Bakırhan: Kürtler ayrılmak isteseydi burada olmazdık
RûpelNews - TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen çerçeve yasa teklifinin Genel Kurul görüşmelerinde söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt meselesi, silah bırakma süreci ve teklifin ardından atılması gerektiğini söylediği demokratikleşme adımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Görüşülen kanun teklifini “çatışma çözümünün ilk adımı” olarak nitelendiren Bakırhan, düzenlemenin bir ayrıcalık ya da taraflar arasında bir “al-ver” meselesi olmadığını söyledi.
Bakırhan, “Bu yasa ve süreç taviz değildir; yenme ve yenilme hiç değildir. Bu sürecin tek bir kazananı var. O da tüm Türkiye’dir, 86 milyon yurttaşımızdır” dedi.
“Vatan ortak, gelecek ortak”
Konuşmasında Türk yurttaşlara seslenen Bakırhan, sürecin ülkenin bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluşturmadığını savundu.
Bakırhan, “Ülkenin bütünlüğü ve değerleri asla müzakere konusu değildir” diyerek şöyle devam etti:
“Yüz yıldır size ‘bölüneceğiz’ korkusu anlatıldı. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey, çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır.”
Çatışmalarda yakınlarını kaybeden ailelere de seslenen Bakırhan, acıların yarıştırılmaması gerektiğini belirterek, “Evlatlarınızın hatırasına gösterilecek en büyük hürmet, başka hiçbir evladın ölmemesi ve zarar görmemesidir” ifadelerini kullandı.
“Bu süreç kimliğimizin eritilmesi değil”
Kürt toplumundaki sürece ilişkin kaygılara da değinen Bakırhan, geçmiş deneyimler nedeniyle ortaya çıkan “yeniden kandırılma” endişesini anladıklarını söyledi.
Bakırhan, “Bu süreç kimliğimizin eritilmesi değil, varlığımızın hukukla buluşmasıdır” diyerek Kürtlerin demokratik hakları için siyasi mücadelenin devam edeceğini vurguladı.
“Ateş ateşle söndürülmez” anlamına gelen Kürtçe “Agir bi agir venamire” sözünü kullanan Bakırhan, bir tarafın yenilgisi üzerine kurulacak düzenin yeni çatışmalara zemin hazırlayacağını ifade etti.
Öcalan’ın “kurucu rolüne” vurgu
Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın sürecin başlamasındaki rolüne dikkat çekti.
“Sayın Öcalan’ın bu kurucu rolünün altını önemle çiziyoruz” diyen Bakırhan, Öcalan’ın “Türkiye çözümünden yana çabalarının önyargılarla değil, hakkaniyetle görülmesi gerektiğini” söyledi.
Bakırhan ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçteki rolüne de vurgu yaptı.
“Kürt jeopolitiği Ortadoğu’nun düğümünü çözmenin siyasi coğrafyasıdır”
Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Bakırhan, Irak, Suriye, İran ve Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin değiştiğini belirterek Kürtlerin bölgedeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Kürtler, dört ülkeye yayılan tarihsel ve toplumsal bir gerçeklik olarak bu dönüşümün önemli bir dengesidir” diyen Bakırhan, “Kürt jeopolitiği, Ortadoğu’nun düğümünü çözmenin siyasi coğrafyasıdır” ifadelerini kullandı.
Bakırhan, Türk-Kürt ilişkilerinin bu çerçevede yeniden ele alınmasının Türkiye ve bölge açısından fırsat yaratacağını savundu.
Ekim ayını işaret etti: Demokratikleşme adımları atılmalı
Çerçeve yasa teklifinin yalnızca “ilk adım” olduğunu belirten Bakırhan, asıl sürecin Meclis’in ekim ayında yeniden açılmasıyla başlaması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, parlamentonun yeni dönemde “demokratik entegrasyon, özgürlükler ve hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal düzenlemelere” yönelmesi gerektiğini belirterek, Kürtlerin yanı sıra Aleviler, kadınlar, işçiler ve haksızlığa uğradığını söylediği diğer kesimleri kapsayan bir “yeniden inşa süreci” çağrısı yaptı.
Anadilde eğitim, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi mesajı
Teklifte eksiklikler bulunduğunu da söyleyen Bakırhan, DEM Parti’nin yasaya destek vermesinin diğer taleplerinden vazgeçtiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Bakırhan, “Bu yasada yok diye; anadil, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi başta olmak üzere demokratik haklar unutulmuş talepler değildir. Bunlar sürecin olmazsa olmazıdır. Barışa giden yolun taşlarıdır” dedi.
Teklifi “temel” benzetmesiyle anlatan Bakırhan, “Temel, tek başına ev değildir” diyerek nihai hedeflerinin hukuk devleti, eşit yurttaşlık, demokratik siyaset ve toplumsal barış üzerine kurulu “demokratik Türkiye Cumhuriyeti” olduğunu ifade etti.
“Her yıl 50 milyar dolar ekonomiye gidecek”
Bakırhan, çatışmalı sürecin ekonomik maliyetine de değinerek barış ortamının kaynakların farklı alanlara aktarılmasını sağlayacağını savundu.
“Her yıl elli milyar dolar artık acıları çoğaltan çatışmaya değil, bereketi çoğaltan ekonomiye gidecek” diyen Bakırhan, kaynakların okul, hastane, üretim ve yatırım alanlarında kullanılabileceğini söyledi. Türk-Kürt ilişkilerinin demokratik ve eşit bir zeminde yeniden kurulmasının enerji ve ticaret koridorları açısından da Türkiye’ye avantaj sağlayacağını ileri sürdü.
Bakırhan konuşmasını, çerçeve yasa teklifinin “bir daha hiçbir zaman silahın konuşmadığı bir geleceğin ilk mührü” olması temennisiyle tamamladı.