Kürdistan, “Milyonların Yürüyüşü”nün 35. yıldönümünü anıyor
RûpelNews - O gün yaşanan olaylar 31 Mart 1991'e dayanıyor. Mart Ayaklanması'nın büyük başarısının ve çoğu Kürt şehrinin kurtarılmasının ardından, eski Irak rejiminin güçleri büyük çaplı bir karşı saldırı başlattı ve “yakıp yıkma” politikası uyguladı. Tekrarlanan bir soykırım tehdidiyle karşı karşıya kalan yüz binlerce aile, zorlu hava ve coğrafi koşullar altında evlerini terk edip sınırlara doğru yola çıkmaya karar verdi. Diktatörlüğün gölgesinde yaşamaktansa sürgünü tercih ettiler.
Uluslararası Hareket ve 688 Sayılı Karar
Karda ve dağlarda mahsur kalan milyonlarca insanın görüntüleri, benzeri görülmemiş bir uluslararası sempati uyandırdı. Fransa, özellikle dönemin First Lady'si Danielle Mitterrand'ın çabalarıyla, Kürt davasının uluslararası alana taşınmasında kilit bir rol oynadı. Bu baskıların sonucunda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Nisan 1991'de 688 sayılı Kararı yayınladı. Bu karar, Kürtlere yönelik baskıyı kınadı ve 36. paralel boyunca bir “uçuşa yasak bölge” ilan etti.
Benzer şekilde, dönemin ABD Dışişleri Bakanı James Baker, “Güvenli Bölge”nin belirlenmesinde kilit bir rol oynadı. Bu, rejim güçlerini geri çekilmeye zorladı ve yeni katliamların önlendi. Böylece, uluslararası koruma altında yerinden edilmiş aileler yavaş yavaş evlerine ve mülklerine geri döndüler.
Çile dolu günlerden, kurumsallaşmaya
Milyonlarca insanın göçü sadece bir kaçış yolu değildi, aynı zamanda Bölgede anayasal kurumların kurulmasının da temeli oldu. “Provide Comfort” (Rahatlık Sağla) tarafından oluşturulan güvenli bölge sayesinde, Kürtler 19 Mayıs 1992'de ilk parlamento seçimlerini gerçekleştirebildi ve aynı yılın Temmuz ayında Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ni kurdu.
Bugün, 35 yıl sonra, Kürt liderleri ve halkı bu olayı ulusal birliğin ve köleliğin reddedilmesinin bir sembolü olarak anıyor. Bölgenin bugünkü siyasi ve idari kazanımlarının, 1991 ilkbaharında dağların zirvelerinde başlayan büyük fedakarlıkların meyvesi olduğunu vurguluyorlar.