TR KU AR
FB X IG
Türkiye

Cumartesi Anneleri Mehmet Şerif Avşar için buluştu

Haber Merkezi
Editor
📅 02 Mayıs 2026 15:08
Cumartesi Anneleri, bu hafta 32 yıl önce Diyarbakır’da gözaltına alındıktan iki hafta sonra cansız bedeni bulunan Mehmet Şerif Avşar için adalet istedi.

RûpelNews - Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1101’incisini gerçekleştirdi.

İstanbul Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilen eyleme, kayıp yakınları ve çok sayıda hak savunucusu katıldı.

Bu haftaki eylemde, 32 yıl önce 22 Nisan 1994’te Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde iş yerinden sivil giyimli kişilerce “ifadesi var” denilerek götürülen ve iki hafta sonra cansız bedenine ulaşılan Mehmet Şerif Avşar için adalet talep edildi.

Eylemde basın metnini Cumartesi İnsanları’ndan Setenay Yarıcı okudu.

28 yaşındaki Avşar’ın alındığı günü anlatan Setenay Yarıcı, şunları aktardı:

“Avşar’ın kardeşleri resmi kimlik göstermelerini istedi. Bunun üzerine birisi dışarı çıkıp ‘Müdürüm’ dediği bir kişiyle döndü. Gelen şahıs, JİTEM’de uzman çavuş olarak görev yapan Gültekin Sütçü’ydü. Askeri kimlik gösterdi. ‘Bir şey olmayacak, ifadesini alıp bırakacağız’ dedi. Aile ikna olmadı. Bunun üzerine silahlar kardeşlere çevrildi. Tehditler yükseldi. Mehmet Şerif, kardeşlerine zarar gelmemesi için ‘Tamam, kardeşlerime dokunmayın, ben geliyorum’ diyerek onlarla gitmek zorunda kaldı. Tanıkların gözleri önünde, 7 kişilik ekip tarafından sürüklenerek araca bindirildi. Kardeşleri peşlerinden gitti; onu Diyarbakır’da JİTEM merkezi olarak bilinen Saraykapı Jandarma Komutanlığı’na götürdüklerini gördü.”

"Gözaltına alındı, sorgulandı ve öldürüldü"

Aile’nin alay komutanlığına hemen başvurup Avşar’ın akıbetini sorduğunu aktaran Setenay Yarıcı, devamında şunları dile getirdi:

“Biz gözaltı yapmıyoruz, araştıracağız. Siz burada beklemeyin’ denildi. Ama onlar bekledi. Beklerken, Şerif’i götüren kişileri askeriyenin bahçesinde kendi gözleriyle gördüler. Ailenin İnsan Hakları Derneği’nin (İHD), Uluslararası Af Örgütü’nün tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. İki hafta sonra Mehmet Şerif Avşar’ın ağır işkence izleri taşıyan cansız bedeni Lice yolunda, metruk bir binada bulundu. Mahkeme kararlarına göre; Avşar jandarma komutanlığına kayıtlı araçla gözaltına alındı, sorgulandı ve öldürüldü. Ancak yargılama süreci, bu suçu bir örgütlü yapı ve sistematik bir politika olarak ele almak yerine, bireysel bir cinayet gibi değerlendirdi. Böylece gerçek sorumluların önemli bir kısmı yargı önüne çıkarılmadı.”

"AİHM Türkiye'yi mahkum etti"

Yıllar süren yargılamaları sonucunda faillerin bir kısmının tespit edildiğini söyleyen Setenay Yarıcı, şunları belirtti:

“Korucu Ömer Güngör 20 yıl, itirafçı Mesut Mehmetoğlu, korucular Fevzi Gökçen, Yaşar Günbatı, Aziz Elbey ve Zeyat Akçin 6’şar yıl hapisle cezalandırıldı. Olaydan 14 yıl sonra da uzman çavuş Gültekin Sütçü 30 yıl hapis cezası aldı. Faillerden bir kısmının tespit edilmiş ve cezalandırılmış olması yürütülen soruşturma ve yargılamanın tek başına yeterli ve etkin olduğu ve adaleti sağladığı anlamına gelmez. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Temmuz 2001 tarihli kararında; her ne kadar itirafçı Mesut Mehmetoğlu ve 5 köy korucusunun mahkum edilmesiyle sonuçlanan bir kovuşturma olsa da yürütülen adli sürecin Mehmet Şerif Avşar’ın kaçırılması ve öldürülmesinde resmi makamların rolünün ve sorumluluğunun ortaya çıkarılmadığını açıkça tespit etti. Türkiye’yi, etkili soruşturma yürütmediği ve yaşam hakkını korumadığı için mahkum etti.”

Aradan geçen 32 yılda hala Avşar için adalet istediklerini belirten Setenay Yarıcı, sorumluların yargılanması gerektiğini belirterek, “Devletin bu suçtaki sorumluluğunu kabul etmesini, hakikatin tüm açıklığıyla ortaya çıkarılmasını istiyoruz” dedi.

 

 

 

 

 

Paylas: