı. Sonuç olarak, anlaşma 1974’te çöktü ve silahlı çatışmalar yeniden başladı. 1975’te imzalanan “Cezayir Anlaşması”, Kürt devrimini geçici olarak durdurdu.
Tarihsel miras
Siyasi yorumcular, 11 Mart Anlaşması’nın öneminin, o dönemdeki kısa vadeli başarısında veya başarısızlığında değil, tüm gelecekteki Kürt talepleri için bir “yasal kaynak” haline gelmesinde yattığını savunuyorlar. 1970’te kabul edilen bu özerklik, 1991 ve 2003’ten sonra gelişen ve günümüzde anayasal olarak tanınan federal Kürdistan Bölgesi’nin temelini oluşturdu.
Sonuç
11 Mart Anlaşması, Irak tarihinde altın bir an olarak kaydedilmiştir. Anlaşma, devletin çok kimlikli yapısını tanıdığı bir dönüm noktası olmuştur. Her ne kadar sonraki savaşları tamamen engelleyemese de, Kürtlerin ulusal haklarının artık hiçbir siyasi denklemde göz ardı edilemeyeceğini kanıtlamıştır.