Uzman isim: Almanya’da İslamcılar yapay zekâyla gençleri hedef alıyor
RûpelNews - Almanya’da din temelli aşırıcılıkla mücadele kuruluşlarını bünyesinde toplayan BAG RelEx’in Genel Müdürü Jamuna Oehlmann, İslamcı yapıların sosyal medya ve yapay zekâyı gençlere ulaşmak amacıyla yoğun biçimde kullandığı uyarısında bulundu.
taz gazetesine konuşan Oehlmann, İslamcı hesapların paylaşımlarıyla yüz binlerce takipçiye ulaşabildiğini belirtti. Bu çevrelerin sosyal medya kullanıcılarının tanıdıkları, karizmatik veya sempatik buldukları kişileri takip etme eğiliminden yararlandığını söyleyen Oehlmann, propaganda yapan kişilerin kendilerini sıradan sosyal medya fenomenleri gibi sunduklarını ifade etti.
Oehlmann’a göre Almanya’daki bu çevreler arasında Hizb ut-Tahrir bağlantılı “Generation Islam”, “Realität Islam” ve 2025’in sonunda yasaklanan “Muslim Interaktiv” gibi oluşumlar bulunuyor. Örgütlü yapıların yanı sıra herhangi bir gruba bağlı olmadan içerik üreten Selefi eğilimli sosyal medya fenomenlerinin de gençleri kendi ideolojilerine kazanmaya çalıştığı belirtiliyor.
Yapay zekâyla kitlesel içerik üretimi
İslamcı çevrelerin yapay zekâyı geniş çapta kullandığını söyleyen Oehlmann, az miktarda emekle çok sayıda görsel ve video hazırlanabildiğine dikkat çekti.
Üretilen içeriklerde çoğunlukla kıyamet senaryolarının ve basit “iyi-kötü” karşıtlıklarının işlendiğini belirten Oehlmann, birkaç anahtar kelimeyle kısa sürede propaganda malzemesi hazırlanabildiğini söyledi. İçeriklerin farklı dillere saniyeler içinde çevrilebilmesi de daha geniş bir kitleye ulaşılmasını sağlıyor.
Oehlmann, yapay zekâyla hazırlanan paylaşımlarda gerçek olayların daha çarpıcı ve duygusal hâle getirildiğini anlattı. Buna örnek olarak Gazze’de ölen çocuğunu taşıyan bir babanın gerçek fotoğrafının, yapay zekâyla üç ölü çocuğun bulunduğu bir görüntüye dönüştürülmesini gösterdi.
Bu yöntemle gerçekliğin çarpıtıldığını ve görüntünün duygusal etkisinin artırıldığını belirten Oehlmann, ardından bu içeriğin İslamcı anlatılarla birleştirildiğini söyledi.
Açık hesaplardan kapalı gruplara yönlendiriliyorlar
Oehlmann’a göre kamuya açık sosyal medya paylaşımları çoğu zaman ilk temas noktası olarak kullanılıyor. İslamcı hesaplar, yorum yapan veya içeriklere ilgi gösteren kişilerle iletişim kurarak onları doğrudan mesajlaşma kanallarına taşıyor.
Daha açık ve sert propaganda içerikleri ise genellikle kamuya açık hesaplarda değil, Telegram grupları ve Roblox gibi oyun platformlarındaki kapalı alanlarda paylaşılıyor. Kullanıcılar, yorumları veya gösterdikleri ilgi üzerinden belirlendikten sonra bu gruplara davet ediliyor.
İslamcı içeriklerin kadınları da özellikle hedef aldığını söyleyen Oehlmann, kadınlara yönelik kanallarda “iyi bir eş olma” gibi geleneksel cinsiyet rolleriyle ilgili konuların işlendiğini belirtti.
“Radikalleşme karmaşık bir süreç”
Oehlmann, İslamcı içeriklerle karşılaşan herkesin radikalleşmediğinin altını çizdi. Radikalleşmenin tek bir nedenle açıklanamayacağını belirten Oehlmann, kimlik bunalımı, yalnızlık, yakın bir kişinin kaybı, ayrımcılık deneyimleri veya kişinin kendisini Almanya’ya ait hissetmemesi gibi etkenlerin süreçte rol oynayabileceğini söyledi.
İslamcı aktörlerin kişisel kriz yaşayan insanlara sosyal medya üzerinden nasıl yaklaşacaklarını bildiğini ifade eden Oehlmann, bu kişilere bir gruba ait olma ve yeniden anlam bulma duygusu verildiğini kaydetti.
İslamcı çevrelerin Batı’yı ve modern teknolojiyi eleştirmelerine rağmen yapay zekâ, TikTok filtreleri, Instagram ve Telegram gibi araçları rahatlıkla kullandıklarına da dikkat çeken Oehlmann, mümkün olduğunca fazla insana ulaşma amacının ideolojik tutarlılığın önüne geçtiğini söyledi.
Platformlara daha fazla sorumluluk çağrısı
Oehlmann, sosyal medya algoritmalarının duygusal ve kutuplaştırıcı içerikleri öne çıkardığını, bu nedenle aşırılıkçı hesapların yapısal bir avantaja sahip olduğunu belirtti.
Platformların aşırılıkçı içerikleri daha hızlı kaldırması gerektiğini söyleyen Oehlmann; algoritmaların hangi ölçütlerle içerikleri yaydığı konusunda daha fazla şeffaflık, daha kısa içerik kaldırma süreleri ve aşırıcılıkla mücadele eden kuruluşlara daha geniş erişim imkânı istedi.
Almanya ve Avrupa Birliği’nin uzun süre interneti düzenlenmesi gereken bir alan olarak görmediğini savunan Oehlmann, önleme çalışmalarının geçici projeler yerine kalıcı biçimde finanse edilmesi gerektiğini belirtti. Federal hükümete de sivil toplum kuruluşları, güvenlik birimleri ve üniversitelerle birlikte uzun vadeli bir İslamcılıkla mücadele stratejisi hazırlama çağrısında bulundu.