Hatimoğlulları: Çözüm İran'ın bombalanması değildir
RûpelNews - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu.
Hatimoğulları, ABD/İsrail ve İran savaşı hakkında yaptığı açıklamada, “Çözüm İran’ın bombalanması değildir. Çözüm savaşta değil, Demokratik İran rejiminin inşasındadır” dedi.
İran’daki molla rejiminin kadınlara, emekçilere ve farklı halklara yönelik baskıcı politikalarına karşı olduklarını vurgulayan Hatimoğulları, buna rağmen çözümün dış müdahale ve bombardıman olmadığını dile getirdi. ABD-İsrail saldırılarının meşrulaştırılamayacağını belirten Hatimoğulları, İran’ın geleceğini İran halklarının Kürtler, Azeriler ve Farslar başta olmak üzere belirlemesi gerektiğini söyledi.
Taraflara ateşkes çağrısı
Taraflara acil ateşkes ve müzakere çağrısında bulunan Hatimoğulları, İran yönetiminin de kadınlar, gençler, yoksullar ve Kürtler dahil tüm kesimlerin demokratik taleplerini karşılaması gerektiğini ifade ederek, kalıcı çözümün demokratik bir İran’ın inşasından geçtiğini kaydetti.
Çözüm süreci açıklaması
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yıl dönümünde yapılan toplantıya ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Hatimoğulları, Öcalan’ın mesajında sürecin yeni aşamasının “demokratik entegrasyon” olduğunu vurguladığını ve bunun Cumhuriyetin kuruluşu kadar tarihî önemde görüldüğünü aktardı. Şiddet temelli siyasetin sona ermesi ve demokratik, hukuk temelli bir sürecin başlatılması gerektiğinin altının çizildiğini belirtti.
Hatimoğulları, Kürt halkının ve toplumun temel taleplerinin karşılanması için AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, kayyım atanan belediyelerin iadesi, hasta tutukluların tahliyesi ve infaz uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Öcalan’ın koşullarının da yasal güvenceye kavuşturulmasının önemine işaret ederek, somut adımlar atılmadıkça toplumsal güvenin zayıfladığını ifade etti.
Sürecin üç temel adım üzerine inşa edilebileceğini dile getiren Hatimoğulları, eşit yurttaşlık temelinde demokratik bir hukuk düzeni, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve siyasi-toplumsal örgütlenme özgürlüğünün genişletilmesini önerdi. Bu adımların hem Kürt meselesinin çözümüne hem de Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunacağını kaydetti.