GÜLİSTAN DOKU: BİR ANNEYE CEVAP BU MU?
Bir Kayıp, Bir Ülkenin Vicdanı ve Suskunluğun Ağır Yükü.
2020 yılından bu yana bir isim, bu toprakların hafızasına kazındı: Gülistan Doku.
O artık sadece bir kayıp değil.
O, bir ülkenin cevap veremediği soruların adı.
Bir genç kadın ortadan kayboldu.
Ne bir iz ne ikna edici bir açıklama ne de içleri rahatlatan bir sonuç…
Ama geride kalan en ağır şey belirsizlik değil o belirsizliği büyüten sessizliktir.
Çünkü bu dosya başından beri sadece bir “kayıp vakası” olmadı.
İsimler dolaştı, iddialar büyüdü, ilişkiler tartışıldı.
Sevgili…
Aile bağları…
Kamu görevlileri…
Güce yakın olduğu konuşulan çevreler…
Ve bu noktada mesele değişti.
Artık soru sadece “Gülistan’a ne oldu?” değil asıl soru şu oldu: Kim neyi biliyor ve neden susuyor?
Devlet Nerede Başlar? Sorumluluk Nerede Biter?
Bir ülkede adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet, aynı zamanda şeffaflıkta, hesap verilebilirlikte ve eşitlikte yaşar.
Ama bu dosyada yıllardır hissedilen şey şu: sanki bazı kapılar daha zor açılıyor, bazı isimlere daha temkinli yaklaşılıyor, bazı sorular ise hiç sorulmuyor.
Bu yüzden insanlar fısıldamaya başladı: “Güçlü olan korunuyor mu?”
Bu sadece bir iddia değil bir güven krizidir.
Çünkü eğer toplum, adaletin herkese eşit uygulanmadığını düşünmeye başlarsa orada sadece bir dava değil bir devlet algısı çöker.
Bir Anne ve Bekleyişin En Ağır Hali...
Ama bütün politik tartışmaların, bütün iddiaların ötesinde bir gerçek var: bir anne.
Her sabah aynı soruyla uyanan, her gece aynı belirsizlikle uyuyan bir anne…
Zaman onun için ilerlemiyor.
Takvim yaprakları düşüyor ama cevap gelmiyor.
Onun için mesele ne siyaset, ne güç, ne isimler…
Onun için tek bir şey var: kızının akıbeti.
Susurluk bir olay değil bir hatırlatmadır
Bu ülke daha önce de karanlık ilişkilerle yüzleşti.
Susurluk Skandalı sadece bir kaza değildi; devlet, güç ve karanlık bağların açığa çıktığı bir kırılmaydı.
Bugün insanlar o günleri hatırlıyorsa bu bir tesadüf değil.
Çünkü benzer bir his dolaşıyor: bir şeyler var ama tam anlatılmıyor.
Gerçek neden bu kadar uzak?
Bugün hâlâ kesinleşmiş bir hüküm yok.
Ama güçlü bir sezgi var: bir yerde bir eksiklik, bir yerde bir örtme, bir yerde bir suskunluk…
Ve belki de en korkutucu ihtimal şu: gerçek herkesin gözü önünde ama kimse tam olarak konuşmuyor.
Son söz
Bu mesele artık sadece bir kayıp dosyası değil.
Bu, bir ülkenin kendine sorduğu sorudur: Adalet gerçekten herkes için mi?
Güç, gerçeğin önüne geçebilir mi?
Ve en önemlisi…
Bir insan kaybolduğunda, onu bulmak için gerçekten her şey yapılıyor mu?
Gülistan Doku için verilecek cevap; sadece onun hikâyesini değil hepimizin geleceğini belirleyecek.