Kürt mahkûmların işkence edildiği merkez bombalandı
RûpelNews - Şahram Far , Rojhilat’ta İran rejiminin işkence merkezlerinden biri olarak biliniyor. Çok sayıda siyasi tutuklunun burada ağır işkencelere maruz kaldığı belirtiliyor.
RûpelNews’e konuşan Kürt aktivist Amjad Hossein Panahi, 2018’de idam edilen siyasi tutuklu kardeşi Ramin Hossein Panahi’nin de 5 boyunca Şahram Far’da işkence edildiğini söyledi.
Ayrıca, idam edilen Kürt öğretmen Farzad Kamangar burada kırbaç ve elektrikli işkenceye maruz bırakıldı. Siyasi tutuklulardan Ehsan Fatahian ve Ramin Fatehi de bu merkezde işkence gördü. Yine Keyvan Zandkarimi, Sharifa Mohammadi, Warisheh Moradi ve Jîna Modarres Garji gibi isimlerin de burada yüzlerce kez sorguya alındı.
Burası Sine'daki Şahram Far karargahıdır
— cesim ilhani (@cesimilhani) March 9, 2026
ABD ve İsrail füzelerle dağıttı. İdam edilen Ramin Hossein Panahi, Farzad Kamangar, Ehsan Fatahian, Ramin Fatehi ve daha yüzlerce insanın işkence gördüğü yer#İran #İsrail #٢٠رمضان #شهداء_الوطن pic.twitter.com/AL8xltvvcn
Amjad Hossein Panahi’ye göre bu liste, söz konusu merkezde adı geçen binlerce kişiden yalnızca birkaçını içeriyor. Rojhilat’ta Şahram Far karargâhının adı, birçok kişi için yalnızca bir askeri merkez değil; aynı zamanda işkence, baskı ve kayıplarla anılan bir yer olarak hafızalarda yer alıyor.
“Şahram Far, Diyarbakır Cezaevi gibi sembolik bir yerdir.”
İdam edilen Ramin’in ağabeyi Amjad Hossein Panahi, Şahram Far sembolik bir yere sahip olduğunu belirterek burayı Diyarbakır Cezaevi ile karşılaştırdı. Panahi, karargâhın tıpkı Diyarbakır Cezaevi gibi işkence ve ağır hak ihlalleriyle anılan bir yer haline geldiğini söyledi.
Panahi, Şahram Far’ın benzer bir anlam taşıdığını belirterek, merkezin en az 30–40 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Panahi’ye göre burada yıllar boyunca çok sayıda siyasi tutuklu, Peşmerge olmakla suçlanan kişiler; çocuk, kadın, yaşlı ya da genç ayrımı yapılmadan sorgulandı, ağır işkencelere maruz kaldı ve bazı mahkûmlar hayatını kaybetti.
Panahi, bu nedenle Şahram Far’ın Kürtler için yalnızca bir askeri merkez değil, aynı zamanda baskı ve işkencenin sembolü olarak hatırlanan bir yer olduğunu ifade etti.
Diyarbakır Cezaevi’nin geçmiş
Türkiye’de özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında Diyarbakır Cezaevi, sistematik işkenceler, insanlık dışı muameleler ve çok sayıda ölümle anılan karanlık bir sembol olarak hafızalara kazınmıştı. Mahkûmlara yönelik elektrik verme, falaka, lağım sularına sokma ve çeşitli fiziksel ile psikolojik işkencelerin yoğun biçimde uygulandığı yönünde çok sayıda tanıklık ve rapor bulunuyor.
Ramin Hossein Panahi’nin mezarı
Amjad Hossein Panahi ayrıca, idam edilen kardeşi Ramin Hossein Panahi’nin cenazesinin aileye teslim edilmediğini ve mezar yerinin hâlâ bilinmediğini söyledi.
Panahi, kardeşinin idam edilmesinin üzerinden 7–8 yıl geçtiğini belirterek, “Ailem ve avukatlar yıllardır mezarın yerini öğrenmeye çalışıyor. Ancak yetkililer bize hiçbir bilgi vermiyor. Cenazeyi bize vermediler ve nereye defnedildiğini de söylemediler” dedi.
Panahi, bu durumun aile için büyük bir acı ve belirsizlik yarattığını ifade etti.
Bir çok yer bombalandı: Mahkûmların akıbeti bilinmiyor
Amjad Hossein Panahi’nin aktardığına göre, Merivan, Mahabad, Saqız ve Kirmanşah başta olmak üzere birçok şehirde siyasi mahkumların tutulduğu ve işkence gördüğü merkezlerin de bombalandığını söyledi. Panahi, bu merkezlerde bulunan mahkumların akıbetinin bilinmediğini belirterek, rejimin onlara ne yaptığına dair herhangi bir bilginin bulunmadığını ifade etti. Bu nedenle ailelerin büyük bir endişe içinde olduğunu dile getirdi.
Hamaney’in öldürülmesi
Amjad Hossein Panahi, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ABD ve İsrail tarafından öldürülmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Panahi, İran’da ve özellikle Kürtler arasında bu gelişmenin memnuniyetle karşılandığını belirterek, “Çünkü Hamaney zulüm ediyordu” ifadelerini kullandı.
Panahi ayrıca kardeşi Ramin Hossein Panahi’nin idamı ve ailesiyle ilgili bir olayı da anlattı. Panahi’nin aktardığına göre, İran’da tanınan isimlerden Muhammed Nurizad bir dönem ailesini ziyaret etti.
Panahi, annesinin Nurizad aracılığıyla Kürdistan’da Hamaney’in kız kardeşleriyle görüştüğünü ve kardeşinin idamını durdurmak için Hamaney’e iletilmesi amacıyla bir mektup verdiğini söyledi. Abi Panahi’ye göre Hamaney’in kız kardeşleri mektubu iletirken, “Bu çocuk Kürttür, fakir ve yoksuldur, idam etmeyin” şeklinde ricada bulundu.
Panahi, Hamaney’in buna verdiği yanıtın ise çok sert olduğunu belirterek, Hamaney’in buna karşılık Ramin’in tüm ailesinin öldürülmesi gerektiğini söylediğini aktardı.