TR KU AR
FB X IG
Kürdistan

DERLEME- Kobani ve Heseke'deki olaylar neye işaret ediyor? Olaylar ayrı tepki ortak

Hasan Kosen
Editor
📅 12 Eylül 2026 15:31
Rojava’da son günlerde yaşanan gelişmeler, tek bir olayın sonucu olmaktan çok, Suriye’de yeni yönetimle Kürtler arasındaki ilişkinin ne yöne evrileceğine dair biriken soru işaretlerini görünür hale getirdi. Hasekê’de Kürt bir askerin vahşice öldürülmesiyle başlayan öfke ile Kobanê’de cezaevindeki tutukluların nakledilmesine yönelik protestolar, farklı olaylar olmalarına rağmen aynı siyasi zeminde buluştu: Şam yönetiminin Kürtlerle yürüttüğü entegrasyon sürecine yönelik güvensizlik.

RûpelNews - Son gelişmelerin anlaşılması açısından en önemli ayrıntılardan biri, Hasekê ve Kobanê’de yaşananların aynı olay olmadığı.

Hasekê’de Suriye Arap Ordusu mensubu Kürt asker Sami Şeyhmus’un, diğer adıyla Sipan Heso’nun öldürülmesine ilişkin görüntülerin yayılması Kürt kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı. Görüntülerde Şeyhmus’un boğazının kesildiği ve cansız bedeninin kurşunlandığı iddia edildi. Bunun ardından binlerce kişi sokaklara çıkarak protesto gösterileri düzenledi. Güvenlik güçlerinin müdahalesinde çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Kobanê’deki gelişmeler ise farklı bir olayın sonucu olarak ortaya çıktı. Cezaevindeki tutukluların Halep’teki cezaevlerine nakledilmesine karşı çıkması, gerilimi tırmandırdı. Bazı tutukluların bedenlerini ateşe verdiği ve Halep’e gönderilmektense yaşamlarına son vermeyi tercih edeceklerini söyledikleri aktarıldı. Yaşanan olaylarda 9 kişi hayatını kaybetti, en az 17 kişi yaralandı.

Bu iki gelişmenin bazı medya kuruluşlarında tek bir olaymış gibi aktarılması, Kobanê’deki krizin arka planının anlaşılmasını zorlaştırdı. Oysa iki olayın doğrudan birbirinden ayrı olduğu görülüyor.

Kobanê’de gerilimin merkezinde ne var?

Kobanê’deki gerilimin merkezinde tutukluların Halep’e nakledilmesi bulunuyor. Edinilen bilgilere göre tansiyon, güvenlik güçlerinin 27 Kobanêli genci gözaltına almasıyla yükseldi. Gençlerden 10’unun daha sonra serbest bırakıldığı, 17 kişinin ise yaklaşık 50 araçlık askeri ve güvenlik konvoyuyla Halep’e götürüldüğü belirtildi.Bu gelişme, kentte zaten yüksek olan güvensizliği daha da artırdı.

Kürt kamuoyundaki temel soru ise şu noktada yoğunlaşıyor: Entegrasyon olarak tanımlanan süreç, Rojava’daki mevcut güvenlik ve yönetim yapılarının Şam’ın kurumlarıyla nasıl bir ilişki kuracağı konusunda gerçekten ortak bir zemine mi dayanıyor, yoksa kararlar merkezi yönetim tarafından mı belirleniyor?

Son olaylar, bu sorunun henüz net bir cevaba kavuşmadığını gösteriyor.

Krizin büyüdüğü sırada dikkat çeken ziyaret

Gerilimin yükseldiği sırada Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi’nin Kobanê’ye gitmesi de dikkat çekti. Ziyaret, yaşanan krizin yalnızca yerel bir güvenlik meselesi olarak görülmediğini ortaya koydu.

Hasekê Vali Yardımcısı Ahmed Hilali’nin aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede ise intikam duygusuyla hareket edilmemesi gerektiği vurgulandı. Hilali, Hasekê’de Kürt askerin öldürülmesiyle ilgili kişilerin yakalandığını ve yasal çerçevede cezalandırılacaklarını söyledi. Kobanê’de yaşananların ise ayrı bir mesele olduğunu ifade etti.

