TR KU AR
FB X IG
Kültür & Sanat

Ortadoğu Sineması: Direniş ve hafıza Leverkusen’de buluşuyor

Gülbahar Altaş
Editor
📅 10 Mart 2026 16:28
Almanya’nın Leverkusen kentinde 11–14 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenecek İnsan Hakları Film Günleri, Ortadoğu’daki savaş, direniş ve insan hakları mücadelelerini sinema aracılığıyla tartışmaya açıyor.

RûpelNews - Almanya’nın Leverkusen kentinde yarın başlayacak İnsan Hakları Film Günleri, Ortadoğu coğrafyasındaki toplumsal krizleri, direniş hikâyelerini ve insan hakları mücadelelerini beyazperdeye taşıyacak.

Dört gün sürecek etkinlik, Köln merkezli Dayanışma’nın Sesi Derneği (Stimmen der Solidarität) ile Leverkusen Belediyesi’ne bağlı VHS Kommunales Kino iş birliğiyle düzenleniyor. Festival kapsamında Türkiye, İran, Afganistan ve Suriye/Rojava’ya odaklanan kısa ve uzun metrajlı filmler gösterilecek; film gösterimlerinin ardından söyleşiler gerçekleştirilecek.

“Festival, insan hakları mücadelesine bir çağrı”

Festivalin organizatörlerinden Dayanışma’nın Sesi Derneği Başkanı Adil Demirci, etkinliğin yalnızca bir film festivali olmadığını vurguladı.

Rûpel News'e konuşan Demirci, dört gün sürecek programın birçok kurumun katkısıyla hazırlandığını belirterek şunları söyledi:

“Dayanışma’nın Sesi Derneği olarak bu dört günlük İnsan Hakları Film Günleri’ni düzenlemekten büyük heyecan duyuyoruz. Programı Leverkusen Belediyesi’nin eğitim kurumu olan VHS ile birlikte gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında birçok kurum ve kuruluş da festivalimize destek verdi.”

Festivalin ana temasının özellikle Ortadoğu coğrafyasına odaklandığını belirten Demirci, her gün farklı bir ülkeye ilişkin film gösterimleri ve söyleşilerin yapılacağını ifade etti.

Adil Demirci, “Afganistan, Rojava, Suriye, Türkiye ve İran’a odaklanan bir program hazırladık. Her gün bir söyleşi ile birlikte kısa ve uzun metrajlı filmler izleyiciyle buluşacak” dedi.

Almanya'daki izleyiciler ile Ortadoğu’daki toplumsal gerçeklikler arasında bir köprü kurmayı da amaçladıklarını söyleyen Demirci, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İnsan Hakları Film Günleri, hafızayı diri tutma, tanıklıkları görünür kılma ve insan hakları mücadelesini birlikte düşünme çağrısıdır. Bu coğrafyalar uzun süredir savaşların, baskıların ve ağır hak ihlallerinin gölgesinde. Amacımız yalnızca acıyı göstermek değil; direnişi, umudu ve toplumsal hafızayı da görünür kılmak.”

Sinema kriz coğrafyalarına mesafeyi kısaltıyor

Demirci, sinemanın kriz bölgelerindeki gerçeklikleri görünür kılma gücüne de dikkat şöyle dedi:

“Avrupa’da yaşarken uzaktaki krizleri sadece haber başlıklarından takip etmek kolay. Oysa sinema bir yüzü, bir sesi ve bir hikâyeyi görünür kıldığında artık ‘uzak’ olan gerçekten uzak kalmıyor. Festival, insan haklarını soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut hayatlara ve tanıklıklara dönüştürmeyi amaçlıyor." 

İran’dan açılış

Festival İran filmleriyle açılacak.

Yönetmen Farahnaz Sharifi’nin My Stolen Planet belgeseli, kişisel arşiv görüntüleri üzerinden İran toplumundaki dönüşümü ve kaybolan özgürlükleri anlatıyor. Gösterimin ardından insan hakları savunucusu Mariam Claren ve yazar Said Boluri ile İran’daki güncel gelişmeler üzerine bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Günün kapanışında ise İranlı yönetmen Cafer Panahi’nin Cannes Film Festivali’nde ödül kazanan filmi Basit Bir Kaza izleyiciyle buluşacak.

Afganistan: Sessizliğe karşı tanıklık

Festivalin ikinci günü Afganistan’a ayrıldı.

Aboozar Amini’nin Kabul City in the Wind filmi, sıradan insanların günlük yaşamı üzerinden Afganistan’daki toplumsal kırılganlığı beyazperdeye taşıyor. Program kapsamında ayrıca diasporadaki Afgan kadınların katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Akşam programında ise Bill Guttentag ve Nikohl Boosheri imzalı Rule Breakers – Die Schule des Mutes filmi gösterilecek. 

Rojava gündemi

Festivalin üçüncü gününde Robert Krieg’in Trotz Alledem – Tevî her tiştî belgeseli izleyiciyle buluşacak. Gösterimin ardından düzenlenecek söyleşiye, kısa süre önce Almanya’dan bir delegasyonla Rojava’yı ziyaret eden Berit Kranz katılacak.

Geçtiğimiz hafta Rojava’da temaslarda bulunan ve cumartesi günü Almanya’ya dönen Kranz, söyleşide bölgedeki gözlemlerini ve izlenimlerini festival katılımcılarıyla paylaşacak.

Günün kapanış filmi ise 2025 Cannes Film Festivali’nde gösterilen Hasan Hadi ve Rahim el-Hac imzalı Başkan’ın Pastası olacak.

Türkiye: hafıza ve yüzleşme

Festivalin son günü Türkiye’ye ayrıldı.

Tommy Chavannes ve Morgan Tipping’in kısa filmi A Hopeful Sun, 30 yılı aşkın süre cezaevinde kalan şair ve yazar İlhan Sami Çomak’ın hikâyesine odaklanıyor. Sağlık sorunları nedeniyle Çomak festivale katılamayacak ancak filmi gösterilecek.

Program kapsamında ayrıca YIBO filmi izleyiciyle buluşacak. Gösterimin ardından yönetmenler Şükran Demir ve Özgür Ünal ile yapımcı Derya Bozarslan’ın katılacağı söyleşide Türkiye’de hakikat ve hafıza çalışmalarının önemi tartışılacak.

Festivale geniş destek

Dayanışma’nın Sesi Derneği ve Leverkusen VHS Sineması’nın ortaklaşa düzenlediği festival; Heinrich Böll Vakfı, Rosa Luxemburg Vakfı, Sparkasse Leverkusen, interkultur e.V., Multikulturelles Forum e.V., Si Filmkollektifi, Leverkusen İranlılar Derneği, Köln Üniversitesi Öğrenci Temsilciliği (AStA), Kızıl Yardım, Friedensbildungswerk ve Kulturforum TürkeiEuropa gibi kurumların desteğiyle gerçekleştiriliyor.


 

Paylas: