TR KU AR
FB X IG
Göçmenler

Hüseyin Baybaşin için kritik iddia: “Tahliye beklerken 81 gündür hücrede; hayatından endişeliyiz”

Haber Merkezi
Editor
📅 11 Ağustos 2026 19:55
Hollanda’da 1998 yılından bu yana cezaevinde bulunan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan 70 yaşındaki Hüseyin Baybaşin’in, topluma yeniden entegrasyon sürecinin devam ettiği bir dönemde daha sıkı cezaevi koşullarına nakledildiği bildirildi. Baybaşin, 21 Mayıs’ta Lelystad Cezaevi’nden Alphen aan den Rijn Cezaevi’ne sevk edilerek Hollanda ceza infaz sistemindeki en sıkı güvenlik uygulamalarından birinin bulunduğu Yoğun Gözetim Birimi’ne (AIT) yerleştirildi.

RûpelNews - Baybaşin’in avukatları, nakil kararının Türkiye ile Hollanda arasında Nisan ayında gerçekleşen üst düzey temasların ardından alınmasına dikkat çekerek kararın siyasi saiklerle verilmiş olabileceğini savunuyor. AIT kapsamında Baybaşin’in yazışmalarının denetlendiği, avukat görüşlerinin kamera gözetiminde gerçekleştirildiği ve aile ziyaretleri ile telefon görüşmelerinin kısıtlandığı belirtiliyor.

Baybaşin’in yakınları ise RûpelNews’e yaptıkları açıklamada, mevcut koşulların daha da ağır olduğunu ve Baybaşin’in 81 gündür hücrede tutulduğunu söyledi. Yakınları, ailesiyle görüştürülmediğini, yalnızca Hollandalı avukatıyla haftada 10 dakika görüşmesine izin verildiğini ve bu görüşmelerin anck İngilizce veya Flemenkçe yapılabildiğini ifade etti.

Aileye yakın kaynaklar ayrıca Baybaşin’in 10 Ağustos’ta hücresinde nefes almakta zorlandığını, oksijen alamadığı için baygınlık geçirdiğini ve hastaneye kaldırıldığını iddia etti. Yakınları, olay ve diğer iddialara ilişkin belgeleri beklediklerini, kendilerine ulaştırılmasının ardından kamuoyuyla paylaşacaklarını belirtti.

Entegrasyon sürecinden yoğun gözetim birimi’ne

Yaklaşık 28 yıldır Hollanda’da cezaevinde bulunan Baybaşin’in son dönemde izin haklarından yararlandığı, topluma yeniden entegrasyon sürecini sürdürdüğü ve resmi af talebinin yetkili mercilerce değerlendirildiği aktarıldı.

Ancak Nisan ayında Hollandalı ve Türk yetkililer arasında gerçekleşen üst düzey görüşmelerin ardından Baybaşin’in infaz koşullarında değişiklik yaşandığı belirtildi. 21 Mayıs’ta Lelystad Cezaevi’nden Alphen aan den Rijn Cezaevi’ne nakledilen Baybaşin, AIT’ye yerleştirildi.

Bu rejim kapsamında 12 ay boyunca aldığı ve gönderdiği yazışmaların kolluk denetiminden geçirilmesi, avukat görüşlerinin kamera altında yapılması ve başlangıç aşamasında aile ziyaretleri ile telefon görüşmelerinin kısıtlanması gibi uygulamaların devreye sokulduğu aktarıldı.

Sağlık durumu ve tecrit endişesi

Baybaşin’in sağlık sorunlarının da uzun süredir devam ettiği bildirildi. Haberde, son 20 yılda 90’dan fazla kez hastaneye sevk edildiği ve kronik sağlık sorunları bulunduğu belirtilirken, Hollanda medyasında yer alan bilgilere göre psikiyatristinin Şikâyet Komitesi’ne gönderdiği mektupta yeniden tecrit koşullarının Baybaşin’in travma sonrası stres bozukluğunu ciddi biçimde tetiklediğine dikkat çekildi.

RûpelNews’e konuşan yakınları ise son sağlık olayının kendilerinde ciddi endişe yarattığını söyledi. Yakınları, hücrenin çok küçük olduğunu ve Baybaşin’in burada nefes almakta zorlandığını belirterek, 10 Ağustos’ta oksijen alamaması nedeniyle baygınlık geçirdiğini ve ardından hastaneye kaldırıldığını iddia etti.

