ÖZEL - Savaşın ekonomik faturası: Erol Katırcıoğlu analiz ediyor
Erol Katırcıoğlu, uzun yıllar akademik dünyada iktisat profesörü olarak görev yapmış, teorik bilgiyi siyaset sahnesine taşıyarak HDP’de milletvekilliği yapmış bir isimdir. RûpelNews Koordinatörü Emin Aba’nın sorularını yanıtlayan Katırcıoğlu yüksek gıda enflasyonuna dikkat çekerken diğer ülkelerle aradaki uçurumu ve ithalat kısıtlamalarının mutfağa maliyetini çarpıcı örneklerle açıklıyor.
Katırcıoğlu, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü üzerinden yürütülen küresel güç savaşlarını değerlendiriyor. Amerika ve İsrail’in bölge politikalarının Türkiye’yi nasıl bir "yanma" noktasına sürükleyebileceğini tartışan bu söyleşi, önümüzdeki günlerin ekonomik faturasına dair önemli ipuçları veriyor.
Hükümet etkiyi vergilerle karşılamaya çalışıyor
Aba: İran ile yaşanan savaşın Türkiye ekonomisine şu anki etkisi nedir? Mevcut kötü gidişatın içinde bu yeni durum henüz tam hissedilmedi mi, yoksa hükümetin bir önlemi mi var?
Katırcıoğlu: Yani şöyle söyleyeyim, hükümet çok derin bir etki ortaya çıkmasın diye çaba sarf ediyor bence. Özellikle petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte eşel mobil sistemine geçti. Yani bir anlamıyla tüketiciden alınan vergiyle karşılamayı tercih ettiler. Tabii ki savaşın daha nasıl gelişeceğini bilmiyoruz ama çok açık bir şey söyleyeyim; bu savaş öyle veya böyle olumsuz etki edecek, dolayısıyla da Türkiye'de olumsuz etki edecek. Yani bunun kaçarı yok. Şimdi petrol diyeyim, hemen hemen her şeyin ana girdisi. Henüz kesin bir şey söylemek çok zor. Savaşın nasıl geçeceğini henüz daha bilmiyoruz.
Bu ayki enflasyonun %5’in üzerinde çıkacağı görülüyor
Aba: Şu an hissetmiyoruz ama ileride bunun çok derin bir şekilde hissedilme durumu var mı? Birdenbire bir dalga gelebilir mi?
Katırcıoğlu: Çok anormal bir şey olmazsa öyle ani bir şey kolay kolay olmaz. Ancak uygulanmakta olan para politikası biraz daralacak gibi gözüküyor. Bu ayki enflasyonun %5’in üzerinde çıkacağı görülüyor. Dolayısıyla bu programın amaçladığı hedeflere ulaşması pek mümkün gözükmüyor. Bu durum sonuçta çalışana ve yoksul insana dönüyor. Gıda enflasyonunun bu kadar yüksek olduğu bir ülkede yaşıyoruz ve enerji maliyetleri eninde sonunda gıda fiyatlarına yansıyacaktır.
Gıdadaki fiyat farkları
Aba: Gıda fiyatları konusunda; İran savaşta olmasına rağmen domatesi Türkiye’den ucuza yiyor deniliyor. Bu makas daha da açılır mı?
Katırcıoğlu: Türk ekonomisindeki durum sadece dengesizliklerin imal ettiği bir enflasyonist ortam değil. Bence hükümet tercihlerini o yönde kullanıyor ve gelir dağılımını bozarak Türkiye’yi bir yere doğru sürüklüyor. Gelir dağılımının her açıdan bozulduğunu biliyoruz.
Gelir Adaletsizliği: "Zenginler Talep Ediyor, Yoksullar Alamaz Hale Geliyor"
Aba: Bunun ekonomik refaha faydası ne? Gelir dağılımını bozmanın mantığı nedir?
Katırcıoğlu: Çalışanlara bir faydası yok. Türkiye çok derin bir gelir dağılımı sorunu yaşıyor; zenginler çok zengin, fakirler çok fakirleşti. Zenginler çok zengin oldukları için talep etmeye devam ediyorlar ve bu da malların fiyatını artırıyor ama onları etkilemiyor. Ancak aynı malı almak zorunda kalan yoksul kesim onu alamaz hale geliyor. Bu savaşın hali Erdoğan’a hiç yaramadı. Sonunda "Savaş vardı, bu sebeple oldu" diyerek işi çevirebilirler ama bunun bir siyasi faturası olacaktır.
