MSB'den Perinçek'e yalanlama: Uçağı İsrail vurmadı
RûpelNews - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 11 Kasım 2025 tarihinde, Azerbaycan'ın Gence kentinden havalandıktan sonra Gürcistan-Azerbaycan sınırına yakın bir bölgede düşen Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) ait C-130 tipi nakliye uçağının İsrail tarafından vurulduğu iddiasını yalanladı.
Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk, haftalık basın brifinginde konuya dair şu açıklamayı yaptı:
"Bir siyasi parti genel başkanı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan ve siyasi saiklerle yapılan açıklamalar, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyondur. Hiçbir somut veriye dayanmayan söz konusu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi yıpratmaya yönelik asılsız iddialar içermektedir."
Açıklamada ayrıca, düşen uçak ile ilgili "derhâl başlatılan teknik incelemenin tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütüldüğü" ve nihai raporun, gerekli süreçler tamamlandıktan sonra "şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılacağı" bildirildi.
Doğu Perinçek'in "İsrail vurdu" iddiası
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, geçen Salı günü partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, söz konusu C-130 uçağının İsrail tarafından vurulduğunu şu sözlerle iddia etmişti:
"C-130 kargo uçağımızın Azerbaycan'dan gelirken düşürülmesinin ve 34 subayımızın şehit edilmesinin, kaza olmadığını o zaman açıklamıştık. Israr ediyoruz: Uçağımız İsrail tarafından düşürüldü ve subaylarımız İsrail tarafından şehit edildi. Kaza Kırım Raporu, aylar geçti, hâlâ açıklanamıyor. Çünkü kaza yok! Tehdit İsrail ve ABD’den gelince susmak var!"
Perinçek'in iddiasına dair MSB ayrıca, "20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu olayla ilgili, şehit sayımızın dahi yanlış ifade edildiği vahim ve dayanaktan yoksun ifadeler art niyetli bir yaklaşımın ürünüdür" açıklamasını yaptı, suç duyurusunda bulunulduğunu bildirdi.
NATO karargahları ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi
MSB, Türkiye'de kurulacak yeni NATO karargâhları hakkında da bilgi verirken, Karadeniz'de Türkiye'nin sahip olduğu haklardan taviz verildiği yönündeki söylemleri reddetti.
1952 yılından bu yana NATO üyesi olan Türkiye'nin, İttifakın en büyük ikinci ordusu olduğunu ve NATO komuta ve kuvvet yapısından önemli görevler üstlendiğini vurgulayan MSB, "NATO'nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti'ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir. Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargâhların tesis edilmesi öngörülmüştür" bilgisini paylaştı.
Bu kapsamda, 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargâh-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz'in kurulması için faaliyetlere başlandığını bildiren MSB, her iki karargâhta da hâlihazırda sadece Türk personelin görev yaptığını belirtti.
Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi'nden taviz vermesinin söz konusu olmadığını da aktaran MSB, "Türkiye'nin Karadeniz'e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir" ifadelerini kullandı.