Yakınları, yaşanan olayın ardından Baybaşin’in hayati durumundan endişe ettiklerini belirterek Hollanda’daki insan hakları kuruluşlarının konuya müdahil olması çağrısında bulundu.

“Neden tutulduğunu avukatları da bilmiyor”

Baybaşin’in yakınları, kendisinin mevcut durumda neden tutulduğunun kendilerine açıklanmadığını ve avukatlarının da bu konuda bilgi sahibi olmadığını söyledi. Yakınları, Baybaşin’in cezasının sona erdiğini ve buna rağmen cezaevinde tutulmaya devam ettiğini öne sürerek mevcut uygulamanın hukuki gerekçesinin açıklanmasını istedi.

Aile üyeleri ayrıca, Baybaşin’in geçmişte cezaevinde birçok kez zehirlenmeye çalışıldığı yönünde kendilerine bilgi ulaştığını savundu. Bu iddialara ilişkin belgeleri beklediklerini belirten yakınları, mevcut gelişmelerin geçmişte yaşandığını ileri sürdükleri olaylarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Mehmet Ağar ve Hollanda bağlantısı iddiası

Baybaşin’in yakınları, kendilerine ulaşan bazı bilgilere dayanarak Hollanda’da Baybaşin’in durumunu etkileyen bir organizasyon bulunduğunu iddia etti. Yakınları, bu yapının başında eski Türkiye İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın bulunduğunu, oğlu Tolga Ağar ile Şengal Atasagun’un da yapı içerisinde yer aldığını ileri sürdü.

Söz konusu iddiaların henüz belgelerle kendilerine ulaşmadığını belirten yakınları, kaynaklarının daha önce de kendilerine bilgi verdiğini ve bazı bilgilerin daha sonra doğrulandığını savundu. Aile, belgelerin kendilerine ulaşması halinde bunları kamuoyuyla paylaşacaklarını ifade etti.

“Ölüm listesinde hayatta kalan tek isim”

Baybaşin’in yakınları, 1990’lı yıllarda gündeme gelen Kürt iş insanlarına yönelik ölüm listelerine ilişkin iddiaları da gündeme getirdi. Yakınları, Baybaşin’in söz konusu listelerde yer alan isimlerden biri olduğunu ve dönemin siyasi ve güvenlik yapılanmalarıyla bağlantılı olarak birçok kişinin faili meçhul cinayetlerde öldürüldüğünü savundu.

Baybaşin’in o döneme ilişkin bilgi sahibi olan ve bugün hayatta kalan isimlerden biri olduğunu belirten yakınları, cezaevinde tutulmasının geçmişteki bu olaylarla bağlantılı olabileceğini ileri sürdü. Ancak bu iddialara ilişkin belgelerin henüz kendilerine ulaşmadığını da ifade etti.

Türkiye ve Hollanda arasında siyasi bağlantı iddiası

Yakınları, Hollanda devletindeki bazı mekanizmaların Türkiye’deki siyasi ve güvenlik aktörleriyle bağlantılı hareket ettiğini savundu. Söz konusu yapı içerisinde bazı İngiliz kişilerin de bulunduğunu ve farklı grupların birlikte hareket ettiğini ileri sürdü.

Baybaşin’in avukatlarının da şartlı tahliye ve af taleplerinin gündemde olduğu bir dönemde gerçekleştirilen naklin Türkiye-Hollanda ilişkileriyle bağlantılı olabileceğini savunduğu aktarıldı.

İnsan hakları kurumlarına çağrı

Baybaşin’in yakınları, ailesiyle görüştürülmemesi, iletişim imkanlarının kısıtlanması ve sağlık durumuna ilişkin yeterli bilgi alamamaları nedeniyle Hollanda’daki insan hakları kurumlarına çağrıda bulundu.

Yakınları, özellikle 10 Ağustos’ta yaşandığını iddia ettikleri nefes alamama ve baygınlık olayının ardından Baybaşin’in yaşamından endişe ettiklerini belirterek, cezaevi yönetimi ve avukatlarıyla temas kurulmasını ve durumun bağımsız biçimde incelenmesini istedi.

Paylas: