İkbal Dürre: Tom Barrack'ın Hewlêr temasları yeni dengelerin işareti
RûpelNews - ABD Başkanı Donald Trump'ın Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın 2 gün önce Hewlêr'de Başkan Mesud Barzani, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ve DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile görüştü.
Tom Barrack'ın Hewlêr’deki temaslarını RûpelNews’e değerlendiren Doç. Dr. İkbal Dürre, Ortadoğu'da değişen dengelerle birlikte Kürtlerin de hem bölgesel hem uluslararası ilişkilerini yeniden şekillendirmeye çalıştığını söyledi.
Dürre, İran-İsrail savaşıyla birlikte Orta Doğu'daki mevcut denklemin yeniden kurulduğunu ifade ederek, bu süreçte Kürt siyasi aktörlerinin de yeni gelişmelere göre pozisyon almaya çalıştığını söyledi.
Rojava'da ortaya çıkan tablonun beklentileri tam olarak karşılamadığını belirten Dürre, bunun Kürt siyasi çevrelerinde yeni arayışları beraberinde getirdiğini kaydetti. Kürtler arasındaki koordinasyon eksikliğinin de son dönemde daha görünür hale geldiğini ifade eden Dürre, bu nedenle farklı Kürt siyasi aktörleri arasında daha güçlü bir koordinasyon zemininin oluşmaya başladığını dile getirdi.
ABD ile Kürtler arasındaki ilişkilerin de yeni gelişmeler ışığında yeniden değerlendirildiğini belirten Dürre, İran-İsrail gerilimi sırasında yaşananların hem Washington'un hem de Kürt siyasi aktörlerinin bazı hesaplarını gözden geçirmesine neden olduğunu söyledi.
Mazlum Abdi’nin Avrupa temasları
Mazlum Abdi'nin Avrupa temaslarını değerlendiren Dürre, Rojava yönetiminin dış ilişkilerde yalnızca tek bir uluslararası aktöre dayanmak yerine daha geniş bir diplomatik ağ oluşturmaya çalıştığını ifade etti. Avrupa ülkeleriyle kurulacak temasların da bu çabanın bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Dürre, son dönemde oluşan bölgesel belirsizliklerin yalnızca Kürtler ile ABD arasındaki ilişkileri değil, Türkiye dahil bölgedeki tüm aktörlerin siyasi ve diplomatik pozisyonlarını yeniden gözden geçirmelerine yol açtığını belirterek, Orta Doğu'da yeni bir denge arayışının yaşandığını kaydetti.
'Trump'ın Kürtlere yönelik söylemleri önemsenmeli ancak abartılmamalı'
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. İkbal Dürre, ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemde Kürtlere ilişkin açıklamalarının bölgedeki güç dengeleri bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Trump'ın Kürtlerden bahsetmesi onların hâlâ önemli bir aktör olarak görüldüğünü gösteriyor" diyerek şöyle devam etti:
“Tarih boyunca Kürtler tamamen sistem dışına itilmiş olsaydı, bugün de var olamazlardı. Ancak Kürtlerin zor bir dönemden geçtiği de açıktır. Burada önemli olan Trump’ın neden bu tür söylemler geliştirdiğini doğru anlamaktır. Bölgedeki genel algı, Kürtlerin emperyal güçler tarafından kullanılan ana aktörlerden biri olduğu yönündedir. Ancak bu doğru bir okuma değildir. Geçmişte olduğu gibi bugün de büyük güçler çoğu zaman merkezi devletlerle hareket etmektedir. Suriye’de ve bölgedeki bazı düzenlemelerde de görüldüğü gibi, sistem çoğunlukla devletler üzerinden kurulmaktadır. Kürtler bu sistemin merkez aktörü değil, daha çok zaman zaman ilişki kurulan bir unsur olarak değerlendirilebilir. Önemli olan, Kürtlerin bir günah keçisi haline getirilmesidir. Ancak Kürtlerin tüm bu süreçlerde tamamen pasif bir unsur olduğunu söylemek de doğru değildir. Aksine, bölgedeki dengelerde zaman zaman etkili bir aktör olarak da ortaya çıkmaktadırlar. Sonuç olarak, bir dünya gücünün bir aktörden bahsetmesi onun önemini gösterir. Trump’ın Kürtlerden söz etmesi de bu çerçevede değerlendirilmelidir. En kötü durum hiç bahsetmemesidir; çünkü bu, tamamen gündem dışına itilmek anlamına gelir.”
“Asıl gerilim İsrail ile İngiltere arasında”
Doç. Dr. İkbal Dürre, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes ve son dönemdeki diplomatik temasları da değerlendirerek, bölgedeki asıl jeopolitik gerilimin Tel Aviv ile Londra arasındaki çıkar farklılıklarından kaynaklandığını savundu.
Orta Doğu'daki mevcut güç mücadelesinin daha geniş bir jeopolitik çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Dürre, bölgede dikkat çeken asıl gerilimin Tel Aviv ile Londra arasında yaşandığını ileri sürdü. Dürre'ye göre, geçmişte Tahran, Moskova ve Londra ekseninde şekillenen bölgesel düzen, ABD tarafından Tahran, Tel Aviv ve Washington merkezli yeni bir denkleme dönüştürülmeye çalışılıyor.
İran ile İsrail arasındaki çatışmanın kısa sürede sona ermeyebileceğini belirten Dürre, modern savaşların artık toprak kazanmaktan çok siyasi nüfuz ve yönetim alanları üzerinde yürütüldüğünü ifade etti. Dürre, sürecin sonunda İran'ın ve bölgesel dengelerin ABD ile İsrail'in çıkarlarına uygun yeni bir dengeye oturmasının hedeflendiğini savundu.
ABD'nin bölgedeki stratejik hedeflerine ulaşıncaya kadar İran ve Orta Doğu politikalarını sürdürmeye devam edeceğini belirten Dürre, İngiltere faktörünün ise bölge tartışmalarında yeterince ele alınmadığını sözlerine ekledi.