Türkiye'nin savaş siyaseti ve Batı'nın tavrı
Aba: Türkiye’nin mevcut savaşa tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Katırcıoğlu: Türkiye savaşa girmedi ama ne olduğu bilinmeyen bombalar düştü, gemilere saldırılar oldu. Erdoğan’ın kınamaları İsrail üzerine gidiyor ama asıl patronun Amerika olduğunu herkes görüyor. Cumhurbaşkanı arabuluculuk istiyor ama kabul görmüyor. Konu Amerika olduğu zaman ses çıkarılmadığını herkes gördü. Batı açısından Hamas saldırıları sonrası İsrail'in durumu "anlaşılabilir" bir çerçeveye oturtulmaya çalışılıyor olabilir ama İran öyle değil. "Nükleer" dediler, o da olmadığı ortaya çıktı. İsrail’in Orta Doğu politikası belli; imkân buldukça Lübnan’a ve diğer alanlara genişlemeye bakıyor. Silah gücü sende diye her yere saldırınca dünyayı ele geçireceğini sanmak mümkün değil.Net olmak lazım örneğin İspanya gibi.
Hürmüz Boğazı ve Çin denkleminde Amerika'nın rolü
Aba: Savaşın asıl sebebinin Hürmüz Boğazı kontrolü ve Çin ekonomisini kontrol altında tutmak olduğu söyleniyor. Amerika gerçekten bu amaçla mı savaşı başlattı? Hürmüz’ün kapatılması Türkiye ve Avrupa’yı nasıl etkiler?
Katırcıoğlu: Venezuela örneğinde de benzerini gördük. İran petrolünü en fazla Çin alıyordu, bu yorum doğru olabilir ama ben sadece Çin’i düşünerek yapıldığını sanmıyorum. Petrol kaynaklarını kontrol etme amaçları açık. Bir de İsrail’in başındaki Netanyahu meselesi var; halkı da bunu biliyor ama savaş hali nedeniyle tavır koyamıyorlar. Ayrıca bölgede Sünni Araplar ile Şii İranlılar arasındaki kavga da çok şiddetli. İran halkı 2500 yıllık devlet geleneği olan bir halk, bu yüzden süreç diğer Arap ülkelerinden farklı işliyor.
Irak’ta Kürtler için bir yönetim alanı oluştu da sorun çözüldü
Aba: İran’daki Molla rejimi nasıl durdurulabilirdi? Seçime katılımın çok düşük olduğu bir yerde baskı unsuru nasıl oluşturulur?
Katırcıoğlu: Bu çağımızda bir demokrasi sorunu. Trump’ı, Orban’ı, Erdoğan’ı çıkaran rejimin adı demokrasi ama bu gerçekten toplumların taleplerini karşılıyor mu? Ben şahsen temsili demokrasinin bittiği kanaatindeyim. Milletvekillerini biz mi seçiyoruz? Hayır, liderler seçiyor, listelerle giriliyor. Dünya yeniden bir milliyetçilik sarmalına evriliyor. Ulus devletlerin içindeki farklı kimlikler artık kendi taleplerini istiyor. Irak’ta Kürtler için bir yönetim alanı oluştu da sorun çözüldü. Bugün Türkiye’de seçim yapsanız AK Parti olmayacak ama adam seçim yapmak istemiyor. Ne olacak şimdi? Avrupa’da da faşistlerin iktidara gelmesi mümkün.
Petrol krizinde son senaryo: "O zaman yandık"
Aba: İran’ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması Türkiye ve dünya fiyatlarına yansıması ne olur? Nasıl bir önlem alınabilir?
Katırcıoğlu: Hürmüz petrolün ana damarı ve İran "burayı tutarım" diyor. Amerika oradaki adalara operasyon yapmayı düşündü ama ucu kendilerine de dokunacak. Eğer petrol akışı durursa bu dünya fiyatlarına yansır. Bizim gibi enflasyonla boğuşan ülkeleri çok kötü etkiler. Türkiye, İran ile "savaşta size karşı değiliz" diyerek özel bir ilişki kurmayı deneyebilir. Ya da Rusya ve Putin üzerinden bir çözüm arayabilir. Kısa dönemde savaş büyümedikçe enflasyon etkisi olur ama olaylar daha da karmaşık hale gelirse; o zaman yandık demektir.