Oldenburg’da kadınların öncülüğünde 3. Kürdistan Festivali
RûpelNews - Bu yılki organizasyonun en dikkat çekici özelliği, festivalin tamamen kadınlar tarafından düzenleniyor olması. RûpelNews Koordinatörü Emin Aba'ya konuşan Proje organizatörlerinden Hêvu Hayat, bu tercihin bilinçli bir strateji olduğunu vurguluyor şöyle devam ediyor:
"Odağımız tamamen kadın emeği üzerine kurulu"
"Kadınların hayata aktif katılımını ve ellerinden her işin gelebileceğini kanıtlamak bizim için çok önemli. Kültürel aktivitelerde kadının üstlendiği rollerle ne kadar renkli ve başarılı işler organize edebileceğine dikkat çekmek istiyoruz. Bu nedenle etkinlik kapsamındaki aktivitelerde önceliği kadın aktivistlere veriyoruz; odağımız tamamen kadın emeği üzerine kurulu."
Organizasyon ekibinde yer alan Ina Göken ise festivalin kültürel kaynaşma misyonuna ve feminist kimliğine şu sözlerle dikkat çekiyor:
"Kürt kültürünü Almanya’da tanıtmayı önemsiyoruz''
"Kürt kültürünü Almanya’da tanıtmayı ve kültürlerin birbirini tanımasını çok önemsiyoruz. Bir feminist grup olarak, böylesi kapsamlı organizasyonlarda kadınların rolünü en ön safta tutmak bizim temel amacımız."
İlk kez 2023 yılında kapılarını açan festival, her geçen yıl kitlesini genişletiyor. Organizatörler, katılım oranlarındaki istikrarlı artıştan memnun olsa da Oldenburg ve çevresindeki herkesi bu deneyime ortak olmaya çağırıyor. Hêvu Hayat, "Katılımcı sayısındaki artışı gözlemliyoruz ancak kapasitemiz çok daha fazlasına uygun. Yolu Oldenburg’a düşen herkesi bekliyoruz; gelecek sene de kapılarımız misafirlerimize açık olacak," diyerek süreklilik mesajı veriyor.
Festival Program: 23 - 26 Nisan 2026
23 Nisan Perşembe (Açılış):
Festival, Belçika yapımı "The Virgin and Child" (2024) filmiyle sarsıcı bir başlangıç yaptı. IS esaretinden kurtulan genç bir Ezidi kadının adalet arayışını konu alan film, izleyicilerden büyük ilgi gördü.
24 Nisan Cuma:
Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın köyü projesini anlatan "Jinwar" belgeseli gösterildi. Ardından düzenlenen panelde Anuscheh Amir-Khalili, Dr. Leyla Ferman ve Najlaa Matto, Rojava’daki öz yönetim modelinin Avrupa’daki feminist hareketlere nasıl ilham verebileceğini tartıştı.
25 Nisan Cumartesi:
13:00 - 15:30: "Feminist Ütopyalar" atölyesinde patriyarkal şiddete karşı küresel dayanışma ağları ele alındı.
16:00 - 18:00: Govend Atölyesi ile geleneksel dansın birleştirici gücü deneyimlendi.
18:00: Cine k fuayesinde düzenlenen ortak yemekte topluluk bir araya geldi.
19:00: Kürt-Alman gitarist ve DJ Gîn Bali, geceyi elektro-ritimlerle zirveye taşıyor.
26 Nisan Pazar (Kapanış):
11:00: Kürt sözlü edebiyatının son temsilcilerini konu alan "Dengbêjên Me" belgeseli.
13:00: Kapanış yemeği ve vedalaşma.
15:00: Hêja Netirk ve Sarina Panahideh’in sahnelediği "Dengbêj in the Disco" tiyatro oyunuyla festival sona erecek.
Sanatın Geliri Dayanışmaya: Pena-ger e.V.
Festivalin bir diğer hayati yönü ise toplumsal faydası. Elde edilen tüm bağışlar, sivil toplum kuruluşu olan Pena-ger e.V.’ye aktarılıyor. Kurum, göç ve iltica deneyimi olan kişilere çok dilli ilk danışma ve rehberlik hizmeti sunarak, bireylerin mevcut destek sistemlerine erişimini kolaylaştırıyor. Festival, bu bağımsız yapının sürdürülebilirliği için en kritik kaynaklardan birini oluşturuyor.