Sokaktaki öfke olayların ötesine geçiyor

Ancak sokaktaki tepki yalnızca tek tek olaylarla sınırlı görünmüyor. Protestolarda sosyal medyaya yansıyan görüntülerde entegrasyon sürecini eleştiren slogan ve mesajların öne çıkması, meselenin daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüştüğüne işaret ediyor.

Kürtler açısından sorun, yalnızca güvenlik güçlerinin müdahalesi veya tutukluların başka kentlere nakledilmesi değil. Daha temel mesele, Şam ile Kürtler arasında varılan mutabakatların sahada nasıl uygulanacağı ve Rojava’daki mevcut yapıların geleceğinin ne olacağı.

Bu nedenle Kobanê’deki gelişmeler, tek başına bir cezaevi meselesi olarak okunmamalı.

Güvenlik meselesi yeniden tartışmanın merkezinde

Yaşanan protestolarla birlikte sosyal medyada Asayiş’in konumu ve kentin güvenlik yapısı da tartışmaya açıldı. “Kobanê’de Asayiş’i YPG-YPJ yönetiyor, şehirde HTŞ yok” şeklindeki değerlendirmeler üzerinden, göstericilere yönelik müdahalenin kim tarafından gerçekleştirildiği sorusu gündeme taşındı.

Bu tartışma, aslında entegrasyon sürecinin en hassas başlıklarından birine dokunuyor: Güvenlik.

Çünkü bir tarafta Şam yönetiminin ülke genelinde merkezi otoriteyi güçlendirme hedefi, diğer tarafta Rojava’daki Kürtlerin mevcut güvenlik ve yönetim mekanizmalarının korunmasına ilişkin beklentisi bulunuyor. Bu iki yaklaşım arasındaki sınırlar netleşmediği sürece benzer gerilimlerin ortaya çıkması ihtimali devam ediyor.

Sağduyu çağrısı: Gerilim daha fazla büyümesin

Suriye Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD) Kobanê Temsilcisi Adnan Bozan da yaşanan gerilimin büyütülmemesi gerektiğini belirterek halka sağduyu çağrısında bulundu. Bozan, provokasyonlara ve fitne çıkarmak isteyenlerin girişimlerine karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Bu çağrı önemli. Çünkü Kobanê’deki gerilim yalnızca Şam ile Kürtler arasındaki ilişki açısından değil, Rojava’nın kendi iç dengeleri bakımından da risk taşıyor.

Asıl sınav: Entegrasyon süreci

Son gelişmelerin ortak noktası burada ortaya çıkıyor. Hasekê’deki Kürt askerin öldürülmesi farklı, Kobanê’deki cezaevi krizi farklı bir olay. Ancak her iki olay da Kürt kamuoyunda Şam yönetimine yönelik güvensizliği büyüttü.

Dolayısıyla bugün Rojava’da yaşananları yalnızca “çatışma”, “cezaevi yangını” veya “gözaltılar” üzerinden okumak eksik kalır.

Asıl mesele entegrasyonun sahada nasıl karşılık bulacağıdır

Asıl mesele, Şam yönetimi ile Rojava’daki Kürtler arasında yürütülen entegrasyon sürecinin sahada nasıl karşılık bulacağıdır. Güvenlik, yerel yönetim, siyasi temsil ve Kürtlerin elde ettiği kazanımların geleceği konusunda tarafların beklentileri arasındaki fark büyüdükçe, küçük bir güvenlik olayı bile daha geniş bir siyasi krize dönüşebilir.

Kobanê’de yaşanan son gelişmeler, bu açıdan bir uyarı niteliğinde. Şam yönetimi açısından önümüzdeki dönemin en önemli sınavlarından biri, Rojava’daki Kürtlerin güvenini kaybetmeden merkezi yapıyla entegrasyonu nasıl gerçekleştireceği olacak.

Çünkü bugün sokaktaki öfkenin hedefinde yalnızca tek bir olayın sorumluları değil, giderek Şam yönetiminin Kürtlerle kurmaya çalıştığı yeni ilişkinin kendisi bulunuyor.

Paylas: