Messi’den babasına veda mektubu
RûpelNews - Messi, babasının son Dünya Kupası’na katılmasını çok istediğini ancak sağlık durumunun turnuva öncesinde ağırlaştığını belirtti. Yıldız futbolcu, babasının ölümünün ardından futbol kariyerini ne kadar daha sürdüreceği konusunda da ciddi şüpheler yaşadığını açıkladı.
Messi, babasının ölümünü kabullenmekte zorlandığını belirterek, onun yaşadığı sağlık sorunlarının farkında olduğunu ancak yine de kendisini çok erken kaybettiğini ifade etti.
Babasıyla daha fazla zaman geçirmek istediğini belirten Messi, Jorge Messi’nin hayatı boyunca hem babası hem de kariyerinin en önemli destekçilerinden biri olduğunu vurguladı.
Messi’nin yayımladığı mektubun tamamı şöyle:
“Baba, gittiğine hâlâ inanamıyorum. Yıkılmıyorum, daha doğrusu yıkılmak istemiyorum. Seni bir daha göremeyeceğimi, seninle bir daha konuşamayacağımı düşünmek benim için çok zor.
Acı çektiğini ve böylesinin senin için daha iyi olduğunu biliyorum. Ama çok erken gittin. Birlikte yaşayacağımız daha çok şey vardı.
Son Dünya Kupası’nda oynamamı çok istemiştin. Turnuvanın başlamasına birkaç gün kala durumun ağırlaştı. İlk kez bir turnuvada yanımda olamayacaktın. Annem iyileşeceğini ve yolculuk yapabilecek duruma geleceğini söyledi. Ben de sana, ‘Finale kadar gideceğiz, sen de geleceksin’ dedim.
Her maçın ardından mesajını bekledim ve o mesajları çok özledim. Durumunun gerçekten ağır olduğunu o zaman anladım. Yine de mümkün olduğu kadar ileri gitmeyi düşünmekten vazgeçmedim. Sana zaman kazandırmak ve en azından bir maçımızı izleyebilmeni sağlamak istiyordum. Finale ulaştık ama sen gelemedin.
Kupayı kazanıp sana getirmek, kazandığımız yeni bir kupayı daha göstermek istedim. Başaramadım. Bacaklarım artık izin vermedi. Bu kez bedenime karşı koymaya çalıştım ama olmadı. Turnuva boyunca kendimi hiçbir zaman gerçekten iyi hissedemedim.
Yanına döndüğümde finali penaltılarla kaybettiğimizi sanıyordun. Yaşananların hiçbirini konuşamadık. Sen de hiçbir şeyin tadını çıkaramadın.
Şampiyon olamadık ama her maçtan ne kadar büyük keyif aldığımızı tahmin bile edemezsin. Bir kez daha haklıydın: Orada olmalı ve o Dünya Kupası’nda oynamalıydım.
Bunu sana anlatıyorum çünkü konuşamadığımız tek konu buydu. Geri kalan her şeyi zaten biliyorsun. Her gün konuşurduk. Programım elverdiği sürece de birbirimizi görürdük.
Sensiz ne yapacağımı, nasıl devam edeceğimi bilmiyorum. Hayatım boyunca yalnızca futbol oynadım. Şimdi ise bunu daha ne kadar sürdüreceğim konusunda ciddi şüphelerim var.
En başından beri yanımdaydın. Yolun sonuna gelmemize çok az kalmıştı. Neden biraz daha dayanıp bu hikâyeyi birlikte tamamlayamadık?
Senin mutluluğun aileni; eşini ve çocuklarını iyi görmekti. Her şeyden çok da bunu başkalarına belli etmeden beni izlemekti.
Ben küçüklüğümden beri hep böyleydi. İşten eve gelir gelmez beni antrenmanlara götürürdün. Sen çalışırken de annem götürürdü.
Elbette hiçbir maçımı kaçırmadın. Beni izlerken ne kadar heyecanlandığını, ne kadar acı çektiğini ve ne kadar mutlu olduğunu biliyorum. Buna rağmen bana pek fazla iltifat etmezdin.
Sen benim babam, arkadaşım ve temsilcimdin.
Her an, olmam gereken yerde ve ihtiyaç duyduğum kişi oldun. Birkaç tartışmamız ve birbirimize sitem ettiğimiz zamanlar dışında hep sen haklı çıktın. Sonunda her şey daima senin söylediğin gibi oldu.
Seni çok özleyeceğim. Ancak her zaman bizimle olacaksın. Özellikle çocuklarımı yetiştirirken… Çünkü ben de onlara, annemle senin beni yetiştirdiğiniz gibi yol göstermeye çalışıyorum.
Huzur içinde uyu. Bizi burada koruduğun gibi şimdi de yukarıdan koru.
Her şey için teşekkür ederim.
Seni seviyorum baba.”