HABER - ANALİZ - İran savaşı: Siyaset ve ekonomi alarmda
RûpelNews - ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı koordineli saldırılar, misillemelerle birlikte 14. gününe ulaştı. Ağır bombardımanlar ve füze atışları, bölgedeki siyasi dengeleri sarsarken, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışını tehdit ediyor. Körfez ülkeleri de saldırıların hedefinde. Dünya medyası, çatışmanın küresel enerji piyasaları, ekonomik istikrar ve uluslararası diplomasi üzerindeki etkilerini aktarıyor. Uzmanlar, savaşın uzun sürmesi hâlinde hem bölgesel hem küresel ölçekte ciddi ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Savaşın başlangıcı ve bugünkü durumu
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail, İran’a koordineli hava ve füze saldırıları başlattı. Bu saldırılarda İran’ın üst düzey lider kadrosuna yönelik hedefler vuruldu ve İran’ın lideri Ayetullah Ali Hamaney dahil bazı üst düzey isimlerin öldüğü bildirildi. Bu eylemler “Destansı Öfke” adıyla anıldı ve sonrasında bölgesel çapta bir çatışma başladı.
Saldırılara misilleme olarak İran, ABD ve İsrail hedeflerine yönelik füze ve İHA saldırılarını artırdı. Savaş hızla devam ediyor ve taraflar arasında doğrudan çatışmalar sürüyor.
Stratejik ve askeri gelişmeler
Çatışmaların ilk haftalarına dair analizlerde, ABD ve İsrail’in hava savunma sistemlerinin İran’ın saldırılarını büyük ölçüde engellediği, fırlatılan füzelerin yaklaşık %90’ından fazlasının hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hâle getirildiği belirtiliyor.
Uzmanlar İran’ın uzun vadeli bir dayanıklılık stratejisi izlediğini ve enerji altyapılarına yönelik saldırılar planladığını; bununla hem ekonomik etkiler yaratmayı hem de savaşın sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçladığını ifade ediyorlar.
Siber güvenlik ve yeni cepheler
Savaşın bir diğer boyutu da siber alana yayıldı. İran bağlantılı hacker gruplarının ABD, İsrail ve Körfez ülkelerine yönelik siber saldırılar düzenlediği, kritik altyapılara ve savunma sanayi şirketlerine saldırıların yapıldığı bildirildi. Uzmanlar, bu durumun askeri cephe dışındaki savaş alanını genişlettiğine dikkat çekiyor.
Analist değerlendirmeleri
Atlantik Konseyi gibi uluslararası düşünce kuruluşlarının analizlerine göre, bu dönemde çatışma hem askeri hem ekonomik boyutuyla çok yönlü bir krize dönüşmüş durumda. Tarafların stratejilerinin ve dayanıklılıklarının savaşın süresini belirleyebileceği belirtiliyor.
Uluslararası tepkiler ve diplomasi
Birleşmiş Milletler ve birçok ülke, çatışmaların genişleyen etkileri nedeniyle diplomatik girişimlerin artırılmasını çağırırken, taraflara ateşkes ve müzakere çağrısı yapıldı. Özellikle enerji güvenliği ve ekonomik istikrarın korunması için diplomasi önem kazanıyor.
Dünya ekonomisine etkiler
İran–İsrail–ABD çatışmaları, özellikle Hürmüz Boğazı gibi stratejik enerji güzergâhlarını etkiledi. Bu durum, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin risk altında olmasına yol açtı ve petrol fiyatları 100 doların üzerine çıktı.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, küresel enflasyon ve piyasa dalgalanmalarını tetikledi. Altın ve diğer güvenli liman varlıklara talep artarken, döviz piyasalarında da hareketlilik gözleniyor.
Savaşın devam etmesi, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyerek küresel ekonomik belirsizliği artırdı. Ticaret, taşımacılık ve enerji sektörlerinde aksaklıklar yaşanıyor.
Uzmanlar, çatışmanın uzun sürmesi halinde sadece bölgesel değil, küresel ekonomik büyüme ve enerji maliyetleri üzerinde de ciddi etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor.