TR KU AR
FB X IG
Dünya

Gizli belgeler: Hollanda Saddam'ın kimyasal gaz programına göz yumdu

Haber Merkezi
Editor
📅 15 Temmuz 2026 14:23
Hollanda'da yayımlanan araştırmacı gazetecilik platformu Follow the Money'nin (FTM) ulaştığı gizli arşiv belgeleri, 1980'li yıllarda Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak'ın kimyasal silah programına ilişkin çarpıcı iddiaları yeniden gündeme taşıdı.

RûpelNews - Araştırmaya göre Hollanda hükümeti, Irak'ın hardal gazı ve sinir gazı üretimi üzerinde çalıştığını yıllar öncesinden biliyordu. Buna rağmen bazı Hollandalı şirketlerin kimyasal silah üretiminde kullanılabilecek hammaddeleri ve fabrika ekipmanlarını Irak'a ihraç etmesine izin verildi.

Haberde ayrıca hükümetlerin yıllar boyunca parlamentoyu bu konuda eksik ve hatalı bilgilendirdiği öne sürüldü.

İstihbarat servisleri ayrıntılı bilgiye sahipti

Habere göre Hollanda askeri istihbaratı ile yabancı istihbarat servisleri, Irak'ın kimyasal silah programına ilişkin ayrıntılı raporları 1980'li yılların başından itibaren Lahey yönetimiyle paylaştı.

Arşiv belgelerinde, Irak'ın kimyasal silah tesislerinin uydu görüntüleriyle takip edildiği, hangi kimyasalları satın aldığı ve bunların hardal gazı ile tabun ve sarin gibi sinir gazlarının üretiminde kullanılabileceğinin devlet kurumlarınca bilindiği belirtiliyor.

ABD ve İsrail uyardı, ihracat sürdü

FTM'nin ulaştığı belgelere göre ABD, 1984 yılında Hollanda'yı resmen uyararak Irak'ın hardal gazı üretiminde kullanılabilecek bazı kimyasalları Hollanda'dan temin etmeye çalıştığını bildirdi ve ihracatın durdurulmasını istedi.

Daha sonra İsrail de benzer endişelerini Hollanda makamlarına iletti. Ancak habere göre bu uyarılar, hükümetin ihracat politikasında belirleyici bir değişikliğe yol açmadı.

Bolkestein ihracat kısıtlamalarının gevşetilmesini savundu

Araştırmada dönemin Ekonomi Bakanlığı Devlet Sekreteri ve daha sonra VVD lideri olan Frits Bolkestein'ın rolüne de geniş yer verildi.

Belgelere göre Bolkestein, Hollandalı şirketlerin uluslararası rekabette dezavantaj yaşamaması için ihracat iznine tabi kimyasal madde listesinin daraltılmasını savundu. Böylece Melchemie ve KBS Holland gibi şirketlerin Irak'la ticaretini kolaylaştıracak adımlar atıldığı öne sürüldü.

Parlamentonun eksik bilgilendirildiği iddiası

Haberde, 1986 yılında Irak'a yapılan kimyasal madde ihracatına ilişkin parlamentoda soru önergeleri verilmesinin ardından hükümetin kritik bilgileri paylaşmadığı ifade edildi.

ABD ve İsrail'in uyarılarının yanı sıra Irak'a yapılan bazı sevkiyatlara ilişkin bilgilerin milletvekillerinden gizlendiği öne sürülürken, anayasa hukukçusu Wim Voermans bunun parlamentonun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi yükümlülüğüyle bağdaşmadığını belirterek olayın parlamenter soruşturmayla incelenmesi gerektiğini savundu.

Halepçe'den sonra da ihracat iddiası

Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Halepçe Katliamı’na ilişkin oldu.

Belgelere göre 16 Mart 1988'de Halepçe'de binlerce Kürt sivilin kimyasal saldırıda hayatını kaybetmesinin ardından dahi Hollanda makamlarına Irak'a gönderilen bazı kimyasal maddelerin silah üretiminde kullanılabileceğine dair yeni bilgiler ulaştı.

FTM'nin aktardığına göre devlet kurumları, söz konusu maddelerin kimyasal silah üretiminde kullanılma ihtimalini "oldukça yüksek" olarak değerlendirse de ihracatı durduracak yeni bir adım atılmadı.

Van Anraat dosyasında da bilgi saklandığı öne sürüldü

Araştırmada, Irak'a kimyasal madde tedarik ettiği gerekçesiyle yargılanan Hollandalı iş insanı Frans van Anraat hakkında 2000'li yıllarda yürütülen süreçte de hükümetlerin parlamentoya tam bilgi vermediği iddia edildi.

Eski milletvekili Kris van Velzen'in yıllarca yönelttiği soru önergelerine verilen yanıtlarda önemli belgelerin paylaşılmadığı ve bazı cevapların gerçeği yansıtmadığı öne sürüldü.

Hollanda hükümeti: Dönemin koşulları farklıydı

Hollanda Dışişleri Bakanlığı ise iddialara verdiği yanıtta, 1980'li yıllarda ihracat kontrol mekanizmalarının bugünkü kadar gelişmiş olmadığını belirtti.

Bakanlık, kararların dönemin ulusal mevzuatı ve uluslararası düzenlemeleri çerçevesinde alındığını, hükümetin Irak'ın kimyasal silah kullandığı yönündeki iddiaları ciddiye aldığını ve olayların bugünün şartlarıyla değerlendirilirken ihtiyatlı olunması gerektiğini savundu.

Paylas: