Diyarbakır’dan yapay zekaya uzanan 35 yıllık yolculuk
RûpelNews - Öz Diyarbakır Gazetesi’ne konuşan, bilişim sektörünün kentteki ilk dönemlerine tanıklık eden isimlerden biri olan Yunus Altındağ, teknoloji alanındaki dönüşümün hızına dikkat çekti.
1990’lı yılların başında sınırlı imkânlarla başlayan yolculuğun bugün yapay zeka tabanlı yazılımlara kadar uzandığını belirten Altındağ, bu sürecin hem bireysel hem de sektörel anlamda büyük bir değişimi beraberinde getirdiğini ifade etti.
“Yapay zekanın gelişim hızına ben bile şaşkınım” diyen Altındağ, özellikle son yıllarda yaşanan teknolojik sıçramanın beklentilerin ötesinde olduğunu söyledi. Türkiye’de dijitalleşmenin önündeki en büyük engellerin başında ise altyapı eksiklikleri ve zihniyet sorunlarının geldiğini vurguladı.
Gençlere de çağrıda bulunan Altındağ, yazılım alanına yönelmeden önce güçlü bir mesleki temel edinmenin önemine dikkat çekerek, “Önce bir meslek öğrenin, ardından yazılımı bunun üzerine inşa edin” ifadelerini kullandı.
Sektöre giriş hikayeniz nasıl başladı?
1991 yılında Diyarbakır’da, o dönem birçok gazetecinin yetiştiği yerel bir Diyarbakır Gazetesi’nde başladım. Aslında amacım gazetecilik değil, bilgisayarı öğrenmekti. Hem aile bağlarımız vardı hem de orası bizim için bir okul gibiydi. Merakımız da vardı, bu sayede kendimizi geliştirdik.
O dönem bilgisayara bakış nasıldı?
Bilgisayar, insanların gözünde sadece gelişmiş bir daktiloydu. Yazdığını kağıt yerine ekranda görmek dışında çok büyük bir fark algılanmıyordu. Yani üretim ya da yazılım tarafı neredeyse hiç bilinmiyordu.
35 yılın ardından sizi en çok şaşırtan gelişme ne oldu?
Kesinlikle yapay zeka. Bu kadar hızlı ilerleyeceğini tahmin etmiyordum. 3-5 yılda gelişir diye düşünürken, son birkaç ayda kat ettiği mesafe gerçekten şaşırtıcı.
Türkiye’de ve özellikle Diyarbakır’da dijitalleşme ne durumda?
Aslında herkes dijitalleşmeye hazır olduğunu söylüyor ama iş uygulamaya gelince geri adım atılıyor. Kamu bütçe diyor, özel sektör destek bekliyor. Ama asıl sorun altyapı ve yönetim. Türkiye’de sistemler yoğunlukta çöküyor ama aynı kullanıcılar global platformlarda sorun yaşamıyor. Bu tamamen yatırım ve planlama meselesi.
Nexvera markası nasıl ortaya çıktı?
Nexvera “ileri doğru” anlamına geliyor. Geliştirdiğimiz yapay zeka tabanlı yazılımları bu marka altında topluyoruz. POS sistemleri, market yazılımları, kamera ve güvenlik sistemleri için obje tanıma gibi birçok çözümümüz var. Yakında lansmana çıkacağız.
Şirketinizi neden Estonya merkezli kurdunuz?
Estonya, SaaS ve girişimcilik konusunda çok daha destekleyici bir ülke. Global pazara açılmak için daha uygun bir ekosistem sunuyor. Bu nedenle orada yapılanma kararı aldık.
Diyarbakır’dan dünyaya açılmak zor oldu mu?
Aslında bu bir ihtiyaçtı. Çünkü geliştirdiğimiz yapay zeka çözümlerinin yerelde karşılığı sınırlıydı. Ayrıca yerel firmalara karşı bir güvensizlik de var. Bu da büyümeyi zorlaştırıyor.
Gençlere neden “önce meslek sonra yazılım” diyorsunuz?
Çünkü yazılım tek başına yeterli değil. Bir yazılımcı kod yazabilir ama ne yazacağını bilmiyorsa ortaya anlamlı bir ürün çıkmaz. Önce bir meslek öğrenilmeli, sonra yazılım ile desteklenmeli. Bu kombinasyon başarı getirir.
Eğitim sistemi bu noktada yeterli mi?
Yetersiz. Yazılım eğitimi çok daha erken yaşta başlamalı. Üniversiteye gelen bir öğrencinin temel düzeyde yazılım bilgisi olması gerekiyor. Avrupa’da bu standart haline gelmiş durumda.
5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
Hedefimiz Körfez ülkelerinde güçlü bir yazılım markası olmak. Avrupa’daki rakiplerimiz güçlü ama bizim de rekabet edecek teknolojimiz var.
Diyarbakır’da dijital dönüşüme direnç var mı?
Ne yazık ki var. İnsanlar sorun yaşamadan çözüm aramıyor. Bu da kültürel bir refleks. Daha açık ve yeniliğe hazır bir yapı gerekiyor.
Okullardaki güvenlik sorunları için teknolojik çözüm ne olabilir?
Yapay zeka destekli kamera sistemleri şart. Şiddet anını algılayıp anında aileye ve güvenlik güçlerine bildirim gönderen sistemler kurulmalı. Biz bu projeyi önerdik ama ilgi görmedi. Oysa bu tür çözümler hayati önem taşıyor.
Çocukların sosyal medya kullanımı sınırlandırılmalı mı?
Kesinlikle evet. Özellikle 10-12 yaş altı için kısıtlama şart. Ailelerin de çocuklarını dijital ortamda yakından takip etmesi gerekiyor.
Son olarak mesajınız nedir?
Gençlere tekrar söylüyorum: Önce meslek, sonra yazılım. Ayrıca yapay zekanın gelişimiyle birlikte birçok meslek dönüşecek. Herkesin kendine yeni bir alan oluşturması gerekiyor.
Diyarbakır’da başlayan bir merakın, bugün uluslararası pazarlara açılan bir teknoloji vizyonuna dönüştüğünü belirten Yunus Altındağ, hem kamuya hem özel sektöre daha cesur adımlar atma çağrısı yaptı. Altındağ’a göre, dijital dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluk.