Nûbihar Dergisi’nin iftarında Kürtçeye statü, Kürtler arası birlik vurgusu
RûpelNews - İstanbul’da düzenlenen Nûbihar Dergisi iftar programı geniş katılımla gerçekleşti.
Nûbihar Dergisi ve Nûbihar Yayınevi, İBB Avcılar Sosyal Tesisleri’nde bir iftar programı düzenledi. Programa çok sayıda kanaat önderi, yazar, aydın, gazeteci, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve bazı siyasi parti temsilcileri katıldı.
İftar öncesinde konuşan Nûbihar Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Çevik, programa katılan misafirlere teşekkür etti.
Kürtçenin statüsü vurgusu
Konuşmasında dilin toplumlar için taşıdığı öneme değinen Çevik, insanları diğer varlıklardan ayıran bazı özel özellikler bulunduğunu, bunların en önemlilerinden birinin ise dil olduğunu ifade etti. Çevik, “Eğer insanın dili olmazsa aslında birçok şeyini de kaybetmiş olur. Dil, insanı tanımanın ve tanıtmanın en temel aracıdır” dedi.
Her dili bir güle benzeten Çevik, “Her dil bir gül gibidir ve her gül kutsaldır. Bu nedenle o gülü korumak ve onun varlığını savunmak da kutsal bir sorumluluktur. Kürtçe de bu güllerden biridir. Dolayısıyla Kürtçeye sahip çıkmak gerekir” ifadelerini kullandı.
Bir dilin yaşayabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için bazı temel şartların bulunduğunu belirten Çevik, bunların başında statü, eğitim ve yetkinin geldiğini söyledi. Bir dilin anayasal güvence altına alınmasının önemine dikkat çeken Çevik, bu şartlar olmadan bir dilin korunmasının oldukça zor olduğunu vurguladı.
Hangi sistem olursa olsun Kürtçenin korunması ve yaşatılması için mutlaka yasal bir güvenceye sahip olması gerektiğini ifade eden Çevik, dilin ancak bu şekilde geleceğe taşınabileceğini dile getirdi.
Kürt edebiyatında örnekler
Bu bağlamda Kürt edebiyatının ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Melayê Cizîrî, Ehmedê Xanê ve Feqiyê Teyran’ı örnek gösteren Çevik, bu şahsiyetlerin Kürt dilinin gelişiminde ve korunmasında oynadıkları rolün büyük olduğunu söyledi.
Said-i Kurdî’nin üç tespiti
Konuşmasında Said-i Kurdî’nin (Nursi) yaklaşık 120 yıl önce yaptığı tespitlere de değinen Çevik, o dönemde yazılan kısa bir makalede bugün için de geçerliliğini koruyan önemli değerlendirmeler bulunduğunu söyledi.
Said-i Kurdî’nin Kürtlerin üç temel sorununu fakirlik, cehalet ve düşmanlık yani ihtilaf olarak tespit ettiğini belirten Çevik, fakirlik konusunda Said-i Kurdî’nin “Kimseden medet ummayın. Kendinize güvenin, çareyi kendi içinizde arayın” sözlerini hatırlattı. Bu yaklaşımın toplumun kendi gücüne inanmasının önemine işaret ettiğini ifade etti.
Cehaletin çaresinin ise eğitim olduğunu vurgulayan Çevik, bir toplumun ilerlemesi için eğitimin vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Düşmanlık ve ihtilafın çözümü için ise ittifak ve muhabbetin gerektiğini dile getiren Çevik, insanların birbirine yakınlaşmasının ve birlik içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Said-i Kurdî’nin bu üç tespitine bugün bakıldığında bazı şeylerin değiştiğinin görüldüğünü ifade eden Çevik, bugün hâlâ fakir insanların bulunduğunu ancak bunun yanında çok sayıda zengin Kürt iş insanı ve ticaretle uğraşan Kürtlerin olduğunu söyledi.
Cehalet konusunda da geçmişe göre önemli bir değişim yaşandığını belirten Çevik, bugün Kürt profesörler, akademisyenler, yazarlar, avukatlar, doktorlar ve mühendisler bulunduğunu, dünyanın birçok yerinde bilgi ve birikimiyle öne çıkan insanların yetiştiğini ifade etti.
Kürtlerde arası birlik mesajı
Ancak bütün bunlara rağmen hâlâ ciddi bir sorunun bulunduğunu dile getiren Çevik, bunun da Kürtler arası ittifak eksikliği olduğunu söyledi. Herkesin birlik ve beraberlik istediğini dile getirdiğini ancak pratikte bunun gerçekleşmediğini belirten Çevik, çoğu zaman parti, fraksiyon, vakıf veya cemaat çıkarlarının toplumun ortak çıkarlarının önüne geçtiğini ifade etti.
Bir insanın önce kendi milletinin çıkarını düşünmesi gerektiğini söyleyen Çevik, insanların ideolojilerini kendi toplumlarının üzerine dayatmaması gerektiğini vurguladı. İnsanların birbirini sevmesi, birbirinin hayrını istemesi gerektiğini ifade eden Çevik, yapıcı bir yaklaşımın esas olması gerektiğini dile getirdi.
Toplumun geleceğinin, varlığının ve birliğinin ideolojilerin, partilerin ya da grupların çıkarlarının üzerinde tutulması gerektiğini sözlerine ekledi.